Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
İki Farklı Disiplinden İki "Maria"nın Hikâyesi
Maria Montessori (Genius Series, 2020)
BİYOGRAFİ

İki Farklı Disiplinden İki "Maria"nın Hikâyesi

Tarih, sıradışı başarılarıyla ölümsüz olan kadınların hikâyeleriyle dolu. Bu yazımızda iki farklı disiplinden iki farklı dikkat çekici kadının hikâyesini sizin için bir araya getiriyoruz.

Yayın Tarihi :10 Eyl 2022
Süre :1.5 Bardak
İki "Maria", iki farklı bilim insanı. Ortak noktaları, bilim tarihinde iz bırakan başarıları ve sıradışı hikâyeleriyle isimlerini ve çalışmalarını ölümsüz kılmaları. Arkeolog Maria Reiche ve doktor/eğitimci Maria Montessori'nin hikâyelerinden ilham almak almak için yazımızı okumaya devam edin.

Maria Reiche (1903-1998)
Maria Reiche (1903-1998)

Peru'daki bir çölde, ufak bir evde, Maria Reiche adında maceraperest bir Alman matematikçi yaşardı. Çölün kuru kayalarının üzerine çizilmiş yüzlerce çizgi vardı. Ne anlama geldiklerini, neden orada bulunduklarını ve ne zamandan beri orada olduklarını kimse bilmiyordu. "Nazca Çizgileri" denen bu gizemli çizgiler, Maria için bir tutkuya dönüştü.
 
(Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler, Hep Kitap, 2022)
Maria Reiche, Almanya doğumlu matematikçi ve arkeolog. Dresden Teknik Üniversitesi'nde matematik, coğrafya ve dil üzerine çalışan Reiche, 1932'de Peru, Cusco'daki Alman Konsolosluğu'nda çalışmaya, buradaki çocuklara dadılık ve öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Burada kalıp bilimsel çeviriler yapmış ve öğretmenliğe devam etmiş, İkinci Dünya Savaşı başladığında Almanya'ya dönmemeye karar vermiştir.

1940 yılında Nazca Çizgileri'ni bulan Amerikalı arkeolog Paul Kosok'a asistanlık yapmaya başlamış ve buradaki figürlerin haritasını çıkarmaya başlamıştır. Kosok araştırmayı bıraktığında Reiche tutkuyla bağlandığı bu alanda çalışmaya devam etmiştir.

Maria Reiche (1903-1998)
Güney Peru'daki Nazca Çölü'nde yer alan Nazca Çizgileri, üçgen, kuş, maymun, köpek, örümcek ve çiçek gibi çeşitli canlı türlerinin çizimlerinden ve geometrik figürlerden meydana gelmektedir. Bunları kimin ne zaman çizdiği tam olarak bilinmemekle birlikte Reiche, bu çizgilerin güneş takvimi olarak kullanıldığını, astronomik döngüleri gözlemlemek amacıyla yaratıldığı teorisini savunmuştur. Reiche, çok yüksekten daha net şekilde görülebilen ve bazıları kilometrelerce uzunlukta olan bu çizgilere dair geliştirdiği teorileri The Mystery of the Desert başlıklı kitabında bir araya getirmiştir.

1994 yılında Peru vatandaşı olan ve bölgenin korunması için hükümeti ikna eden Reiche, bugün "Çizgilerin Kadını" olarak tanınmaktadır. Ölümünden sonra Nazca'daki evi müze olarak ziyaretçilere açılmış, ismi pek çok okul ve enstitüyle onurlandırılmıştır.

Maria Montessori (1870-1952)
Maria Montessori (1870-1952)
 
Bir zamanlar, engelli çocuklarla çalışan bir öğretmen vardı. Adı Maria'ydı. Aynı zamanda bir doktordu(...) Maria, çocukları kimseye bağlı olmadan dünyayı kolayca keşfetmeye teşvik eden oyuncaklar yarattı. Onun derslerinde çocuklar, gömleklerinin düğmelerini açıp kapamayı, bir bardak suyu dökmeden taşımayı, masayı yanlarına çekmeyi öğrendiler.

(Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler, Hep Kitap, 2022)
Maria Montessori, İtalyan bilim insanı, eğitimci ve kendi adını taşıyan "Montessori Metodu"nun kurucusu. İtalya'nın Chiaravalle şehrinde dünyaya gelen Montessori, 1896'da İtalya'nın ilk kadın doktoru unvanını almıştır ve kadın hakları konusunda mücadele vermiştir. Londra ve Berlin'de ülkesini temsil ederek çeşitli konferanslara katılmıştır.

Maria Montessori (1870-1952)
Montessori, mezun olduktan Roma'da özel eğitim ihtiyacı olan çocuklarla çalışmış ve sağlık, felsefe, psikoloji ve eğitim alanında kendini geliştirmiştir. Bu çocukların zihinsel eksikliklerinin çoğunlukla pedagojik bir problem olduğunu düşünmüştür. 6 Ocak 1907'de Roma'da, San Lorenzo'da 60 kişilik bir çocuk grubuyla çalışmak için diğer işlerinden vazgeçmiştir ve "Casa Bambini" yani "Çocuklar Evi"ni kurmuş, Montessori Metodu'nu geliştirmeye devam etmiştir.

Çocukların bireysel becerilerine, ilgi alanlarına ve özgün öğrenme hızlarına odaklanan pedagojik bir yaklaşımı benimseyen Montessori Metodu'nu çocukların nelerden hoşlanıp hoşlanmadıklarını yakından gözlemlenmesi ışığında geliştirmiştir. Ona göre çocuklar ödül, ceza ve toplu derslerden değil; özgür seçimden, hareket etmekten ve tekrar eden alıştırmalardan hoşlanıyordu ve bu yüzden yetişkin temelli değil, çocuk temelli bir eğitimi savunmuştur. Bugün onun yönetemi, dünyanın pek çok yerinde, hem devlet okullarında hem de özel okullarda benimsenmektedir ve ebeveynlerin dikkatini çeken bir yaklaşım olmaya devam etmektedir.
Yukarı Kaydır