Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
İdeoloji ve Medya Eleştirisi Üzerinden Videodrome’a Bakmak
KÜLTÜR/SANAT

İdeoloji ve Medya Eleştirisi Üzerinden Videodrome’a Bakmak

18 Kas 2022

Sinemada body horror janrının öncülerinden David Cronenberg diğer bilim kurgu yönetmenlerinden ayrı tutularak değerlendirilebilir. Nitekim Cronenberg bilim kurgu temalarını yalnızca korku ve gerilim türleriyle bir arada ele almakla yetinmiyor, aksine filmlerindeki birçok sahneyi alt-metin okumalarına izin verecek şekilde kurguluyor. Bu tarz okumaların mümkün olduğu filmlerin başında ise kültleşmiş bir yapım olarak Videodrome (1983) geliyor. Videodrome günümüz dünyasında halen geçerli olan tartışmalara otuz sene önceden ışık tutuyor çünkü medya halen ideolojinin güdümü altında bireyleri ve toplumları yeniden inşa ediyor.

2.5 Bardak
Dikkat! Spoiler İçerir!

Açılış sekansında CIVIC TV’de tıpkı günümüzdeki Siri veya Alexa’nın ses tonlarına benzer bir biçimde bir kadın sesinin hayatın her alanında hatta gece yatağa girdiğinizde dahi size eşlik edeceğini dinlerken, niş bir kitleye sahip ve erotik yayınlar yapan bu küçük televizyonun sahibi ve ana karakter Max Renn’i görüyoruz. Cinsellik ve şiddet konusunda liberal bir tavra sahip olan ve özgürlükçü bakış açısıyla medyanın insanların derinlerinde yatan hazlara seslenmesi konusunda asla tutucu olmayan Max, yenilikçi olduğu kadar meraklıdır da. Teknik işlerden sorumlu çalışanı Harlan’ın uydu frekanslarına takılan sıra dışı ve ürkütücü bir video kayıttan bahsetmesiyle Videodrome’un ilk ayak seslerini duyarız ve en az Max kadar heyecanlanırız da. Çünkü ortada kayıttan ürkütücü kesitleri görürken Max’le birlikte gördüklerimizin plot mu yoksa gerçek mi olduğu konusunda kararsız kalırız.

Excerpt from Videodrome via utvac.org
Cinsellik ve şiddetin medyadaki boyutlarının tartışıldığı bir televizyon programında radyo sunucusu genç ve güzel kadın Nicki Brand ile flört eden Max, ilerleyen zamanlarda yakınlaşmaları esnasında hem kendisinde hem de Brand’de şiddete karşı duydukları eğilimi yavaşça gün yüzüne çıkarır. Ve tabii ki evde kasetlerinin arasında bulunan Videodrome’u birlikte izlerler. Ve buradan sonra işler geri dönülmez bir hal alır. Çünkü sonradan anlayacağımız üzere Videodrome aslında izleyenlerde beyin tümörüne yol açan ve gerçek ve halüsinasyonlar arasındaki ayrımı flulaştıran bir etki yaratıyor. Hatta televizyon programına uzaktan katılan medya teorisyenlerinden Brian Oblivion aslında çoktan ölmüştür ve programda gösterilen yalnızca bir video kaydından ibarettir.

Videodrome’un geleceğin işi olduğu konusunda emin olan ve bunun peşine birlikte çalıştığı pornocu Masha aracılığıyla düşen Max, aslında Videodrome’un yalnızca bir medyatik çalışma olmadığının, aksine çok daha sistemli ve yapılandırılmış radikal bir politik hareketin aracı olduğunu fark eder. Ancak iş işten çoktan geçmiştir, çünkü tümör Max’in algılarını ve hatta bedenini de bozmaya başlamıştır. Karnında açılan bir delik ve elinde silah ile artık bireysel kimliğini kaybedip adeta bir kuklaya veya gözü dönmüş bir militana dönüşen Max, çalışanı Harlan’ın da bir parçası olduğu ve Kuzey Amerika’nın püritenleşmesini amaçlayan bu yapının emirleri üzerine kendi TV kanalının ortaklarını öldürür.

Excerpt from Videodrome via MUBI
Fakat bahsettiğimiz kimliksizleşme öyle bir anda ve bütüncül bir biçimde gerçekleşmemiştir. Nitekim işlediği cinayetler sonrası ofisten kaçarken film boyunca kısa da olsa derinden bir biçimde yardımcı olma isteği duyan sekreterine yine Max Renn, yani bir insan olarak bakışını gözden kaçırmak mümkün değil. İşte bu kimliksizleştirme ve ideolojik bir yapının medya aracılığıyla adeta bir nefer yaratma süreci içinde Renn bu kez soluğu Videodrome’un kurbanı olan teorisyen Brian Oblivion’un kızı Bianca’nın yanında alır. Çünkü yapı Bianca’nın öldürülmesini emretmiştir. Ancak bu karşılaşma verilen görevin yerine getirilmesiyle tamamlanmaz, çünkü Bianca temsilciliğinde new flesh yani yeni beden sloganıyla Cronenberg’in sonraları da kullanacağı slogan, bu kez karşı devrimin bir mottosu olmuştur ve Renn’i bir kez daha dönüştürmüştür. Bu kez Bianca’nın isteği üzerine eski çalışanı Harlan’ı ve patronunu öldüren Max Renn, filmin sonunda bir televizyon ekranında Videodrome keşfi esnasında kaybolan eski flörtü Nicki’nin geleceği gösteren telkinlerine karşı koyamaz ve tıpkı ekranda görüldüğü gibi kendini öldürür.

Excerpt from Videodrome via collider.com
Her sahnesi bilim kurgu ve aksiyonun yanı sıra ideoloji ve medya üzerine düşündürten Videodrome için söylenecekler çok fazla. Gerçeğin kendisinin tartışmalı hale geldiği yapımda birçok izleyicinin üzerinde uzlaşabildikleri nokta ise kesinlikle ideoloji ve medya eleştirisi. Zira TV ekranları etik olmayan müdahale ve yöntemlere başvurarak bir toplumsal mühendislik projesi kurguluyor ve bu kurguda bireylerin özgünlüğü ve özgürlüğü tabii ki sözüm ona kamusal yarar adına feda ediliyor. Filmin başlarında Videodrome’un kurbanı olarak gördüğümüz Oblivion’lar dahi aslında Renn’i karşı durdukları yapının amaçladığı birer araca dönüştürürken yalnızca hedeflerini değiştiriyor. Ve tabii ki tüm bu karmaşık ve çözümlenmesi zor mücadelenin ortasında olan filmin sonunda görüldüğü gibi bireylere oluyor. İdeoloji ve medyanın el ele verip bireyleri kendi kimliklerine yabancılaştırması ve belirli bir tipoloji yaratma sevdaları ne yazık ki 30 yıl öncesinin konusu olarak kalmıyor, bugün dahi çeşitli mecralarda şekil değiştirerek devam ediyor.

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?