Drops of Devotion
WELLNESS

İçimizdeki Negatif Seslerle Ne Yapacağız?

28 Oca 2022

Yürürken, dururken, uyurken zihnimizin içinde durmak bilmeden konuşan sesleri susturmak mümkün mü?

İç Sesler

Uyanık olduğumuz neredeyse her saniye aklımızdan sayısı belirsiz düşünce akıyor. Kimi yapmak istediklerimizle kimi pişmanlıklarımızla kimi kaygılarımızla ilgili olabiliyor. Bu düşüncelerin yanı sıra bir de iç seslerimiz var. Bu sesler bir nevi içimizden kendi kendimize konuşmamızı ifade ediyor. Herhangi bir şeyi yaparken: “Bunu yine yanlış yaptın.”, “Ne kadar beceriksizim.”, “Biliyordum böyle olacağını, hiç bir zaman mutlu olamayacağım.” gibi oldukça yıkıcı cümleler kurabiliyoruz kendi kendimize. Fakat bu cümleler genellikle kendiliğinden açığa çıkıyor. Her ne kadar yaratıcısı biz olsak da bu cümleleri kurmak için bir çaba harcamıyoruz da. 

Sanki zihnimizde yaşayan küçük bir insan var da yaptığımız, düşündüğümüz veya düştüğümüz her durumda bizi daha da alaşağı etmek için konuşuyor da konuşuyor. 

Matthieu Bourel
Sesler Nereden Geliyor?

Bu olumsuz cümleleri kuran biziz fakat bunların ardındaki düşüncelerin yaratıcısı her zaman biz olmayabiliyoruz. Benliğimize dair birçok özellikte olduğu gibi özellikle içimizdeki bu tür yıkıcı sesler de kökenlerini çocukluğumuzdan alıyor. Çocukluğumuzda bakım verenlerimiz bizimle nasıl bir ilişki kurdu ise biz de kendimiz ile benzer bir ilişki kuruyoruz. Bir nevi bize nasıl davranıldıysa kendimize de öyle davranıyoruz. İster istemez bakım verenlerimizin ebeveynlik stillerini benimsiyoruz. Örneğin yaptığımız her hatada bizi eleştiren bir ebeveyn ile büyüdüysek biz de yaptığımız her hatada kendimizi eleştirebiliyoruz. 
Her ne kadar ebeveynlerimizin bizimle ilişkisi, bize yaklaşımı, konuşma biçimi, duyguları karakterimizi oluşturmakta epey etkili olsa da tek etmen bu değil. Bununla birlikte bakım verenlerimizin hem kendileriyle kurduğu ilişki hem de birbirleriyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkiden de oldukça fazla etkileniyoruz. Her çocuk kendini ve etrafındaki dünyayı gözlemleyip taklit ederek öğreniyor. Haliyle ebeveynlerimiz de birincil rol modellerimiz oluyorlar. Sıkıntılı durumlarla nasıl baş ettiklerini, zorlu duygularını nasıl yatıştırdıklarını, yaptıkları hatalarda kendilerine nasıl yaklaştıklarını izleyerek biz de benzer yöntemleri benimsiyoruz. Örneğin yaşadığı her zorlu duyguda panikleyen bir bakım veren ile büyüdüysek biz de yaşadığımız yoğun duygularla kolaylıkla baş edemiyor olabiliriz. 

Ernesto Artillo
Benzer biçimde bakım verenlerimizin birbirleri ve başkalarıyla olan ilişkisi de bugünkü inanç sistemimizi etkiliyor. Birbirleriyle nasıl tartışıyorlar, sevgiyi nasıl paylaşıyorlar, herhangi bir çatışmayı nasıl çözüyorlar? Ya da birbirlerinden beklentileri neler? Başkalarıyla nasıl ilişki kuruyorlar? Başkaları hakkında ne söylüyorlar? gibi birçok sorunun yanıtı bizim de inançlarımızı ve dolayısıyla da düşüncelerimizi oluşturuyor. Örneğin, ebeveynlerinizden bir tanesi çok yakın bir arkadaşını sürekli dışarı çıkıp gezdiği için sık sık eleştiriyorsa siz de, “Sürekli dışarıda olmak, eğlenmek, sosyalleşmek yanlıştır.” gibi bir inanç benimseyebiliyorsunuz. Böylelikle daha sık sosyalleştiğiniz bir dönemde kendinizi eleştirebiliyorsunuz: “Sen de sürekli geziyorsun, otur çalış artık.” 
Özetle bugün kendimize; içimizdeki çocuğa biz de tam olarak ebeveynlerimiz ile benzer biçimlerde yaklaşıyoruz. Tüm bu düşünceler de bu yaklaşımlarımızın doğal bir sonucu. Bu seslerin kaynağı zihnimizde yaşayan küçük bir insan veya bizim benliğimizden ziyade bakım verenlerimizin benliğimizde bıraktıkları ayak izleri. 

Ne Yapacağız?

Her ne kadar bu sesler uzun yıllar boyunca yaşamımızın bir parçası haline gelmişse de bizi biz yapan tek unsur da değil. Negatif inançlar, bu inançların doğurduğu düşünceler ve bu düşüncelerin vücut bulduğu iç sesler yalnızca bir parçamız. Her biri yıkılabilir ve yeniden yaratılabilir. Bunun için öncelikle bu seslerin kökenlerini iyi anlamamız ve ardında yatan inançlarımızı fark etmemiz gerekiyor. Ne tür yanlış inançlar benimsediğimizi anladıktan sonra da bunların yerine yenisini koymak üzere çalışmamız gerekiyor. Tüm bunları yapabilmek için yazma, içimizdeki çocukla bağ kurma ve kendine yeniden ebeveynlik çalışmalarından faydalanabiliriz. Dikkatlice ele alabilirsek bu negatif iç seslerin bazen kaynağı bazen de sebebi olan kaygıyı dönüştürmek dahi mümkün. 

Bununla birlikte eğer bu iç sesler oldukça yıkıcı hale geldiyse ve yaşamınızın doğal akışını fazlasıyla etkiliyorsa terapiye giderek bir uzman yardımı ile üzerine çalışabilirsiniz. Bunu anlamak için “Ne Zaman Terapiye Gitmeliyiz?” yazısından faydalanabilirsiniz.
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?