homo spiritus
WELLNESS

Homo Spiritus

24 Ara 2021

İnsan, artık kendini şifalandıran, başkalarının hislerini hatta belki göremediği insanları bile hissedebilen hem zihni hem kalben geniş bir anlayış ihtiyacı, bizi Homo Spiritus’a dönüştürüyor. Peki, geri kalan zayıf türler zamanla kendini doğal olarak eleyecek mi? Gelin birlikte, şu aralar konuşulmayan ama seneler içerisinde gündeme oturmak durumunda kalacak olan Homo Spiritus kavramının ne olduğunu, ne olmadığını, ‘ruhsal insanın’ zekasını ve evriminin sınırlarını keşfedelim!

2 Bardak
‘Homo’, yani insan… Neden evrimleşir? Örneğin; neden Neandertal’den Homo Sapiens’e yani ‘bilge insan’ vasfına, sonrasında da Homo Sapiens Sapiens’e yani farkındalığın farkında olabilen, bilebileceğini bilen insana evrildik? Peki ya evrimimiz tamamlandı mı? Daha gideceğimiz bir yer yok mu? İnsan deneyimi derinleştikçe, insan zekası yükseliyor ve bir süre sonra bu yükseklik genişlemek istiyor. Bilim ile desteklenen kalp ve beyin korelasyonu; diğer bir tanımla ruh-beyin-beden dengesini yakalayan insanlar ve bu konuda çalışmalar bizi Homo Spiritus’a doğru evrimleştiriyor olabilir mi?

Evrimin Katmanları

​​Görünürde bedenimiz evrimleşiyor. Peki ya beyin fonksiyonlarımız ve zihnimiz? Elbette! Anlayış kapasitemiz de bedenimizle birlikte evrimleşmek zorunda. Kaldı ki, aklımızı kullanarak başka eylemlerde ve daha kaliteli, daha rahat bir hayatta uzanan formlarda bulunup bedenen evrilmemiz, aklen evrilmenin de bir kanıtı. Peki ya evrim hala sürüyor mu? Açıkçası sürmemesine imkan yok. Tabii, evrim çift taraflı yürür. Birileri kendini geliştirmiyorsa ve direterek durduğu yerde duruyorsa, bilinç olarak geri kalır ve kendini eler. Kendini geliştiren devamlı sorgulayan, detayları ütüleyen açan ve bilinci daha derli toplu ve temiz bir gömlek gibi giymek isteyen insan, yine zorluğun üstesinden gelecek şekilde programlı.

İnsan, işin içinde olunca bilemiyor değil mi? Aslında biraz dikkatli baktığımızda çevremizde hiçbir şeye hizmet etmeyen düşünceler ve bu düşünceleri sahiplenen insanlar var. Evet, kandırılmamız ve görünürdeki sistemin bir parçası olarak kendimize teklememiz gayet düşülecek bir tuzak. Fakat, bunun için suçlanacak kimse yok. Hepimiz kendimizden sorumluyuz ve ‘Dur!’ deyip, kendi üzerimize çıkmak tamamen bize kalmış. Güçlü olan değil, uyum sağlayan türlerin elenmediğini ve evrimleştiği bilgisini Lamark ve Darwin okumalarından biliyoruz. Fakat ‘uyum sağlamak’ durumunu, herkesin yaptığı gibi yapmak diye anlamak, bütün anlayışı yerlere atıp üstüne basmak olurdu. Peki, şu an ‘uyum sağlayan tür’ nasıl tanımlanır… Neye uyum sağlıyoruz?

Homo-Spiritus: Bilincin Evrimi

Kendinizle uyumlu musunuz? Gerçekten enerjinizi tam verimle kullanarak kendi en iyinizi arıyor musunuz örneğin? Mesela, dedikodu yapmanın dünyanın en vasıfsız olaylarından biri olduğunu biliyor muyuz? Bu tür, hiçbir şeye hizmet etmeyen, bize sadece zaman kaybettiren keza titreşimimizi çöpe çeviren tutumlarımızın aynı ‘insanın kuyruğu olması’ gibi enteresan olduğu ve zamanla bu evrim içinde hayatımızdan çıkacağı belli. Demek ki Homo-Spiritus, daha görünenin derinlerine, görünmeyene, bilinmeyene, maddenin dışına bir açılım. Bilimle de destekli olarak kalp ve beynin birlikte çalışması ve kalbe alınan kirin, beynin çalışmasını da etkilediği argümanı bir Homo-Spiritus bilgisi.
Zamanında kendimizi yemek yemek, barınmak ve en basitinden ölmemek üzere evrimleştirdik. Bütün canlılar da bu şekilde şu an gördüğümüz formlarına ulaştılar. Şu anki derdimiz ise ölmek değil, yaşayamamak. Bu yüzden bunun farkındalığı biraz daha zor olabilir. Amiyane tabirle, kendimizi yaymak için epey fırsatımız var. Etrafta da birçok örneği var. Ölmemek için yaşamıyoruz artık; ama muhtelelen yaşamak için can atmak ve deneyimi derinleştirmek bizi evrim yolumuzdaki farkındalığı kazandırabilir. Kaldı ki, bu hayatı deneyimlemekten başka ne çaremiz var ki? Deneyim hatırına yaşamaktan başka, ne için yaşayabiliriz ki?
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?