Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
unsplash
BİLİM

Her Şeyin Cevabı: Tanrı Denklemi ve Sicim Teorisi

04 Oca 2023

İnsanlığın en büyük merakı elbette yaşam üzerinedir. Dünya nasıl oluştu? İnsanlık nasıl var oldu? Ölümden sonra ne var? Bir insan ortalama ne kadar yaşar? Bu ve bunun gibi sorular insanlığın felsefe ile başlayarak bilime uzanan hikâyesinin temel taşlarını oluşturan meraktan ileri gelir. Tanrı kavramı birçok açıdan insanların bu merakla birlikte gelişen korkularına cevaptır. Çünkü kontrolü bir güce bırakmak bilinmezliği de ortadan kaldırır.

wikipedia
18.yy’da Abraham De Moivre adlı Fransız matematikçi uzun yıllar üzerinde çalıştığı denklemler ve olasılık hesaplamaları sayesinde öleceği günü hesaplar. Birçok kaynakta kendi ölüm tarihini bilen ilk insan şeklinde adı geçen Moivre, aslında yaşam şartlarını göz önünde bulundurarak bir hesaplama yapar. Kimilerine göre nocebo etkisi olarak görülen bu durum kimilerine göre de bilimsel denklemlerin her şeyi ön görebileceği yönünde tezlerini savunmalarını sağlar. Bir rivayete dayansa da konu ilgi çekicidir. Ve birçok bilim insanı bu konu üzerinde durur. Her şeyi ön görebilen bir denklem olduğunu düşünmek insana tarif edilemez bir gücün varlığını hissettirir. Peki, literatüre Tanrı Denklemi adıyla geçen bir denklem gerçekten mümkün müdür?

wikipedia
Tanrı’nın varlığını ispat etme düşüncesi binlerce yıldır süregelen bir ontolojik kaygıdır. Merak ile başlayan bu olgu felsefeyi ve nihayetinde de bilimi ortaya çıkarır. Bilim insanlarının evrenin oluşumu ve insanlığın varoluşu üzerine yaptığı çalışmalar Abraham De Moivre ile başlamaz. Yani Moivre ne ilk ne de sondur bu düşünce girdabında. Bilim dünyasının seyrini değiştiren isim Einstein makro evrenin oluşumu ve zaman konusunda İzafiyet Teorisini geliştirerek insanlığa evrenin çalışma şeklini açıklamayı başarır. Fakat bu da yeterli değildir. Her şeyin teorisi olarak anılan ve her şeye hükmedebilecek bir formül, bir denklem bulunmalıdır. 

wikipedia
İzafiyet Teorisi ile her şeyi bir arada tutan o muazzam kuvveti anlayabiliyoruz. Kütleçekim adı verilen bu kuvvet makro evrenin oluşumunu açıklayan en temel teoridir. Fakat bir yandan da mikro evreni tanımlayan ve çalışma şeklini anlamlandıran parçacık fiziği var. Parçacık fiziği, maddenin temel bileşenleri ve bu bileşenlerin birbirleriyle olan etkileşimlerini açıklayabilen bilim dalıdır. Parçacık fiziğinin keşfine kadar her şeyin temeli atom olarak varsayılıyordu. Fakat 1960 yılından itibaren atomu oluşturan birden fazla parçacık olduğu keşfedilir. Keşfedilen parçacıkları birbirine bağlayan kuvvetlerin de birer parçacık olduğu kabul edildikten sonra ise Her Şeyin Teorisi olarak atfedilen bir teori ortaya atılır; sicim teorisi.

unsplash
Sicim Teorisi, ilk defa Leonard Susskind tarafından ortaya atılan bir terimdir. Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı (İzafiyet Teorisi)’ndan yola çıkarak keşfedilen bu teori, kuantum mekaniğini de işin içine katarak evreni oluşturan en küçük bileşenlerin atom gibi birer nokta değil titreşimlere sahip sicimlerden (ipliksi varlıklar) oluştuğunu öne sürer. Evrenin oluşumunu açıklayan iki temel teori olan genel görelilik kuramı ve kuantum mekaniğini birleştiren bu teori her şeyin işleyişini bizlere anlatabilen yani kısacası bize Tanrı’nın Denklemini sunan bir teoridir. 

unsplash
Einstein’ın hayatının büyük bir bölümünü adadığı ve Tanrı Denklemi adını verdiği Her Şeyin Teorisi olan formül hâlâ tam olarak bulunabilmiş değil. Fakat iki önemli kuramı birleştiren ve parçacıkların hareketlerini gözlemleyebilen Sicim Teorisi bu formüle en yakın düşünceleri açıklayabiliyor. Sicimlerin bir araya gelerek ya da birbirlerinden ayrılarak etkileşime girmeleri makro ve mikro evrendeki maddelerin oluşumu konusunda en güvenilir bilgilerden biri. Feynman diyagramları sayesinde şekillendirilebilen etkileşimler, yine de bize net bir sonuç veremezler. 

future science
İşte bu noktada John Schwarz ve Micheal Green adlı iki bilim insanının 1984 yılında sicim teorisinin eksik kalan taraflarını da tamamlayarak o mükemmel denklemi ortaya çıkarırlar. Kütleçekimi anlayabilmek ve sicim teorisindeki anomalileri çözümleyebilmek için başladıkları çalışmanın sonucunda, Einstein’ın hayali olan evrenin sırlarına vakıf olmak ve Tanrı’nın çalışma şeklini anlayabilmek bir anlamda gerçek olur.

Birer müzik notası gibi titreşimleri sayesinde evrendeki her şeyin oluşumunda rol alan sicimler, fiziğin dört temel etkileşimi olan güçlü nükleer kuvvet, elektromanyetik kuvvet, zayıf nükleer kuvvet ve kütleçekim kuvvetini birleştirir. “Standart model” adı verilen evren modelinin boyutsuz ve kütleçekimsiz açıklamasının aksine bize evrenin tam bir modelini gösterir. Son yıllarda sağlanan gelişmeler sayesinde Süper Sicim Teorisi adını alan sicim teorisi Her Şeyin Teorisi olabilecek önemli bir teoridir. Ve bu yüzden de Tanrı Denklemi* olarak da bilinir. Bilginin ışığı bizimle olsun.


*2021 yılında yayımlanan Michio Kaku’nun The God Equation: The Quest For a Theory Of Everything adlı kitabı, Einstein ile başlayan Tanrı Denklemi anlayışının tarihini ve gelişimini anlatır. Bu terimi basılı yayında ilk kullanan yazardır. Michio Kaku Amerikalı teorik fizikçidir.

Kaynakça:

Övgün, Ali. "21. yy Fiziği Sicim Teorisi; ve Maddenin Gizemi." (2016).
Aktolga, Münir. "Sistem Teorisinin Esasları, Ya da, Varoluşun Genel İzafiyet Teorisi-Her şeyin Teorisi." (2008).
Torun, Cem Güney. "Bilim Tarihi Işığında Görelilik Teorileri, Kuantum Mekaniği ve Her Şeyin Teorisi." makale), Ocak (2013).
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?