Hayallerimizdeki Mars
BİLİM

Hayallerimizdeki Mars

1950’lerde insanlar, uçan herhangi bir cismin Ay’a ulaşabileceğinden emin değildi. Bu tarihten yirmi yıl sonra Ay’a ayak basıldı. Günümüzde ise Mars’a uzay araçları gönderiliyor fakat ayak basma konusu hala karmaşık ve zor bir görev. Peki neden Mars hayali kuruyoruz ve daha önemlisi bu hayalleri gerçekleştirmek için ne yapıyoruz? Gelin birlikte inceleyelim.

Yayın Tarihi :05 Ağu 2022
Süre :4 Bardak

Mitolojide Ares yani savaş tanrısı olarak karşımıza çıkan Mars, gezegen sıralamasında dördüncü. Yörüngesi Dünya’nın hemen dışında yer alıyor. Bu sebeple zaman zaman bu iki gezegen birbirine oldukça yaklaşıyor. Mars’a gönderilecek araçlar da zaten bu yaklaşma dönemlerinde fırlatılıyor. Bize en yakın tek gezegen olmamasına rağmen incelemek için en uygun gezegen Mars.

Yörünge hareketinde Yer’e yaklaşan diğer gezegenler Merkür ve Venüs. Merkür’e baktığımızda yüzeyine iniş yapılabilen karasal bir gezegen olmasına rağmen çok sıcak. Gönderilen uzay araçları uzun süre dayanamıyor ve bozuluyorlar. Kaldı ki bu sıcaklık sebebiyle bir yaşam olması ne şimdi ne de geçmişte mümkün değil. Venüs desek o da çok yoğun ve aşırı sıcak bulutların altında gizleniyor, sır verip ser vermiyor. Uzun süreli incelenmesi yine neredeyse imkânsız olan Venüs de bu sebeple uzay çalışmalarında pek yer alamıyor.

Tarih öncesi zamanlardan beri çıplak gözle görülebilen 5 gezegenden birisi olmasının yanı sıra rengi onu diğerlerinden ayıran önemli özelliğidir. Bu sebeple Mars her zaman insanların gözdesi. Mars toprağı paslanmış demir tozlarına sahip olduğu için kırmızıdır ve bu özelliği ona savaş tanrısı isminin verilme nedeni. Mars’ın yüzeyinde yer alan devasa kanyonlar, teleskopla incelenmeye başlanmasıyla farklı şekilde algılanmış ve ona ayrı bir anlam yüklenmesine sebep olmuş. Dünya dışı yaşam. Örneğin 1926 yılında Osmanlı Gazetesi’nde çıkan bir haberde “Mars ile Muhabere Tecrübeleri Yapılıyor” başlığı atılmış. Bununla kalmayıp “Mars ile haberleşeceğiz, Mars’ta hayat vardır, Boyları uzun, kafaları büyük ve asabiler” yorumları dahi yapılmış. Hâl böyle olunca Mars forsundan hiç ödün vermemiş ve günümüze kadar umutla yaşam arayışları devam etmiş.

Bugünlerde Mars’ta medeniyetler olduğuna, akan derelerin veya göllerin olduğuna inanmıyoruz elbette. Bunun yerine daha bilimsel yaklaşıp geçmiş zamanda bir yaşam olmuş olabilir mi bunu cevaplamaya çalışıyoruz. Mars gezgini robotlar, yörüngesinde dolanıp duran uydular ve ona bakan teleskoplar bu amaca hizmet ediyorlardı. Artık başka amaçlarımız da var. Uzak galaksilere gitmek.

Fakat uzaklara gitmek o kadar da kolay değil. Uzay çalışmalarının en can alıcı kısımlarından birisi Yer’in çekiminden çıkmaktır. Bunun için saniyede 11 metre hızla sürekli olarak yukarı doğru yol almalısınız. Saniyede 11 metre hıza ulaşmak mesele değil, mesele bu hızı koruyabilmek. Bu sebeptendir ki ufacık bir kapsül içindeki malzemeyi veya astronotları, devasa 100 metrelik roketlerle fırlatıyorlar. Her yeni uzay görevinde çok yüksek maliyetlerle fazla miktarda yakıt harcanıyor. Bu maliyetlerden tasarruf etmenin yanı sıra işleri kolaylaştırmak isteyen bilim insanlarının aklına bir fikir geliyor. Önce Ay’da kurulacak olan üsler sayesinde Mars’a, oradan da daha uzaklara gitmek. Vakit kaybedilmeden çalışmalara başlanıyor ve Mars görevleri uzay ajanslarının takvimlerindeki yerini almış oluyor.

Tüm bu kolaylaştırıcı unsurlara rağmen yine de Kızıl Gezegen’e gitmek zor. Mali yükümlülükleri yanında manevi anlamda ciddi etkileri de olacağını düşünen araştırmacılar Chapea görevini başlatıyorlar. Bu görev kapsamında yeryüzünde bir simülatör kurulması ve Mars’a gidecek astronot adaylarının eğitimi yer alıyor. Uzun yıllar sürecek olan Mars görevlerinde astronotları fiziksel, zihinsel ve bilimsel beceri gibi zorluklar bekliyor. Düşünün, yalnızca yolculuğu bir yıl sürecek olan bir görevdesiniz. Ben geri dönmek istiyorum deme şansınız yok çünkü uzay otobanından taksi geçmiyor. Olası bir insan hatasından geri dönüş için tam donanımlı olmalısınız. Bir kapsül içinde bir yıl gidecek ve ıssız bir “gezegende” birkaç kişiyle birlikte olacaksınız. Böyle söyleyince kulağa korkunç geliyor olmalı.

Nasa
İşte bu korkunç senaryoyu biraz olsun tecrübe edebilmek ve kolaylaştırmak için kurulan Chapea, astronot aday adaylarını seçti. Bu insanlar önümüzdeki süreçte kimi zaman 1 yıla yakın, 1.700 metrekarelik alandan dışarı hiç çıkmayacaklar ve olası tüm aksaklıklar için eğitilecekler. Yalnızca sorunlarla başa çıkmak değil tabi, bunun yanı sıra bilimsel olarak yapılacak çalışmalar için de ön hazırlık olacak. Gerçek Mars toprağıyla çalışma olanağımız henüz yok. Atmosfer koşulları, hava basıncı, toprak gibi unsurlar bu alan içinde simüle ediliyor. İnsanların bu ortamlarda nasıl çalıştığı gözlemleniyor. 

Buraya seçilmek için iyi bir eğitim almış olmanız şart. Lisans derecesi üzerine yüksek lisans ve mümkünse doktora isteniyor. En az 1.000 saat uçuş yapmış bir pilot olmalısınız ki uzayda bir mekiğin içinde giderken o mekiği kullanmaktan bi haber olmayasınız. Temel bilimler olan matematik, fizik, biyoloji alanlarında ya da mühendislikten en az birinden hatta iki veya üçünden diploma tercih sebebi. Bu şartların yanı sıra tercihen Amerikan vatandaşı, 30-55 yaş aralığında, sigara içmeyen, iletişimi kuvvetli, sabırlı, dayanıklı v.b. nitelikteki insanlar bu görevin adayları olacak.

Mars Dune Alpha Conceptual Render: Visualization on Mars Credits: ICON
Göreve seçildiğinizi ve simülasyonda geçireceğiniz bir günü hayal edelim. Hatta daha iyisi Mars’ta bir gün. Gözlerinizi açıyorsunuz ve yeni bir Mars günü başlıyor. Gün süresi hiç sıkıntı çekmeyeceğimiz bir durum çünkü neredeyse orada da 24 saat. İşe koyulma vakti. Merkez salonda sabah besininizi almak için toplanıyorsunuz. Üzerinde adınız etiketlenmiş parlak gri bir torbayı alıp açıyorsunuz. İçinde lapa kıvamında yemeğiniz duruyor ama dert etmiyorsunuz çünkü eğitimde bolca bunlardan yediniz. Sonrasında günlük sınırlı su miktarınızdan bir yudum alıyorsunuz ve bugün yapılacaklar listenize tabletinizden göz atıyorsunuz. Hay aksi, bugün yapı dışı görev var. Bu demek oluyor ki yaklaşık 45 dakika süren giyinme maratonu ardından nazik olmayan Mars yüzeyine çıkacaksınız.

Kıyafetlerinizi yardımcı olan bir kişi eşliğinde giyiyor ve basınç odasına geçiyorsunuz. Gerekli ayarlamalardan sonra kapı açılıyor ve kendinizi gündüz vakti kırmızı gökyüzü altında Mars’ta yürürken buluyorsunuz. Yerçekimi Dünya’dan daha az ama Ay kadar değil. Yani hareketlerinizi pek fazla engellemese de hem kıyafet hem de hafif yer çekimi sayesinde hızlı hareket edemiyorsunuz. Görev yerinize geldiniz. İşiniz dış yapının güneş panellerini temizlemek ve günden güne azalan güneş enerjisi verimine neyin sebep olduğunu bulmak.

Nasa
Bir haftadır hesaplamalar ve yapı içi kontroller ile denediğiniz hiçbir şey tam verimli güneş enerjisini almanıza yetmiyor. Zihnen yorulmuş hissediyorsunuz. Bu sırada aklınıza bir fikir geliyor. Panellerin dış kaplamasının elektron geçirgenliğini kontrol ediyorsunuz ve bingo! Güç azalmasına sebep olan şey atomik ölçekte kaplamanın zamanla aşınması. Buyurun size Dünya’da hesaba katamayacağınız bir olay. Dünya’nın %1’i yoğunlukta atmosfere sahip olan Mars’ta rüzgâr oldukça hafif eser. Göz ardı edilen ise mikro ölçekte ve oldukça set yapıdaki Mars tozunun bu kaplamayı aşındırması.

Büyük bir sorunu çözmüş olmanın verdiği gururla üsse geri dönüyorsunuz. Basınç odasında bu sefer çok daha uzun kalıyorsunuz çünkü öncelikle radyasyondan ve sonrasında tozdan arındırılmanız gerekiyor. Uzun süren temizliğin ardından serbest kalan vücudunuzun gereğinden fazla yorulduğunu hissediyorsunuz. Çünkü daha az yer çekiminde beyniniz vücudunuza daha az kasa ihtiyaç olduğunu söylüyor ama siz fiziksel faaliyetlerden de geri duramıyorsunuz. Bu yüzden önce yaptığınız işin raporunu bitirecek sonrasında spor salonuna uğrayacaksınız.

yankodesign.com
İşte hayallerimizdeki Mars. Muhtemelen bu yazıyı okuyanların hayatlarında görebilecekleri bir olay Mars’a ilk ayak basan kişiyi izlemek olacaktır. Bilim ve ilerleme burada son bulmayacak aksine daha da hız kazanacaktır. Onlarca yıl Mars üzerinde kurulacak olan koloniler, uzayda yaşama alışma süreçleri, sayısız sorunun halledilmesi gibi şeylerden sonra eğer teknoloji yeterli düzeye erişmişse işte o zaman daha uzak yerlere gitmek, o zamanların hayalleri olacak. Daha uzak yerlerden kastımız ile de hemen yıldızlararası yolculuk anlaşılmasın. Mars’tan bir sonraki durak büyük ihtimalle Satürn’ün uydusu Titan veya Jüpiter’in uydusu Europa olacaktır. Şimdilik hayalimiz Mars’a gitmek.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK BENZER İÇERİKLER
Yukarı Kaydır