Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
pinterest
TARİH Siyaset

Güney Afrika'daki Apartheid

24 Oca 2023

İnsanın insana ettiği zulümü görmek için milattan öncesine gitmemize gerek yok maalesef, sevgili okur! 15.yüzyılda Rönesans ve Hümanizma derken ve 18.yüzyıldaki Aydınlanma Devri özellikle Avrupa'yı etkisi altına alırken ve nihayetinde 19.yüzyıl modernleşmeye kapı aralarken, 20.yüzyılda insanlığın bir arpa boyu yol alamadığını görüyoruz. Yaşanan iki Dünya Savaşı, soykırımlar; atom bombaları ve tecrit altında geçirilen ve on yıllar boyu süren Soğuk Savaş dönemi... Bunların akabinde Güney Afrika'ya, Ümit Burnu'na rotamızı kırdığımızda yine elimize geçenin acıdan başka bir şey olmadığını görmekteyiz. Yaklaşık elli yıl süren Güney Afrika Apartheid'i, ırkçılığın ve insanlık suçunun geldiği son noktalardan birine işaret ediyor. Kökleri 17.yüzyıla dayanan ayrımcılık ve beyaz ırkın üstünlüğü şiarı, 20.yüzyıl boyunca da aralıksız sürer. Siyahî, melez, Asyalı demeden hemen neredeyse tüm insanlık faşizm etkisinde, beyaz ırkın kibriyle eziliyor; Afrika'nın toprağı zengin, insanlığı noksan bu coğrafyasında zulüm tavan yapıyordu. Güney Afrika'da yaşanan ayrımcılığın ve ırkçılığın diğer adı olmuş Apartheid'e yakından bakmanın zamanı geldi, buyurun yazımıza.

2 Bardak
1488 yılında Portekizli kaşif Bartolomew Dias tarafından tesadüfen keşfedilmiş Ümit Burnu'na ilk çıkan kişinin yine aynı milletten Vasco da Gama olduğu bilinmekte. Her ne hikmetse, buradaki toprağı kolonize etme isteğinde bulunmayan Portekizlilerin yerini, 1652 yılında seksen iki mürettebatıyla Hollandalı tüccar Jan Van Riebeeck alır. Avrupalıların Hindistan'a giden deniz yolu üzerinde bulunan bu nokta, 17.yy'ın ikinci yarısıyla beraber bir anlamda işgal edilmeye başlanmıştır. Fransız, Hollandalı, Alman ve Belçikalı birçok Avrupa kökenli insan bu topraklara akın etmiş ve bu kişilere daha sonra ilk göçmen olarak "Afrikaans'' ismi verilmiştir.

pinterest
Güney Afrika'nın bulunduğu toprakların esas sakinleri ise; 11.yüzyıla kadar varan geçmişleriyle siyah halktan Buşman ve Hottantot kabileleridir. Bu iki baskın kabileyi daha sonraları Bantu kabilesi zapturapt altına alacak ve Zulular, Sotholar, Vendalar gibi kimi kabileler 17.yüzyıla kadar çeşitli krallıklar kurararak yaşamlarını devam ettireceklerdir. Afrikaans adı verilen bu yapay millet, İngilizlerin 18.yy'da bölgeyi fark etmelerine dek baskın millet rolünü üstlenirler. Yerel kabilelerle mücadeleye tutuşan bu insanlar, bölgede irili ufaklı yönetimler kurar ve coğrafyanın altın ve elmas madenlerinden yararlanarak oldukça zenginleşirler.
19.yüzyılda İngiliz hakimiyetinin giderek artması, Afrikaans ve İngilizler arasında başta Boer Savaşı (1899-1902) olmak üzere birçok mücadeleye girişmelerine sebep olur. Savaşlar sonunda Güney Afrika'nın bir bölümü Hollandalı ağırlıklı Afrikaans milletinde kalırken İngilizler de payına düşenleri çokça semirmiş ve bu topraklarda tahakküm kurmuşlardır. Bu işgalci gelişmelerin ışığında Güney Afrika'da Apartheid resmi olarak 1948 yılında dönemin Afrikaans kökenli yöneticileri tarafından ilan edilmiştir. Hollandaca bir kökten gelen Apartheid'in kelime anlamı ''ayırmak, ayrı olmak'' manalarına gelir. Beyaz ırkın yalnız siyahilere değil; melezlere, Hintlilere, Çinlilere ve Japonlara da karşı üstünlüğünü savunan bu ırkçı rejim elli yıla varan bir süre zarfında ülkede etkin rejim olarak uygulanır.

pinterest
Eğitim ve fırsat eşitsizliğine dayanan bu ırkçı model, kendini sosyal ve siyasal birçok alanda zamanla daha etkin kılar. Siyahi bir vatandaşın neredeyse vatandaş kabul edilmediği Güney Afrika Apartheid'i, insanlık tarihinin gördüğü Yahudi Soykırımı ile beraber belki de en büyük insanlık suçunun başında gelir.Siyahilerin ve Afrikaans kökenli olmayan herkesin ayrımcılığa uğradığı bu sistem 1994 yılına kadar yürürlükte kalır. Siyahiler, beyazlarla aynı otobüse binemiyor; aynı restaurantta yemek yiyemiyor ve sokakta aynı kaldırımdan yürümelerine ve hatta aynı semtlerde bulunmalarına dahi izin verilmiyordu.

1950'li ve 1960'lı yıllar Apartheid şartlarının en ağırlaştığı yılları imler. Kapitalist ve emperyalist uzantıların beyaz ırk kontrollü bu yapılanması, bütün bu insanlık suçlarını işlerken burjuvazinin ve Avrupalı birçok yatırımcının cazibe merkezi oluyor; Güney Afrika'nın yoksul siyahi ve melez halkı 20.yy'ın göbeğinde sefalete sürüklenirken beyazlar varlıklarına varlık katıyordu.1970'li yıllarda artan dış baskılar beraberinde BM ve OPEC gibi uluslararası platformların gözünü buradaki acımasız rejime çevirmelerine sebep olur. Birbiri ardına gelen siyasi ve ekonomik ambargolar, bu faşist yönetimin direncini kırmaya başlamasıyla beraber siyah halk örgütlenmeye başlar ve Nelson Mandela çevresinde büyüyen halk kitleleri kaybedilen tüm haklarını kazanabilmek için harekete geçer.

pinterest
Artan baskılara dayanamayan Apartheid rejimi, 1990 yılında görevi daha ılımlı bir siyasetçiye bırakır. 1964 yılından beri hapislik hayatı yaşayan Mandela ve arkadaşları neredeyse 30 yıla varan mahkumiyetleri sonrası mücadeleyi kazanır ve özgürlüğüne kavuşurlar. 1994 yılında yapılan seçimlerle Güney Afrika'nın başına gelen ilk siyahi devlet başkanı olan Mandela, Apartheid'in bittiğini ve hak mücadelesini kazandıklarını ilan eder. 1948-1994 yılları arası sürmüş bu insanlık dışı muameleler silsilesi sona ererken Apartheid tarihin acı ve tozlu sayfalarına karışır. Bir başka yazımızda görüşmek dileğiyle sevgili okur.

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?