Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Gülmenin Evrimsel Kökeni
SCOPE

Gülmenin Evrimsel Kökeni

Gülmek ve güldürmek yaşamımızdaki en büyük keyiflerden bir tanesidir. Dünyanın her yerinde tüm kültürlerde de ortak bir dil yaratır gülümsemek. Gülmek doğuştan sahip olduğumuz bir güdü gibi düşünülse de aslında nasıl var olduğu ve tüm insanlar için ortak bir dil oluşturduğu tam olarak bilinmemekte. Evrimle ilgili araştırmalar gülümsemenin evrimsel bir kökeni olduğunu gösteriyor. Yani gülmek bize uzak atalarımızdan miras olabilir. Günümüzde insanların yakınlığını etkileyen ve birbirlerini tanıdıklarını de belli eden bir fenomen olan gülümsemenin ortaya çıkış hikayesini bugün birlikte inceleyeceğiz.

Yayın Tarihi :23 Eyl 2022
Süre :2.5 Bardak

İnsan daha ilk doğduğu anlardan başlayarak gülüşe benzer mimikler yapıyor ve kısa sürede net gülüşlerle olaylara ve insanlara tepki verebiliyor. Çocuklar fiziksel özelliklerinden görme, duyma, konuşma engellerinden bağımsız olarak gülme yeteneğine sahipler. Temelde bu gülme becerisinin kökeni onlarca milyon yıl öncesine dayanıyor. Evrim teorisinin önemli parçalarından olan maymun türleri benzer şekilde gülüyorlar ve gülümsemeyi bir topluluk dili olarak kullanıyorlar. Gülmek farklı birçok işleve sahip olmasına ve çeşitli mesajları vermek için kullanabilmesine rağmen asıl olarak yaptığı şey insanlar arası bağları yaratmak. Gülümseme kişiler arası sosyal bağları kurmaya ve korumaya yarıyor. Yapılan araştırmalar kişilere farklı gülme sesleri dinletildiğinde yakın oldukları insanların gülüşünü ayırt edebildiklerini ve daha arkadaş canlısı bulduklarını gösteriyor. Bu sonuçlar gülüşün sosyal bağ ve yakınlık kurmada önemli bir dinamik olduğunu gözler önüne seriyor.

Evrim teorisinde yer alan canlılar zamanla sosyal topluluklar kurmaya ve kendilerini bu topluluğa ait hissetmeye başlamışlardır. Bu topluluklarla birlikte ortak yaşam alanlarına ve ortak hayati ihtiyaçlara sahip olmuşlardır. Toplumsal yaşama geçildiğinde iletişim oldukça önemli bir hal almıştır. Henüz konuşmanın bulunmadığı sözel iletişimin kurulamadığı zamanlarda karşılıklı etkileşim için farklı yollar aramışlardır. İletişim kurmak o dönem için de gereklidir çünkü hem ortak ihtiyaçlar için birlikte hareket edebilmek hem de vahşi hayvanlar ve diğer topluluklar gibi tehlike arz edebilecek durumlarda birbirlerini uyarabilmek önemlidir. Bu şekilde işbirlikleri yapıldığında topluluk korunabilmekte ve yaşam süreleri uzayabilmekteydi. Gülme başlangıçta oyunlar oynanırken alınan nefesler sırasında ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Oyunlar arasındaki bu sesler oynayanların etkileşimin güçlenmesine yardım etmiştir. Bu güçlenme topluluğun birbirini korumasına ve ortak amaçlar edinebilmesine de olanak sağlamıştır. Ortak bağları kurmak güçlü bir topluluk olup diğerlerini alt edebilmek adına oldukça önemlidir.

Gülmek türler arası etkileşimi ve birlikte geçirdikleri süreyi de arttırmıştır. Maymun türlerinin de bilinçli ya da bilinçsiz şekilde gülme eyleminde bulunmaları pozitif duygular ortaya çıkarmıştır. Bu türlerin sosyal yaşamda da karşılarındakine zarar vermeyecekleri mesajını verebilmek adına gülme seslerini kullandıkları düşünülmektedir. Özellikle karanlıkta ve yalnız olduklarında karşıdaki onları tanıyamadığında bu tür bir ses çıkararak herhangi bir zarar vermeyeceklerini anlatmış olabilirler. Böylece karşı tarafın saldırılarından da kurtulma şansları artabilir. Gülmek nefes alışverişini, kalp ritmini ve sesin melodisini değiştirmektedir. Çok eski dönemlerde de tüm bu değişimlerin etkisiyle karşıdakinin gülüp gülmediği anlaşılabilmektedir. Zamanla kontrol mekanizmasının da geliştiği ve karşıdakinin gülüşünün taklit edilebildiği saptanmıştır. Şempanzelerde görülen bu durum insanlardaki sahte gülme durumuyla aynıdır. İnsanlarda da bu durum daha çocukken başlar ve normal bir gülmede olduğu gibi sosyal bağların kurulmasına yardımcı olur.

Günümüzde gülmenin her şekli sosyal yaşamda yaygındır. Araştırmalar insanların sahte bir gülme ile gerçek bir gülme arasındaki farkı ayırt edebildiğini gösterir. Yine de farklı ölçülerde olsa dahi iki gülme şekli de ortaya çıkış zamanlarında olduğu gibi sosyal bağları kurmada ve sürdürmede etkilidir. Elbette yakın bağ kurduğumuz insanlar çoğunlukla iletişimlerimizde gerçek gülüşleri daha sık yaşadığımız kişilerdir. Bu gülme çeşitleri evrimsel süreçteki türler tarafından da bazen karşı tarafı kandırma ve yakın olduklarına dair bir inanç yaratma için kullanılmışlardır. Gülüş o dönemler için gücü ve statüyü belirlemede de önemli rol oynamıştır. Gerçek gülüşlere sahip gruplar arası bağlar daha kuvvetli kurulabilmişlerdir. Özgün bir gülüşü başarıyla taklit etmek ise gruplara dahil olmayı, grupları ya da bireyleri aldatmayı daha kolay hale getirir. Geçmiş türlerde görülen bu özelliğin günümüzde de çok farklı işlediğini söyleyemeyiz. Samimi bir gülüşü taklit etmek kişilerin yanıltıcı bir yakınlık hissetmelerini sağlamaktadır. Bunu bugün birçok mecrada kullanılan sahte gülme efektlerinde de rahatlıkla görebiliriz.

Kısaca gülmek milyonlarca yıl öncesinde evrimin ilk halkalarının keşfiyle başlamış ve günümüze kadar gelmiştir. Tesadüfen keşfedildiği düşünülse de bugün geldiği nokta oldukça önemlidir. Etkili bir duygu ifadesi ve sosyal bağların yordayıcısı haline gelen gülmek farklı amaçlarla farklı alanlarda sıkça kullanılmaktadır.

Kaynak: https://evrimagaci.org/gulmenin-evrimsel-kokenleri-eglenmeye-degil-hayatta-kalmaya-dayaniyor-
Yukarı Kaydır