Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
SCOPE

Gruplaşma Psikolojisi Toplumsal Şiddet Olaylarını Nasıl Etkiliyor?

25 Kas 2022

Geçmişten bugüne toplumsal şiddet olayları hep vardı ve var olmaya devam ediyor. Bu şiddet bazen fiziksel bazen duygusal bazen psikolojik olabiliyor. Bu şiddetin nedenlerini anlamak ve ortadan kaldırabilmek adına da birçok farklı çalışma yapılmaya devam ediliyor. Bu analizleri tarihsel açıdan yapan alan ise psikotarihtir. Tarihi psikolojik olarak ele alan bu bilim dalı tarihteki toplumsal şiddet olaylarını da psikolojik açıdan ele almıştır. Bu incelemelerin sonucunda şiddet olaylarında grup psikolojisinin önemli bir yer tuttuğu saptanmıştır. Biz de bu yazımızda psikotarihin toplumsal şiddet olaylarında grup psikolojisinin konumunu nasıl ele aldığını inceleyeceğiz.

Psikoloji tarihinde oldukça önemli bir isim olan Freud farklı birçok yazısında insanın psikolojisinin bulunduğu çevreden ayrı olarak ele alınamayacağını belirtmiştir. Gruplar kendi içlerinde uyum ve birlik yaratan insan topluluklarıdır. Bu yüzden birey girdiği gruba uyumlandığında normal şartlarda kendi psikolojisi ve karakteri çevresinde oluşamayacak bir davranışta bulunabilir. Freud’un merak ettiği şey ise bu durumun nasıl meydana geldiğidir. Bu noktada Freud nesiller arası geçişleri de yaratacak şekilde toplumsal bir bilinçdışının var olabileceğinden bahseder. Bu düşünce yine psikoloji tarihinin önemli isimlerinden olan Carl Gustave Jung’un kolektif bilinçdışı kavramıyla benzeşmektedir. İnsanların gruplar oluşturmasını ve bu gruplar içinde birbirlerine bağlanmasını sağlayan şey ortak bir bilinçdışılık olabilir. Bu bilinçdışı yetiştirilme tarzı, aile öyküsü ve yapısı gibi bileşenleri de içerir. 

Toplumun ve grupların oluşmasında en etkili olan dinamiklerden bir tanesi toplumda çocukların nasıl yetiştirildiğidir. Tarihte gerilere gittikçe çocukların yaşadığı travmalara, terk edilmelere, şiddete ve istismarlara tanık oluruz. Bu oranlar günümüze yaklaştıkça azalmış ancak hiçbir zaman en aza indirgenememiştir. Çocuk yetiştirme stilleri nesilden nesle aktarılan bir durumdur ve toplumun duygusal durumunda önemli etkileri vardır. Geçmişten bugüne çocuk yetiştirme stillerindeki problemler bireylerin kişiliklerinde de çeşitli bozulmalara neden oldu. Farklı psikosınıflar doğdu. Her yüzyılda kendi içinde belli problematik yanları olan farklı çocuk yetiştirme tarzları belirgin olmuştur. Bu da her ortamın kendi gruplarını ve grupların da kendi fantezilerini doğurmasına neden olmuştur. Aynı dönemde yaşamış çocukların benzer travmalara sahip olmasının nedeni benzer yetiştirilme şekillerine maruz kalmış olmalarıdır. Bu durum travmaların toplumsal alana taşınmasına sebep olur. 

Toplumda gruplaşma daha en başta askeri alanla oluşturulur. Toplumu tehlikelerden koruyacak bir grup diğerleriyle savaşmak üzere görevlendirilir. Bu fedakarlık ulusal bir gruplaşmayı yaratır. Bu grubun fantezileri, bunalımı, savaşı ve yenilenmeyi yaşayışı benzerdir. Kitlesel olarak sevgisiz ve travmatik çocukluğa sahip olma durumu kişileri savaşmaya ve saldırı düzenlemeye daha açık hale getirir. Bu başta dolaylı bir bağ gibi gözükse de gruplaşmaların ve savaşların arka planı incelendiğinde çocukluk kadar eski bir tarihe gitmek gerekir. Grupla bir olmanın bir diğer özelliği ise ortak duyguları paylaşabilmektir. Ortak bir geçmiş insanların yakınlaşabilmesini çok daha kolay hale getirir. Bir diğerinin de kendisi gibi bir yaşayıştan geldiğini bilmek bireyin duygusal yükünü azaltabilir. Bir diğer yandan ortak travmalara sahip olmak bu grupları kendilerinden farklı gruplara karşı öfkeli hale getirebilir. Travmadan etkilenmiş ruhsallığın da etkisiyle diğer gruplara saldırmak isteyebilirler.
Çocukluklarından dolayı bastırılan arzulara sahip kişiler bunu öfke olarak dışa yansıtabilirler. Kendilerine öfkeyle bir savunma kalkanı yaratarak diğer gruplara düşmanlık besleyebilirler. Kişinin egosu ve savunma mekanizmaları çoğunlukla kendini ait hissettiği grupla benzerlik gösterir. Bu savunma mekanizmaları kitlesel bir halde varlıklarını sürdürebilirler. Her ne kadar bu tarz savunmaların incelenmesi bilinçdışına ulaşmak gerektiğinden toplumsal alanda imkansız olsa da yapılan gözlemler savunmaların kitlesel bir özellik kazandıklarını gösterir. Gruplar da bu kitlelerin içinde oluşurlar. Grupların ortak fantezileri ve kendilerine özgü bir dilleri vardır. Zaman içinde oluşan bu dil birbirleriyle iletişimlerini güçlendirse de diğerleriyle aralarına mesafe koyabilir. Grupların içinde alacakları roller de kişilerin psikolojik tarihleriyle yakından ilgili olacaktır. Yaşadıkları çocukluğa dair olumsuz deneyimlerden kalan etkiler bu rollerde ortaya çıkabilir. Bu da öfkeye, şiddete ve baskıya doğru bir yönelime neden olabilir. 

Tarihsel bir süreçle ve bu sürecin etkisiyle ortaya çıkan grup fantezileri şiddeti de beraberinde getirebilir. Ancak bir noktada toplumsal düzenin de sağlanmaya çalışılmasıyla grupların fantezileri değişebilir ya da gruplar yok olabilir. Gruptan ayrılmanın yarattığı çöküşün olumsuz psikolojik etkileri vardır. Bu çöküş dönemleri grup üyeleri ve diğer gruplarda öfkeye neden olabilir. Eski ideallerinden ve gördükleri saygıdan uzaklaşan grup üyeleri şiddete başvurabilirler. Grupları yok olan kişiler yeni gruplara ve fantezilere dahil olmak isteyeceklerdir. Toplumda bu döngü benzer şekillerde tekrar edilir. Kısaca kişinin ve dolayısıyla da içinde yaşadığı toplumun psikolojik tarihi, hem oluşacak grupların yapısının hem de bu grupların yaratacağı şiddetin en önemli belirleyicisidir.

Kaynak: Türel, F. İ., Öztürk, E., & Çalıcı, C. (2018). Psikotarih açısından toplumsal şiddet olaylarının grup dinamikleri ve psikolojisi. Turaz Akademi34, 46.
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?