Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Futbolun Güzelliğini Öldürmek
unsplash
SPOR

Futbolun Güzelliğini Öldürmek

Türkiye’de futbol gündemde çok fazla yer kaplayan, spor dalı olmanın ötesine geçen bir niteliğe sahip. Dünya genelinde benzer örnekler görsek de bizzat deneyimlediğimiz bir gerçeklik olarak Türkiye’de futbolun gördüğü ilgi bazen birlikte yaşadığımız insanların rasyonelliğini sorgulamamızı gerektiren düzeylere erişebiliyor. Peki izlemeyi çok sevdiğimiz heyecan verici maçlar yalnızca iki takımın özverili mücadelesinden ibarettir diyebiliyor muyuz? Bir topun peşinde koşan 22 deli klişesine düşmeyelim tamam ama tuttuğu takıma en yakınlarına bile zarar verecek kadar bağımlı hale gelenleri ne yapacağız? Hep aklımızdan geçenleri biraz sesli düşünmeye var mısınız?

Editör :Cihad Özsöz
Yayın Tarihi :23 Eyl 2022
Süre :2 Bardak

unsplash
İlk bakışta futbolun büyük bir sektöre dönüştüğünü rahatlıkla görebiliyoruz. Her birimiz maaşımızın, bursumuzun ya da başka hangi gelirimiz varsa onun yatacağı günü iple çekerken milyon hatta milyar liraların döndüğü bu piyasa bir miktar canımızı sıkıyor tabii. Fakat konuyu ele alacağım nokta bu da değil. Zira bu da biraz kolaya kaçmak olur. Çok daha insani detaylara getirmek istiyorum konuyu. Yine klişe gibi görülse de futbolun aşıladığı erkeklik duygusu altı çizilmesi gereken en öncelikli konu. Sporda şiddet üzerine karaladığım metinde de biraz değindiğim gibi taraftarlığı güçle, erkeklikle, ölümüne destekle ilişkilendiren bu duygu futbola gönül veren kadınları da benzer duygulara sürükleyebiliyor. Bu hâkim erkeklik duygusu futbolun tartışıldığı ortamlarda jargonu da belirleyen bir yapıya evriliyor. Bunu anlamak için internet üzerinde farklı insanların buluştuğu ve görüş beyan ettiği forum, sözlük veya diğer sosyal medya uygulamalarını maç akşamlarında bir ziyaret etmenizi öneririm.

unsplash
Aklımızın almadığı cinsiyetçi küfürlerin, ilkokul düzeyinde cümlelerle rakip takıma ve o takımın taraftarlarına yöneldiği paylaşımların önünü maalesef alamıyoruz. Bu tavır arada sosyal medya perdesi olmasa birbirini boğazlayan insanlar görmemize neden olacak bir tavır. Zaten polis arabalarını devirip ateşe veren, topluca sahaya dalıp elde sökülmüş tribün koltuklarıyla futbolcu ve hakem kovalayan karakterler stadyumlara bilmediğimiz bir boyuttan gelmiyor. Bu nefret ve öfke de sağlıksız bir taraftarlık biçimi olarak açıklanabilir belki. Fakat futbol aktörlerinin tüm bu aşırılıkların normalmiş gibi görünmesini sağlayan iki yüzlü tavırlarını ne yapacağız? Her adımda fairplay, farklılıklara saygı, şiddete son türü pankartlarla sahaya çıkan futbolcuların basit bir düdüğü çaldırabilmek için girdikleri şekilleri, rakibi oyundan attırabilmek için ortaya koydukları kötü oyunculukları, bitmek bilmeyen çocuksu sataşmalarını nereye koyacağız? O güçle, kuvvetle ilişkilendirilen erkek(!) sporu kendini konumlandırdığı sert erkeklikle(!) zıt şekilde rakibinin rüzgarıyla yerlerde yuvarlanan ve seyir zevki için ekranlarının başına geçen insanların zamanlarından ve keyiflerinden çalan futbolcular için ne diyor?

unsplash
Cevabını ben vereyim; profesyonellik. Maalesef özellikle futbolda rakip takımı eksiltmek üzere uygulanan tüm stratejilerin, rakibi oynatmazsam puanı kurtarırım mantığıyla oyun oynamayı ketleyen tüm taktiklerin güncel futbol dilindeki karşılığı profesyonellik oldu. Kuralları kendini mağdur göstermek için eğip büken ya da yalnızca kendi yaşadığı sorunlar üzerinden tavır geliştiren kulüplerin derdinin adil ve sağlıklı bir futbol ortamı olmadığını, rakipleri benzer bir sorun yaşadığında aldıkları (ya da alamadıkları) tavırdan görebiliyoruz. Koca koca yöneticilerin (ki çoğu varlıklı iş insanları) rakiplerine ve idarecilere dair takındıkları tavırları görünce sokaktaki fanatik taraftara kızamayacak hale geliyoruz. Burada taraftarlarla kulüpler arasındaki etkileşimi karşılıklı ele alabiliriz tabii. Fakat etki alanı çok geniş bir sosyal medya ağına, her şeyin iyileştirilebilmesi için gereken bütçelere sahip kulüplerin İngiltere’de olduğu gibi taraftarları birbirine düşürmeyecek seyirlik bir şov hazırladığına şahit olabilmeyi hepimiz isterdik.

unsplash
Maalesef Türkiye’de futbol kültürü kurumsal ve sportif başarı ve sürdürülebilirlikten çok düşman yaratarak kimliklenmek üzerine kurulu. Bu durum da sahaya yansıyan her türlü çirkinliğin yaratılan kimliğe yararı veya zararı üzerinden değerlendirilmesine neden oluyor ve bu yüzden asıl konuya hiçbir zaman gelemiyoruz. Futbol böylelikle kendi yaratılmış dertlerini taraftarlarına aşılayarak hem kötü yönetim, gereksiz harcama gibi önemli konuların tartışılmasının önüne geçiyor hem de taraftarlar açısından öfke nöbetlerine dönüşen ve asıl problemlerini unutturan yapay çatışma alanları doğuruyor. Hal böyle olunca da 90+ dakikamızı ayırıp şöyle keyif alarak bir vakit geçireyim diye izlediğimiz futbolun asla sadece futbol olmadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Tıpkı Simon Kuper’in o meşhur eserinde ele aldığı gibi. Futbol Asla Sadece Futbol Değildir kitabını tavsiye ederek bitmeyecek bu konuya bir virgül koymuş olayım.
Yukarı Kaydır