Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
unsplash
KADIN KAFASI

Feodaliteden Günümüze: Feminist Anlayışta Gynocentrism (Kadın Merkezcilik)

05 Oca 2023

Geleneksel cinsiyet rolleri her geçen gün evrimleşmeye devam ediyor. Domestik ve anaç olarak görülen kadın rolü tarih sayfalarında geçen birer anekdot haline geliyor. Fakat bu gelişim süreci elbette kolay bir şekilde elde edilmedi. Feminizm akımının tarihine baktığımızda, henüz 18.yy’da ilk yankılarını görmeye başladığımız kadın haklarının günümüzde geldiği nokta pek de iç açıcı değil. Epistemolojik açıdan değerlendirildiğinde feminizm kavramı 1960’lı yıllarda kadınların ataerkil toplum yapısından kurtulma ve özgürlük mücadelelerinden günümüze kadar gelmektedir. Global ve bölgesel olarak görülen bu gelişmeler ideolojinin belli kültürlerde kabullenildiğini gösterir. Peki, kadın merkezcilik olarak tanımlanan gynocentrism (ginosentrizm) nasıl ve ne zaman ortaya çıkmıştır?

Wikipedia - mary Wollstonecraft
Kadınların toplumsal alanda haklarını kazanmaları ve feminizm akımının ortaya çıkması Mary Wollstonecraft’ın kaleme aldığı Kadın Haklarının Savunusu adlı eserine dayanır. 18.yy’da yazılan bu eser o döneme kadar kadınlara atfedilen geleneksel cinsiyet rollerinin değişmesi gerekliliğini savunurken, bir yandan da kadının kendi kimliğini kazanabilmesi için bir kılavuz niteliğindedir. Mary Wollstonecraft’ın ortaya çıkardığı feminist akım Simone De Beauvoir’in 20.yy düşünce yapısına damgasını vuran; “Kadınların kurtuluşu karınlarından başlayacak” sözüyle manifesto haline gelir. Kadınların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olabilmelerini savunan bu feminist düşünce yüzyıllardır süregelen kadının cinsel kimliği için yapılan bir devrim niteliğindedir. 

unsplash
Cinsiyet rollerinin tanımlanması ve kadının yavaş yavaş ona uygun görülen yer olan evden çıkması feminist akımın farklı bir tarihsel sürece girmesini sağlar. Feminizm artık yalnızca kadının toplum içindeki cinsel kimliğini değil sosyal anlamdaki yerini de irdelemeye başlar. İkinci dalga feministler olarak adlandırılan bu grup, ataerkil toplum anlayışının her anlamda ortadan kalkması gerekliliğini savunur. Bu aşamayla birlikte 1990’lı yıllarda üçüncü dalga feminist akım ortaya çıkar. Genellikle toplumsal cinsiyet, sınıf, ırk, cinsellik, milliyetçilik, siyaset, ekonomi gibi konuların üzerinde duran bu feminist akımla birlikte her kadının bireyselliğine önem verilir. 

unsplash
Elbette her ideolojide olduğu gibi feminizmde de tutucu bir taraf oluşur. Bu kesim provakatif bir şekilde, yüzyıllardır devam eden kadın düşmanlığını (mizojinist anlayış) erkek düşmanlığına çevirir. Yani bir nevi nefrete karşı nefretle cevap verirler. Kadınların toplumda yaşadıkları ikinci sınıf muamelesini erkeklere yaşatarak onlardan intikam almaya çalışırlar. İşte bu akımı destekleyenler pop feminizm kültürünü ortaya çıkarır. Pop feminizm kavramı antik Yunancadan literatüre geçen gyno – Kadın, kentron – merkez kelimelerinden türeyen Gynocentrism (ginosentrizm) akımının sonucudur.

unsplash - İstanbul sözleşmesi yaşatır
Kadın merkezcilik ya da gynocentrism, kadınların merkezde olmasını ve erkeklerin ötekileştirilmesini vurgulayan sosyal ve kültürel bir ideolojidir. Genellikle kadınlara karşı tarafgir olan ve kadınların ihtiyaçlarını, çıkarlarını ve değerlerini erkeklerinkinden üstün tutan bir toplumu veya sosyal sistemi tanımlamak için kullanılır. Bu ideoloji, geleneksel cinsiyet rollerinin desteklenmesi, erkeklerin kamusal alanda ötekileştirilmesi ve kadınların başarılarının, deneyimlerinin yüceltilmesi gibi çeşitli yollarla gösterilir. Bazı insanlar gynosentrizmin toplumda olumsuz bir güç olduğunu savunurken, diğerleri bunu toplumsal cinsiyet eşitliğine doğru olumlu bir adım olarak görür.

unsplash- mahsa amini
Özellikle iş dünyasında yaşanan cinsiyet eşitsizliğine karşı önemli bir girişim olarak görülen gynocentrism, kimi kesimlere göre agresif ve tutucu gelirken kimi kesimlerce de geçmişte yaşatılanların doğal bir sonucu olarak görülür. Kadınların iş hayatında kadınları ön plana koyarak bir hiyerarşi geliştirmesi elbette mizojinist zihniyetler tarafından kötü algılanacaktır. Bu yaklaşıma karşı çıkanların unuttuğu şey ise kadınların kimliklerini ve özgürlüklerini kazanma yolunda uzun yıllardır savaş vermiş olduğu gerçeğidir. Feminizm asla nefret kökenli bir ideoloji olmamıştır. Feminizm, kadının statüsünü, aile içi kadın rolünü, şiddeti, psikolojik baskıları ortaya çıkararak toplumsal bir eşitsizliğe dikkat çekmek istemektedir.

Bu bilgilerin ışığında bakıldığında gynocentrism (kadın merkezcilik) bir nefret akımı değil iş dünyasında yüzyıllardır söz hakkı olduğunu düşünen erkeklere karşı bir tepkidir. Bilginin ışığı bizimle olsun.

Kaynakça:

Çakır, Serpil. "Feminizm: Ataerkil iktidarın eleştirisi." (2007).
 
Gün, Taş. "Feminizm üzerine genel bir değerlendirme: Kavramsal analizi, tarihsel süreçleri ve dönüşümleri." Akademik hassasiyetler 3.5 (2016).
 
Çakır, Serpil. "Kapitalizm ve patriyarkaya karşı: Sosyalist feminizm." Toplum ve Demokrasi dergisi 2.4 (2008): 185-196.
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?