Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Feminist İlaç İddiası ve Prozac Dosyası
KADIN KAFASI

Feminist İlaç İddiası ve Prozac Dosyası

Tıp tarihinin belki de en tartışmalı alanlarından birisidir psikoloji veya psikiyatri. Freud’un Psikanaliz Kuramı dahi hala tümüyle kabul görmüş değildir. Eşcinselliğin bir hastalık sayılmasından, oldukça karmaşık hastalıkların doğru tedavilerine kadar ilginç bir tarihi vardır. Bu tartışmalı tarihten elbette kadınlar da nasibi alır ve 1950’lerden sonra birçok “sakinleştirici” ilacın kadınları kontrol etmek için kullanıldığı iddia edilir. Prozac ise bambaşka bir iddiayla; “kadınları özgürleştirir” sloganıyla Amerika’da piyasaya sürülür. Hatta birçok insana göre Prozac, feminist bir ilaçtır. Ama yıllar sonra Prozac’ın kadınları kontrol etmek için üretilen başka bir ilaç olduğunu savunanların sayısı artar. Hangi taraf doğru söylüyordur? Cevaplar yazımızda…

Yayın Tarihi :17 Eyl 2022
Süre :2 Bardak

Yaygın olarak kadınların kullandığı birçok sakinleştirici ilacı mercek altına alan önemli isimlerden birisi Carl Elliot olur. Minnesota Üniversitesi felsefe bölümünde profesör olarak çalışan Elliot, uzun yıllardır tıp alanındaki deneylerin etiği üzerine araştırmalar yapan bir uzmandır. Özellikle piyasadaki etkin markaların tıp üzerine etkileri ve psikiyatri felsefesi üzerine birçok bilimsel makale ve kitap yayımlar. 2004 yılında, yazar Tod Chambers ile bir üniversite yayınevi olan University of North Carolina Press’te yayımladıkları “Prozac as a Way of Life” çalışmasıyla uzun yıllardır devam eden bir tartışmanın alevlenmesine neden olurlar. İddiaları ise prozac isimli ilacın, söylendiği gibi feminist bir ilaç olmadığı yönündedir. 

Aslında bu tartışmaların öncesinde, 1950 yıllarında Amerika’da piyasaya sürülen Miltown isimli ilacın etkisinden bahsetmek gerekiyor. Özellikle biyolojik psikiyatrinin güçlendiği bu yıllarda satışına başlanan Miltown, büyük savaşların ve gündelik hayatın neden olduğu sorunlarla başa çıkmak için kullanılır. Kısa sürede oldukça popüler olan bu ilaç “reçeteyle gelen mutluluk” ve “duygusal aspirin” gibi cümlelerle yaygınlaşır. Ama bu ilacı ağırlıklı olarak kullanan kesim kadınlar olur. Miltown’un bu başarısı, 1960’ların ortalarında yine Amerika’da piyasaya sürülen Valium’un öncülü sayılır. Valium isimli bu ilacın sloganı ise bir hayli ilginçtir: “Annelerin küçük yardımcısı!" 

Bu ilaçlar ve kullandıkları sloganlar özellikle 1970’li yıllarda güçlenen feminist kadınların tepkisini çeker. Tüm tartışmalara rağmen Miltown ve Valium’un piyasa başarısı üzerine dev ilaç firması Eli Lily, 1970 yılında laboratuvarlarda yeni ve etkili bir ilaç için araştırmalara başlar. Prozac’ın etkin maddesi olan “Fluoksetin” de bu dönem keşfedilir. İçeriği ile insanları daha aktif hale getirdiği ve sosyalleştirdiği iddia edilen Prozac 1987 yılında Amerika’da piyasaya sürülür. Ama bu ilaca popülerliğini kazandıracak olan adım Peter Kramer isimli önemli bir isimden gelir. 


Brown Tıp Okulu’nda akademisyen ve aynı zamanda bir psikiyatrist olan Peter Kramer’in yazdığı “Listening to Prozac” isimli kitap 1993 yılında yayımlanır. Kramer’in bu kitabı kısa sürede “best-seller” listelerine girer ve Prozac’ın daha büyük kitleler tarafından bilinmesine neden olur. Kramer’e göre Prozac ağır depresyondan mustarip kişilerden ziyade utangaçlık, reddedilme korkusu gibi sorunlar yaşayan kişilere oldukça uygundur. Bu ilacı kullanarak gerçek kişiliklerini bulan insanların, sosyal ortamlarda çok daha girişken ve özgüvenli olacağını iddia eden Kramer, Prozac’ın insan karakterini şekillendirme gücüne oldukça güveniyordur. 

Elbette Peter Kramer’in özellikle feminist kuramcıların dikkatini çekmesi, Prozac’ın kadınlar üzerindeki olumlu etkilerini savunmasıyla ortaya çıkar. Kramer’in iddiası büyüktür: “Prozac, kadınları özgürleştiren ve güçlendiren hatta feminist bir ilaçtır.” Miltown ve Valium gibi kadınları sakinleştiren ilaçların aksine Prozac gerçek bir özgüven deposudur. Böylece Kramer, 1990’lar dünyasına yeni bir terim kazandırılmış olur: “Prozac Feminizmi.” Sonraki yıllarda yapılan birçok araştırma ise Kramer’in savunduklarına karşı çıkar ve bu ilacın yan etkilerinin tartışılması gerektiğini savunur. Carl Elliot gibi isimler ise yine bu tip “kadın dostu ilaç” imgelerinin bilimsel bir bakış sunmadığını dile getirir. 

Yıllar içinde Prozac’ın aşırı değil de hafif mutluluklarla kadınların dizginlendiği veya çağın sorunlarına karşı içine kapanık, çekingen kadınları özgürleştirdiği gibi birbiriyle çelişen birçok makale yayımlanır. Bu iddiaların gerçekte bir karşılığının olup olmadığını bilemeyiz. Alanında uzman doktorların düşüncelerini detaylı bir şekilde okumak, dinlemek ve anlamak gerekiyor. Ancak ilginç olan nokta; Amerika’da piyasa sürülen bu tip ilaçların “Kadınları sakinleştiriyor” veya “kadınları özgürleştiriyor” cümlelerini bir reklam stratejisi olarak kullanmasıdır. 
Kaynak
Yaşar Çabuklu, “Postmodern Toplumdan Kesitler”, Paloma Yayınları, 2010. 
Yukarı Kaydır