Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Eve Dönüyoruz: Spider- Man: Homecoming
KÜLTÜR/SANAT

Eve Dönüyoruz: Spider- Man: Homecoming

26 Eyl 2022

Kimimizin pek sevmediği kimimizin ise birlikte büyüdüğü bir karakterin altın çağına tanık olmaya hazır mısınız sevgili okurlar? Milenyumun en genç, en toy ve hatta en sevimli Spider-Man’i ile nihayet tanışıyor, onun hayatına ve irili ufaklı maceralarına ortak oluyoruz. Asla yabancılık çekmeyeceğinize bahse girebilirim çünkü bu seferki kahramanımız tam anlamıyla bizden biri! E hadi öyleyse ufak tefek Spider-Man’imizin ilk büyük macerasını birlikte mercek altına alıyor ve Marvel evreninin en küçük kahramanını Spider-Man Homecoming filmi ile çok daha yakından tanıyoruz!

3.5 Bardak

Gelin önce her zaman yaptığımız gibi filmimizin dış evrenine ufak bir göz atalım. 2017 yılında izleyicisi ile buluşan Spider-Man: Homecoming filmi, zaten geçmişten bolca aşina olduğumuz bir karakteri rekreasyon edip yeniden huzurlarımıza sunuyor. Beyaz perdeye yansıyan önceki yapımlarda Tobey Maguire ve Andrew Garfield’ın hayat verdiği Peter Parker nam-ı diğer Spider- Man karakterini, bu defa canlandıran isim 26 yaşındaki İngiliz aktör Tom Holland’ın ta kendisi! Gerçekleştirdiği kusursuz performansla, filmin daha ilk dakikalarında gönlümüzü çalmayı başaran Tom Holland’ı, “Spider-Man olarak ilk görüşümüz mü?” sorusunun cevabı ise kocaman bir HAYIR sevgili okurlar. Çünkü hatırlarsanız, karakterimizin Marvel Sinematik evreninde ilk arzı endam edişi Captain America: Civil War filminde gerçekleşmişti. Civil War filminde karşımıza çıkar çıkmaz mizah dolu karakter yapısıyla biz izleyicileri kendine hayran bırakan yeni Peter Parker’ımız pek sevilmiş olacak ki, Civil War filminin ardından hemen bir Spider-Man filmi bizlerle buluştu. 
 

Sanmayın ki Spider-Man: Homecoming filminde biz izleyicileri bekleyen tek karakter Peter Parker… Spider-Man’in yanı sıra Tony Stark’ı da sık sık gördüğümüz hikaye akışında, IronMan evreninden aşina olduğumuz Pepper Pots, Happy ve hatta Steve Rogers gibi isimleri de görmek pek mümkün. E hal böyle olunca bol karakterli ve bol hikayeli bir filmin bizleri beklediğini söylemek de yanlış olmayacaktır hak verirsiniz ki… Hadi öyleyse gelin bu tanıdık simalarında içinde bulunduğu Spider-Man: Homecoming filmi bizlere ne vadediyor, biraz da bundan bahsedelim. 

Avengers’ın Chitauri ile yaptığı New York savaşının ardından, toz duman olan şehri toparlaması ve Chitauri ordusuyla birlikte savaş yığıntılarının ortadan kaldırılması için bir ekip görevlendirilmiş durumdadır. Amerikan hükümeti ile iş birliği içerisinde görevi üstlenen Stark Industries’in, savaş alanını yağmalar misali ortalığı toparlayan Adrian Toomes’u işten çıkarmasının ardından başlar tehditkar hikaye. Chitauri ordusunun çoktan nakavt edilmiş savaş araçlarından aldığı enerji çekirdeği ile kendini korkunç ve ölümcül bir makinaya çeviren Adrian Toomes, Spider-Man: Homecoming filminin “kötü karakter” boşluğunda yerini edinir. Bir diğer taraftan ise ne ile karşı karşıya kalmak üzere olduğundan bihaber Peter Parker’ımız, ergenliğin doruklarda yaşandığı lise çağının en hareketli dönemlerini yaşamaktadır.
Oldukça zeki bir öğrenci olmasının yanı sıra gizli bir süper kahraman olan Peter, Avengers ekibiyle yaptığı son savaşın etkisinden hala çıkamamış durumda ve kendi çapında yaptığı ufak tefek yardımlarla New York halkına Spider-Man olarak yardım etmektedir. Vulture adlı korkunç karaktere dönüşen Toomes ile sımsıkı bir mücadeleye girecek olan Peter Parker, bu tehditkar kovalamaca esnasında cesaretini, güçlerini ve aslında kim olduğunu keşfedecek olmasının yanı sıra gerçek bir Avengers olmak için muazzam bir adım atacaktır. 
 

Gelelim filmin can alıcı noktalarına… Lütfen şimdi, bildiğiniz tüm Spider-Man’leri unutun çünkü yeni Spider-Man’imiz hem maddi hem de manevi anlamda mucizevi bir Stark ürünü! Sony yapımı Spider-Man’lerdeki meşhur örümcek ısırığı sahnesinin pas geçildiği yeni filmimizde yaşanan olay aynı olsa da bu olayın işlenme boyutu pek bir farklı doğrusu. Nasıl olsa Spider-Man’in bir örümcek tarafından ısırılarak süper kahramana dönüştüğünü hepimiz biliyoruz. Bunun yanı sıra Tony Stark’ın himayesi altında olan Peter Parker’ımız, Stark teknolojisi sayesinde milenyum çağın en yetenekli Spider-Man’i olma şerefine erişiyor ve tıpkı IronMan kostümü gibi son teknoloji ile donatılmış bir Spider-Man kostümünü üzerinde taşıyor. Uzun lafın kısası yeni Spider-Man’imiz biz izleyicilerin huzuruna Tony Stark’ın küçük bir tasviri olarak çıkıyor sevgili okurlar. Elbette ki Stark ve Parker ikilisi arasındaki bu durum yalnızca “aldım verdim” ilişkisine dayanmıyor. Farkında olmadan ikili arasında oluşan bağ Tony Stark ve Peter Parker arasında adeta bir “baba-oğul” ilişkisi oluşmasına zemin hazırlıyor. Evet evet biliyorum “Endgame” akla geldi ve gözlerimiz bir miktar yaşlandı… 

Öyleyse gözümüzün yaşını silip filmin bir diğer can alıcı noktasına geçiyoruz. Lise çağı, ergenlik ve maalesef ki “eziklik” kavramlarını işittiğiniz zaman aklınıza ne geliyor diye sorsak…? Pek talihsiz fakat akran zorbalığına merhaba diyebiliriz sevgili okurlar. Filmin çok da üzerinde durduğu bir konu olmasa da hikaye akışında oldukça ince bir şekilde işlenmiş bir akran zorbalığı meselesi olduğunu görmek pek mümkün doğrusu. Peter Parker, zeki ve çalışkan bir öğrenci olmasının yanı sıra “can dostu” olan Ned karakteriyle de birlikte lisenin “loser”ları olarak kol kola takılıyorlar. Bu durumun onları çok da rahatsız etmediğini söylemek mümkün fakat akranları tarafından maruz bırakıldıkları zorbalıklar nedeniyle, sosyal anlamda benliklerini gerçekleştirememek gibi problemlerle karşı karşıya kalıyorlar. Nedir bu problemler diye sorarsanız, okulun en popüler kızına duyulan aşk cevabı eminim ki hepinizin anılarını canlandıran yeterli bir yanıt olacaktır…

Bu konuyla bağlantılı olan bir diğer ufak ama sevimli mesela ise Ned ile Peter’ın dostluğu olarak karşımıza çıkıyor. Herkesten Spider-Man kimliğini gizleyen Peter, hiç beklenmedik bir şekilde Ned’e yakalanmasının ardından büyük sırrına dostunu da dahil ediyor ve biz izleyiciler yaşları itibari ile küçücük kalpleri olan liseli çocukların birbirlerine duyduğu kalpten güveni film seyri boyunca izliyoruz. Tam da bu noktada arkadaşlığın ve dostluğun yaşının olmadığını, güven denen duygunun kalpten geldiğini çok net bir şekilde anlayabiliyoruz. 

Ee, bu bir Marvel filmi, hani nerede toplumsal mesaj diyorsanız ona da cevabımız hazır sevgili okurlar. Elbette ki spoiler vermeyeceğim fakat Vulture ve Spider-Man’in yaptığı bir konuşmaya değinmeyi zaruri olarak görüyorum doğrusu. Vulture’ın Stark’a duyduğu kini, Peter Parker’a yansıttığı sahnede sarf ettiği sözler şu şekilde; “Yukarıdakiler güçlü ve zengin, istediklerini yaparlar!” İşte tam bu cümleyle kapitalist sistemin getirileri yüzümüze bir tokat misali çarpıyor ve Spider-Man: Homecoming filmi, senaryosunda barındırdığı sistem eleştirisini muazzam bir şekilde gözler önüne seriyor. Hak veriyor muyuz, hem de çok! Fakat Tony Stark’ı ve inşa ettiği evrene daha bir bayılıyoruz doğrusu. Anlayacağınız konu tartışmaya kapalı sevgili okurlar. 
 

Uzun lafın kısası filmde bizi bekleyen tatlı mı tatlı bir Spider-Man, Chitauri ordusunun enerjisini kendine silah edinmiş bir Vulture, yeni yeni oluşmaya başlayan manevi bir baba-oğul ilişki, hepimizin kalbini yumuşacık yapacak bir lise aşkı ve sağlamlığından asla şüphe etmeyeceğimiz bir dostluk bekliyor. Tüm bunların yanı sıra Peter Parker’ın karakter gelişimini tamamladığı Spider-Man: Homecoming filminde, her yeni Marvel filminde daha da gelişen prodüksiyon teknolojisiyle olağanüstü bir seyir keyfi bizleri bekliyor. Eğer hala filmi izlemeyen ya da “Doğduğum günden beri Spider-Man izliyorum, bir yenisini daha izleyemem!” diyenlerdenseniz, bu seferkinin pek farklı olduğunu gönül rahatlığıyla belirtiyor ve bu filme şans vermeniz gerektiğinin ısrarla üzerinde duruyorum sevgili okurlar… 
 
Daha yolumuz çok uzun! Bir sonraki Marvel filminde görüşmek dileğiyle… 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?