Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Ev İşleri ve Görünmez Emeğin Getirdiği Psikolojik Yük
Pexels
ZOOM

Ev İşleri ve Görünmez Emeğin Getirdiği Psikolojik Yük

25 Kas 2022

Yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik, ütü ve dahası… Bitmek bilmeyen ve her gün yeniden ve yeniden yapılması gereken ev işleri… Üstüne çocukların ihtiyaçlarının karşılanması da eklenince daha da karmaşıklaşan tüm bu işler, fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da oldukça yorucu. Sayısız detayı içinde barındıran bütün bu iş yükünü kadının üzerine yıkan ataerkil sistem ise “kayda değer” bir iş olarak görmediği ev işlerine harcanan emeğin görünmez kılınması için elinden geleni ardına koymuyor.

Pexels
Ev işlerine dahil olan erkeklerin büyük çoğunluğu “yardımcı” rolünde kalmakla yetiniyor, bu yardımcı olma halinin de büyük bir lütuf gibi algılanması isteniyor. Dönem dönem yaptıkları yemeğin veya temizliğin takdir toplamasını bekleyen erkeklere toplum da bir hayli destek çıkıyor: “Bak kocan ne güzel bir işin ucundan tutuyor.”, “Temizliği yapmış, daha ne olsun?” ve “Böylesi zor bulunur.” gibi sözler, ev işlerinden “asıl” sorumlu kişinin kadın olduğunu vurgulamaktan başka bir işe yaramıyor.
Ev işleri, kadınlar için normdan başka bir şey değilken erkekler için arzu ederlerse zaman zaman ellerini atmayı düşünebilecekleri bir alandan ibaret sadece. Erkekler kendilerine partnerlerini ödüllendiriyormuş gibi hissettiren birkaç ev işini hallettikten sonra rahatlıkla kenara çekilebilir ve kendi meşguliyetlerine odaklanabilir. Ancak kadının sonsuz bir döngüde devam eden ev işlerini yapmayı ara vermeden sürdürmesi ve hiç fark edilmeyen emeği hakkında konuşmamayı seçmesi bekleniyor.

Pexels
Eşit iş bölümünden kaçınmak için kullanılan en yaygın bahanelerden biri de “becerememe” meselesi: “Ben senin gibi yapamıyorum, beceremiyorum. Kadın eli değince bir başka oluyor.” Erkeklerin “kıymetli” vakitlerini ev işlerine ayırmak istemeyişleri, sonsuz bir gücü ve yeteneği olduğu farz edilen ve küçük yaştan itibaren ev işleriyle tanıştırılmış olmanın izlerini taşımakla ayrışan “kadın eli” denen bir şeyin öne çıkarılmasıyla perdeleniyor. 
“Kadın eli” söylemi, ev işlerinin altından kalkmanın erkeklerin hiçbir zaman tam olarak edinemeyeceği ve “nereden geldiği bilinmez” bir yetenekle mümkün olduğunun altını çiziyor. Kadınları övüyormuş gibi görünse de aslında eşitsizliğin tekrar ve tekrar üretilmesine yardımcı oluyor. Üstelik “her yeri çiçek gibi yapan” ve yerlere göklere sığdırılamıyormuş gibi duran bu “kadın eli”nin varlığı hiçbir zaman tanınmıyor, yaptıkları yok hükmünde sayılıyor.

Pexels
Çekmecelere kıyafetleri düzgün bir şekilde kim yerleştiriyor? Banyoda boşalan sıvı sabun kabını kim dolduruyor? Biten tuvalet kağıdını bir yenisiyle kim değiştiriyor? Çöpü kim boşaltıyor? Bir kenara bırakılan küçüklü büyüklü eşyaları kim yerine yerleştiriyor? Sanki tüm işler kendi kendine yapılmış, “sihirli” bir güç gelmiş de evi baştan aşağı düzenlemiş gibi davranılıyor. Ancak yapılmadığında yapılması gerektiği fark edilen tüm bu ince, küçük işleri yapanın kim olduğu fark edilmediği gibi partnerinizle bu işleri onun da yapması gerektiğini konuştuğunuzda “Onda ne var canım.” gibi laflarla geçiştiriliyorsunuz ve bu işler yine size kalıyor.
Peki günün sonunda ne oluyor? Ev işlerine el atarsa “erkeklik”lerinden bir şey eksileceğinden korkan erkeklerle yaşayan kadınlar, görünmez emeğin beraberinde getirdiği sadece fiziksel değil aynı zamanda mental, duygusal ve zihinsel bir yükü de taşımak durumunda kalıyor. Zihniniz farklı işleri bir arada yapmaya çalışırken bölünmeye uğruyor, yarın yemeğe ne yapacağınız gibi şeyleri düşünmekten bir türlü kurtulamıyor. Eşiniz/partnerinizle beraber yaşadığınız evin tüm sorumluluğunu o evde kendi başınıza yaşıyormuş gibi üstlenmek durumunda kalıyorsunuz ama harcamanız gereken emek elbette bir başına yaşamaktan çok daha fazla. İki kişilik işi tek başınıza sırtlanmanız da sizi sıkışmış, bunalmış hissettiriyor.

Pexels
Aynı zamanda ev işlerini bitirmek için size iyi gelecek veya yapmak istediğiniz şeylerden feragat ediyorsunuz. Evle ilgili olmayan bir şey yaptığınızda veya kendinize zaman ayırmayı arzuladığınızda bir suçluluk duygusu kapınızı çalıyor. Boş boş oturmak, sadece keyfinize göre hareket ettiğiniz anlar yaratmak sanki olmaması gereken ve sizin hakkınız olmayan bir şeymiş gibi hissettirebiliyor. Üzerine bir de zamanımızın “verimli olma” baskısı eklenince kendinizle ilgili ve “somut bir çıktı" üretmeyen bir şeyle ilgilenmek daha da zorlaşıyor. 
Görünmez emek hakkında konuşurken konuyu sadece fiziksel yorgunluk, zaman ve ekonomiye katılım açısından değil, getirdiği duygusal yükle de ele almak gerekiyor. Kadınlar eşitsizliğin hüküm sürdüğü toplumlarda yaşarken müthiş bir duygusal emek harcıyor, ev işleri de bu duygusal emeğin çok önemli bir parçası. Eşitsizliğin, ayrımcılığın ve baskının etkileri zihin, duygu ve düşünce dünyamızda kimi zaman adını koyamasak da hepimizin çok iyi bildiği noktalara temas ediyor.
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?