Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Eşyalarımızı Azaltmak/Düzenlemek Zihnimizi Nasıl Rahatlatır?
ZOOM

Eşyalarımızı Azaltmak/Düzenlemek Zihnimizi Nasıl Rahatlatır?

Çalışmaya başlamadan önce masamızı toplarız. Sanki masadaki her eşya bizim için bir uyaran pozisyonunda durur, masamız ne kadar boşsa ve ne kadar sadece o anki odağımızla alakalı eşyalar varsa o kadar rahat ederiz. Peki, hayatımızın geneli kendi içimizdeki bir çalışma ortamı değil midir? Gelin birlikte, deneyimimizi daha iyi algılamak ve derinleştirmek üzere, eşyalardan sadeleşmenin bizim kafamızı ne denli rahatlatabileceğine zoomlayalım!

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :07 Şub 2022
Süre :2 Bardak

İnsan Doğasındaki Bitmek Bilmeyen İsteme Hali

İçimizdeki pandoranın ‘alışveriş delisi’ kutusunun kapağı bir açıldığında, kendimizi durduramaz bir hale gelebiliriz. İstemek, istemek ve sonsuzcasına istemek... İsteme halimiz değişmez, istediğimiz şeyler ise sürekli değişir. Neden? Çünkü, madde bizi bir yere kadar mutlu edebilir. Eğer, maddeden medet umuyorsak, devamlı maddelerimizi yani eşyalarımızı yenilememiz ya da eskileri de dururken yenilerini almamız gerekir ki, içimizdeki ‘yeni alışveriş heyecanı’ sönmesin ve iç rahatlığıyla hayatımıza devam edebilelim… Elbette, bu açıkladığımız, bir bağımlılık algoritması. ‘Hedonik koşu bandı’ kelime öbeği ile harika bir şekilde tanımlanan sonsuz, asla bitmek bilmeyen istekler silsilemiz, bizi kendimize değil, doğrudan kendisine bağlar.
Bağımlılık kendi ellerimizle beslediğimiz bir pirana gibi biz onu besledikçe o bizden beslenir ve konumuz eşyalarımız olsun ya da olmasın bağımlılığın çalışma prensibi değişmez. Burada değinmek istediğimiz nokta, hayatın kısır döngü -bizi bir yere vardırmayan- , sıçratıp sonra aynı yere geri koyan tüm paternleri, biz o çıkışı olmayan -hep kendine çıkan yolda- olduğumuz sürece bir bağımlılık temsili. Bu nedenle bağımlılıklara, sigaram yok alkolüm yok gibi değil, ‘hayatımda beni kısır döngüye sokan ne var?’ diye yaklaşırsak, içeriden dışarıya doğru düşünürsek, kendi desenimize ve kendimize daha yakın olabiliriz.

Eşyaların Enerjisi

Bu yazımızda ise eşyalarımızın bolluğunun ve gerek duymadıklarımızdan bile asla vazgeçememizin bizi nasıl ağırlaştırdığına bakıyoruz. Acaba, enerjimizi eşyalarımıza bölüştürüyor olabilir miyiz? Sadece fazla eşya almak ve devamlı almak kapsamında değil, aldıklarından vazgeçememek ve olanları düzenleyememek anlamında da içimize ve içimizden çevremize bakış atmak bize epey yardım edebilir. Bir yandan, yaşam alanımızda, ofis masamızda, yatak odamızda yani bizim tasarlayıp düzenleyip her yerimizde sarıp sarmalandığımız eşyalarımıza, zihnimizin düzeni olarak bakarsak, bunun de epey yardımı olabilir. Hayatımızdaki her şey bir şeylerin temsili olduğundan, belki, etrafında çok eşyası olan ve düzen barındırmayan birini izlediğimzde, aklının da çok karışık olduğunu fark etmemiz bu durumların nasıl da denkliğinin olduğuna bizi ayıltabilir.
Nasıl, çalışma masamızı toplamak zihinsel balansımızı sağlamada bize yardım ediyorsa, etrafımızı sürekli bir halde, bir yaşam şekli olarak toparlamak, dıştan içe bir meditasyon gibi çalışabilir. Devamlı etrafımızın farkına varırız. Neye ihtiyacımız olduğunun ve nelerin fazla olduğunun ayırdına daha kolay gideriz. Sadece bununla da sınırlı kalmaz. Hayat kurgumuz, grift, birbiriyle bağıntılı bir örümcek ağının üzerinde örülür… Kendi ağımızı ören örümcek olmanın sorumluluğunu aldığımız zamansa, derin bir huzura girebiliriz… Peki tam olarak nasıl?

Sadeleşmek ve Berraklık

Direkt ev-zihin bağlantısı üzerinden gidersek, anlayışımız daha kolay olabilir. Evimiz zihnimiz gibidir. Onun neresinde ne olduğunu, kirli mi temiz mi olduğunu ve içindekilerin neye hizmet ettiğini anlamak bizden başkasının sorumluluğu değil tabii ki. Her şey enerjiden meydana geldiğine göre ve etrafa dağınık eşyaların da etrafta titreyen düşük enerjili varlıklar olduğunu kabul edersek, dağınık bir ev her eşyasıyla bize titreşimler gönderen, etraftakiler her gözümüze çarptığında bize sinyal veren bir sistem gibi işler. Bu duruma alışmış da olabiliriz. Fakat, bu yine de durumu değiştirmez. Fazla eşyalarımızdan arınmak, her şeyi yerli yerine koymak, zihnimizde de her şeyi yerli yerine getirebilir. Sonuçta her şey sembol ve eşleniklerle çalışıyor dedik değil mi…
Bir süre bunun pratiğini yapıp, sonuçları kendimizle tartışmak, bize hiçbir şey kaybettirmez; ama kazandırabilir. Hadi deneyelim! Berraklığı, farkındalığı ve derin huzuru deneyimlemek, her şeye değmez mi zaten!
Yukarı Kaydır