Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
KADIN KAFASI

Eşit Ücret Henüz Eşit Değil !

06 Oca 2023

Biz kadınlar olarak işgücüne katıldığımız günden bu yana temel bir sorun olan ve bugün hâlâ göz ardı edilen “cinsiyete dayalı ücret farkı”, hepimizin bildiği üzere eşitlik mücadelesinin temel çıkış noktası oldu. Elbette yeni değil; 8 Mart 1857'de 40 bin dokuma işçisi kadın da düşük ücretlere, ağır iş koşullarına ve uzun çalışma saatlerine karşı çıktı ve eşit değerde işe eşit ücret talep etti. Çünkü erkeklerden daha fazla çalışıp daha az ücret alıyorlardı. Bu taleplerin ardından kadınlar, 166 yıl geçmesine rağmen hala mücadelesine devam ediyor ve hala dünyanın her yerinde erkeklerden daha düşük ücretlerle çalıştırılıyor.

Fotoğraf: Angela Deane-Drummond/Evening Standard/Getty Images
Toplumsal cinsiyet bazlı ücret farkı terimi, erkeklerin ve kadınların kazançları arasındaki uçuruma işaret eden bir terim. Kadınların erkeklerden ne ölçüde az kazandığını bir kez daha gözler önüne seren bu terim, kadının anne olma ihtimali, cinsiyet olarak erkeğe karşı dezavantajlı oluşu, gibi mesnetsiz nedenlerle günümüzde hala kendine yer eden bir terim olarak öne çıkıyor. 1960’lar ile 90’lar arasında birçok ülkede kadın hakları alanında kaydedilen ilerleme, sendikalaşma ve iyileşen istihdam hakları sayesinde ücret farkı daralmış gibi görünse de 1990’lardan itibaren gelişmiş dünyada ilerleme maalesef yavaşlamış gibi görünüyor. 2018 verileri Amerika Birleşik Devletleri‘nde kadınların ortalama olarak bir erkeğin maaşının yaklaşık yüzde 80’ini kazandığını gösteriyor. Avrupa Birliği’nin ortalama toplumsal cinsiyet ücret farkı %16 civarında iken İngiltere’de yirmili yaşlardaki kadınlar aynı yaştaki erkeklerden daha fazla kazanmaya başlamış gibi görünse de İngiltere’nin toplumsal cinsiyet ücret farkı hala yüzde 21 civarında seyrediyor.
 
Peki ücret eşitsizliğinin temelde nedenleri ne? Genel olarak nedenler iki kategoriye ayrılıyor; gönüllü nedenler yani örneğin yarı zamanlı çalışmak ve mecburi nedenler yani toplumun özümsediği, kodlanmış ayrımcılık. Ücret farkını açıklamaya ya da haklı göstermeye çalışan çok sayıda mit var, örneğin kadınlar idari görevler almak istemiyorlar ve erkeklerin inşaat gibi yüksek maaşlı sanayi işlerini tercih etmeleri daha olası… Bu açıklamalar gibi kadınlar için de düşük ücretli bakım ya da hizmet işleri tercih ediyorlar deniyor. Ne var ki neredeyse tüm veriler ücret farkını gerçek nedenini tercih değil ayrımcılık olduğunu gösteriyor yani bunların hepsi bir hikâyeden ibaret. İş yeri ayrımcılığı teorisine göre kadınlar erkeklerden daha az yetenekli görülüyor. Toplumsal olarak kökleşmiş ön yargılar kadın bir patronun liderlik niteliklerinden yoksun olacağı varsayımlarına yol açabiliyor. Bazı durumlarda erkeklerin evin esas ekmek getireni olduğu ve bu nedenle daha yüksek maaşı ihtiyacı olduğu varsayılıyor. Düşük verimlilik ve bağlılık algısı eğitimin kesintiye uğraması ve kadınların daha az süre çalışmasına yol açan devlet destekli çocuk bakım hizmetlerinin olmaması nedeniyle çocuk sahibi olmak da çoğu kez kadınların ücretini etkiliyor.

sivilsayfalar.org
ANNELİK CEZASI…

Amerika Birleşik Devletleri’nde ücretli doğum izninin olmaması en büyük sorun olarak görülse de yine de ücretli doğum izninin zorunlu olduğu Danimarka’da benzer bir ücret farkı varlığını sürdürüyor ve bu annelere ve doğurma yaşında kadınlara karşı işe alım önyargısı da dahil annelik cezasının bir kanıtı olarak görülüyor adeta.
 
Mitleşen diğer söylentilere baktığımızda kadınların daha yüksek maaş pazarlığı yapamadığına dair söylemler de yer alıyor. Araştırmalar kadınların pazarlık yapmaya çalışınca başarısız olduklarını ya da cezalandırdıklarını ortaya koyuyor. Eğitim de bir diğer faktör. Daha yüksek maaşlı işler getiren bilim, teknoloji ve matematik gibi alanlarda daha az sayıda okuyor miti de var. Ne yazık ki Brezilya’da kadınlar erkeklerden daha iyi eğitimli olma ve daha uzun saatler çalışma eğiliminde olsa da yine de erkeklerden %24 daha az kazanıyorlar. Yani bu söylenti de bir hikâye!
 
ÜCRET EŞİTLİĞİ İÇİN MÜCADEL & IRKSAL ÜCRET FARKI
 
2000 yılından bu yana toplumsal cinsiyet ücret farkının daralması yavaşladı ve hatta ABD’de ilerleme durmuş durumda. Bu hızla kadınlar 2119 yılına kadar erkeklerle eşit ücrete ulaşamayacak ancak ücret farkını karşı mücadele de bir o kadar yoğunlaşacak. ABD’de American Association of University Women (Amerikan Üniversiteli Kadınlar Derneği) ve İngiltere’de Fawcett Society gibi örgütler değişim için mücadele ederken sosyal medya kampanyaları ve tartışmalı ücret farkı yayınları geniş çapta dikkat çekmeye başladı.
 
Birçok gelişmiş ülkede toplumsal cinsiyet ücret farkının yanı sıra önemli bir ırksal ücret farkı da var. Örneğin ABD’de siyahi kadınların %80’i ailenin esas geçim kaynağı olmasına rağmen genellikle beyaz erkeklerin maaşının yaklaşık yüzde 64’ünü kazanıyor. Amerika yerlisi kadınlar kadınlar yaklaşık %50’sini Hispanik ve Latina kadınlar en düşük ortalama haftalıkla %54’ünü kazanıyor. Asya kökenli Amerikalı kadınlar erkeklere en yakın ortalama ücreti alıyor ama farklı milliyetlerden asyalılar arasında da önemli farklılıklar hala var. Asyalı erkekler hariç tüm etnik gruplar ve tüm kadınlar beyaz Amerikalı erkeklerden daha az kazanıyor. Siyah erkekler %73, Hispanik erkekler %69 civarında kazanırken, renkli kadınlar aynı düzeyde eğitimli olduklarında bile beyaz kadınlardan daha az maaş alma eğiliminde oluyor. Yani burada cinsiyetten öte ırksal bir ayrım ön plana çıkıyor.

sivilsayfalar
EŞİT ÜCRET YASASINA DOĞRU ADIM ADIM…
 
1963 yılında ABD’de adil ücret standartları yasasını değiştiren eşit ücret yasası imzalandı. 1970 yılına gelindiğinde İngiltere’nin eşit ücret yasası ücret ve çalışma koşulları bakımından kadınlar karşısında erkekleri ayırmayı yasakladı. 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri‘nde eşit ücret günü belirlendi ve bu günde, bir önceki yıl erkeklerin kazandığını kazanmak için kadınların çalışması gereken ekstra zamanı göstermek üzere her Nisan ayında konuya dikkat çekecek çalışmalar yapıldı. 2014 yılında İngiltere’nin eşitlik yasası mahkemelerinin eşit ücret denetimi yaptırmasına izin verildi. 2018 yılına gelindiğinde ise 250’den fazla kişinin çalıştığı İngiliz şirketlerinin yasa gereği ücret farklarını yayınlamaları kanunlaştırıldı.

evrensel.net
TÜRKİYE’DE NELER YAPILDI?

ILO’nun Temel Sözleşmelerinden biri olan 100 No.lu Eşit Değerde İşe Eşit Ücret, temel bir insan hakkı ve bir çalışma standardı olarak Türkiye tarafından da imzalandı. Başta Anayasa’nın 10. Maddesi'nde kanun önünde eşitlik ilkesinin yer almasına; İş Kanunu’nun 5. maddesinin 4. fıkrasında “aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz” hükmüne; “tazminatlar da dahil eşit ücret alma ve eşit değerde yapılan işe karşı eşit muamele görme ile birlikte işin niteliğinin değerlendirilmesinde eşit muamele görme hakkı”nın yer aldığı BM’nin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)’ni tanımasına rağmen cinsiyete dayalı ücret farkı dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de belirgin bir şekilde hala maalesef görülüyor.

Türkiye’deki kadınların işgücüne katılım oranına baktığımızda, AB ülkelerindeki oranlara kıyasla oldukça düşük olduğunu görürüz. ILO-TUİK tarafından yayınlanan Cinsiyete Dayalı Ücret Farkının Ölçümü( 2020) raporunda, 2018 yılında dünya genelinde kadınlar erkeklere göre yaklaşık yüzde 20, OCED ülkelerinde yüzde 12,9 daha az ücret alıyor. Türkiye'de de cinsiyete dayalı ücret farkı yüzde 15,6 olarak belirtiliyor. Gördüğünüz üzere toplumsal kodların kadını ev içinde konumlandıran anlayışı nedeniyle ekonomik hayata katılamayan kadınlar, çalışma yaşamının bir parçası olmayı başardıklarında da ücretleri erkeklerin gerisinde kalıyor ve eşit işe eşit ücret politikası bir türlü gerçek anlamda uygulanamıyor.  

Tarihsel bilgiler için "The Feminism Book" kitabından yararlanılmıştır.




©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?