Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
 En Yaygın Olumsuz Düşünce Kalıpları
Mart Production
SCOPE

En Yaygın Olumsuz Düşünce Kalıpları

28 Eyl 2022

Gündelik yaşantımızda zihnimizden geçen onlarca düşünce arasından pek çoğu kalıplaşmış olabilir. Neredeyse hepimizin zihninden geçen, özellikle de olumsuz, otomatik düşünceleri anlamak; bunlar yerine yenilerini oluşturmamıza yardım edebilir. Gelin en yaygın olumsuz düşünce kalıplarını yakından inceleyelim.

Keyfi Çıkarsama: Karşımızdaki insanın sözlerini tamamıyla kendi inançlarımız doğrultusunda yorumlamamız anlamına geliyor. Adından da anlaşılabileceği üzere, duyduğumuz sözleri keyfi çıkarsamalar yaparak yorumlayabiliyoruz. Örneğin herhangi biri zor durumda kaldığınız biranda size yardım etme teklifinde bulundu diyelim. İçinizden “Bana acıdığı için yardım etmek istiyor.”, “Benden utandığı için içinde bulunduğum durumu düzeltmek istiyor.”, “Benim çok güçsüz olduğumu düşünüyor.”, “Bundan sonra beni hep aciz biri olarak görecek.” gibi türlü olumsuz düşünce geçirdiğinizde, keyfi çıkarsama yapmış oluyorsunuz. Çünkü aslında karşınızdaki insan bizzat bunları söylemiyor; siz bunları varsayıyorsunuz. 

Duygusal Çıkarsama: Gerçekleri, verileri ya da türlü işareti reddederek kişisel inançlarımız doğrultusunda düşünmek anlamına geliyor. Notları oldukça yüksek bir öğrencinin çok başarılı olmasına karşın başarısız olduğuna inanması duygusal çıkarsamaya örnek olarak verilebilir. 

Mart Production
Seçici Soyutlama: “Zihinsel filtreleme” olarak da adlandırabileceğimiz seçici soyutlama; bütün yerine birimi görerek yalnızca ona odaklanmamız anlamına geliyor. Yazdığınız bir yazının pek çok okuyucu tarafından beğenildiğini ve iyi yorumlar aldığını farz edelim. Olumlu 20 yorum arasındaki yalnızca bir olumsuz yoruma odaklanarak, yazınızın kötü olduğunu düşünüyorsanız; seçici soyutlama yapıyor olabilirsiniz. Özellikle de yapılan bu tek olumsuz yorum dolayısıyla kendinize ve yazma becerilerinize yönelik negatif düşünceler geliştiriyorsanız, zihniniz olumsuz olanı filtreliyor olabilir. 

Aşırı Genelleme: Yalnızca bir defaya mahsus durum ve olayları genellediğimiz zaman aşırı genelleme yapmış oluyoruz. “Yazımı kimse beğenmedi asla başarılı bir yazar olamayacağım.” gibi düşünceler örnek olarak verilebilir.
Hep ya da Hiç Biçiminde Düşünme: Yaşadığımız olay ve durumları siyah-beyaz olarak yorumlamamız anlamına geliyor. Deneyimlerimiz, hislerimiz, düşüncelerimiz ya çok olumlu ya da çok olumsuz olabiliyor fakat ikisinin arasında bir yerde olamıyor. Örneğin bir iş arkadaşınıza mesaj attınız fakat gün içerisinde yanıt alamadınız. Eğer zihninizden “Bana gıcık oluyor.”, “Beni kesinlikle sevmiyor o yüzden yanıt vermiyor.”, “Bundan sonra ona asla yazmayacağım.” gibi düşünceler geçiriyorsanız hep ya da hiç biçiminde düşünüyor olabilirsiniz. 

Küçümseme ve Büyütme: Durum ve olayları olduğundan çok değersiz ya da çok değerli görüyorsak küçümseme ve büyütme düşünce kalıbı ile hareket ediyor olabiliriz. 

Mart Production
Geleceği Okuma: Bir başka adı kehanetçilik olan geleceği okuma, genellikle geleceğe yönelik olumsuz tahminlerde bulunmamız anlamına geliyor. Öngörme ihtimalimiz olmayan olaylara dair olumsuz öngörülerde bulunuyoruz. Özellikle de bu düşünce yapısının altında bulunan “felaketleştirme” düşünme yapısında isek geleceğe dair hep en olumsuz olanı varsayıyoruz. Örneğin sevgilinizle yaşadığınız gündelik bir tartışmanın ardından, “Benden kesin ayrılacak. Bu saatten sonra toparlamamız mümkün değil.” gibi bir düşünceye giriyorsanız felaketleştirme yapıyor olabilirsiniz. 

Etiketleme: Kendimize ya da başkalarına genelleyici etiketler yapıştırmamız anlamına geliyor. Sevgilisi tarafından terk edilen biri “Ben sevilemezim.” diye düşündüğünde ya da iş yerinde hata yapan biri içinden “Çok beceriksizim.” diye geçirdiğinde etiketleme yapmış oluyor. 
Kişiselleştirme: Deneyimlediğimiz, gördüğümüz, duyduğumuz neredeyse pek çok şeyi doğrudan kendimiz ile alakalı olarak yorumladığımızda kişiselleştirme yapıyoruz. Zihinsel olarak neredeyse dünyanın yükünü sırtlanıyor, fazlasıyla sorumluluk alıyoruz. Örneğin patronunuz mutsuz olduğunda sebebinin sizden kaynaklandığını düşündüğünüzde ya da ekibin başarısızlığının tek sebebini kendiniz olarak gördüğünüzde kişiselleştirme yapıyor olabilirsiniz. 

-Meli -Malı İfadeleri: Kendimize sıklıkla içsel olarak baskı kuruyorsak -meli -malı ifadeleri düşünce kalıbını benimsemiş olabiliriz. Bu durum, “Asla başarısız olmamalıyım.”, “Çirkin gözükmemeliyim.”, “Acizliğimi belli etmemeliyim.” gibi inançlar doğrultusunda hareket ettiğimiz anlamına geliyor. 

Mart Production
Zihin Okuma: Bu düşünce kalıbı diğer pek çok düşünce kalıbının da içerisinde yer alıyor. Diğer insanların eylemlerini, yorumlarını, düşüncelerini kendi doğrularımıza göre yorumladığımızda zihin okuyoruz. “Bana cevap vermediğine göre benim önemsiz biri olduğumu düşünüyor.”, “Bu davetimi reddederek aslında bana başka bir mesaj vermeye çalıştı.” gibi düşüncelerimiz karşımızdaki insanın zihnini fazlasıyla yanlış okuduğumuzun habercisi olabilir. 

Ya Olursa: Sıklıkla “Ya kaza geçirirsem?”, “Ya beni terk ederse?”, “Ya kovulursam?” gibi türlü olumsuz ihtimal üzerine düşündüğümüzde ya olursa düşünce kalıbı ile hareket etmiş oluyoruz. 


Kaynaklar

Prof Dr. M. Hakan Türkçapar, Bilişsel Davranışçı Terapi - Temel İlkeler ve Uygulama
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?