Einstein'ı Anlamak
SCOPE

Einstein'ı Anlamak

Dünyanın en zeki insanlarından biri olan Albert Einstein'in fikirleri, üzerinden yıllar geçmesine rağmen dünyamızı etkilemeye ve şekillendirmeye devam ediyor. Ortalama bir insandan daha zeki olduğu bilinen Einstein'in beyni, ölümünün ardından uzunca bir dönem incelendi ve araştırıldı. Peki, onun beyin yapısı diğer insanlardan farklı mıydı? Onu bu kadar başarılı yapan ve ekol haline getiren şey neydi? Bizler de onun gibi düşünebilir miyiz? Gelin yazının devamında bu soruların yanıtları üzerine biraz kafa yoralım.

Editör :Selin Borazan
Yayın Tarihi :04 Haz 2021
Süre :2 Bardak

Özellikle matematik ve fizik alanında yaptığı çalışmalarla ve daha önce kimsenin kafa yormadığı konularda yaptığı araştırmalarla dikkat çeken bilim insanı Albert Einstein'ın ölümünün üzerinden 66 yıl gibi uzun bir sürenin geçmiş olmasına rağmen fikirleri modern dünyamızı etkilemeyi başarıyor. Kendisinin çok zeki olduğu bilinen bir gerçek ancak beyin yapısının da normal bir insana göre çok daha farklı olduğu, kimi çalışmalarla ortaya kondu. Vefatının hemen ardından Einstein'in beyninin bir formalin içine konulduğu ve bu şekilde muhafaza edildiği biliniyor. Aynı zamanda bu formalin içindeyken çok sayıda fotoğrafının çekildiği ve inceleme yapılmak üzere değerlendirildiği de bilinenler arasında. Üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra ise bazı soruların daha net şekilde cevaplanması gerektiği kanısına varıldı. Bu sebeple Einstein'in beyni tam 240 parçaya bölünerek başka ülkelerdeki bilim insanlarının incelemesi için dağıtıldı. Kulağa biraz barbarca geldiğinin farkındayız, hatta bu olayların yaşandığı dönem Einstein'in beyninin çalındığına yönelik suçlamalar da yapıldı. Ancak bir bilim insanının, vefatından sonra bile bilim dünyasına katkı sağlaması Einstein gibi bir dahiye yakışacak cinsten bir durum diye düşünüyoruz.

Yapılan çalışmaların ardından Einstein'ın beyninin prefrontal korteks denen kısmının diğer insanlara oranla çok daha karmaşık bir yapıda olduğu saptanmış. Bu kısmı, bilişsel olarak karmaşık yapıların tasarlandığı ve soyut düşünmenin yapıldığı alan olarak da ifade edebiliriz. Bu kısım insanı insan yapan dolayısıya onu diğer canlılardan ayıran önemli bir bölümdür. Kişiliğimiz hatta toplum içinde nasıl davranacağımız dahi bu bölümde planlanır diyebiliriz. Einstein'ın başarılı bir bilim insanı olmasının altında yatan önemli nedenlerden biri olarak soyut düşünme mekanizmasının çok sağlam bir şekilde işlemesini söyleyebiliriz. Matematik ve fizik gibi belli bilimsel konulara yönelse de yapacağı her çalışmada hayal gücünü ön planda tuttuğunu söylemek mümkün. Hayal gücünün genişliği sayesinde evren hakkında düşünen ve kimsenin aklına dahi gelmeyecek cesur soruları dile getirerek bunlara yanıt aramaya çalışan bir bilim insanından bahsediyoruz. Söylediği "Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayal gücü ise her yere" sözünde de hayal gücünün getirelerinin ne denli büyük olacağı konusunda çıkarım yapmak mümkün.

Beyninin her iki lobunu da etkin olarak kullanabilmesi, bir dahi olmasının sebeplerinden biri olarak gösterilebilir. Çünkü genellikle sağ veya sol olmak üzere yalnızca birini etkin şekilde kullanırız. Ancak Einstein'ın bunun için farklı alıştırmalar yaptığını söylemek mümkün. Örneğin çocukluktan beri kartları dizerek bir yapı meydana getirmekten hoşlanmasının sebebi yalnızca vakit geçirmek için tasarladığı bir oyun olarak düşünülmemeli. Çünkü o anda mekanik bir işle uğraşırken bir taraftan soyut düşünmek için zihninde daha büyük bir alana yer açıyor denebilir. Çünkü ellerimizi kullanarak her ne kadar basit bir şey üstünde çalışıyor olsak da o an kafa olarak bambaşka yerlere gideriz. Bu durumda da hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak aktif olmuş oluruz. Ayrıca Einstein'ın temel alanı müzik olmasa da keman çaldığı bilinir. Annesinin etkisiyle klasik müziğe yöneldikten sonra yaylı çalgıların büyüsünü keşfetmiş ve bırakmak istememiş. Dolayısıyla hayal gücünün bu denli geniş olmasında müziğin de katkısı var diyebiliriz.

Einstein'ın farklı bir beyin yapısına sahip olması ve belli konularda gerçekten yetenekli oluşu yadsınamaz bir gerçek. Ancak hangi özelliklere sahip olduğunun bilincine varması ve yaşamını ona göre şekillendirmesi de dahi olması noktasında oldukça önem taşıyor. Nitekim kendisine çocukken zeka geriliği olduğu da söylenmiş. Ancak aklın sınırlarını ya da yetenek avını ya yanlış biçimde yapıyorsak? Sanıyoruz Einstein bu konuda da bizlere oldukça iyi bir örnek. Hatta bu duruma çok uygun bir sözüyle yazıyı bitirmiş olalım. "Aslında herkes dahidir. Ancak bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir."
Yukarı Kaydır