Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
GASTRONOMİ

Dünyanın Süper Kahramanı Yapay Et Mi Olacak?

30 Kas 2022

Dünyada yapay et üretilmeye başlanmıştı, yakın zamanda Türkiye’de de üretildiği haberini aldık. Yaklaşık 10 yıl içerisinde de yapay etin sofralarımıza geleceği öngörülüyor. Peki nedir bu yapay et? Zararları nelerdir, insan vücuduna bir faydası var mıdır? Merceğe alalım.

Nüfusun git gide artması, yiyecek ihtiyacının çoğalması, ekonominin kötülüğü ve ekonomi yüzünden açlık sınırında yaşayan insanlar, iklim krizi, su tüketimi yüksek üretimlerin kısıtlanması. Bir zincirleme meseleden bahsediyorum. Hepsi birbiriyle bağlantılı ve birbirini doğuran meseleler. En başa dönersek, dünya nüfusu arttıkça artıyor, bu nedenle yiyecek ihtiyacı da artıyor.
Şu an 7 milyarı geçen dünya nüfusunun, 2050 yılında 9 milyarı aşması bekleniyor. Şirketler bu ihtiyacı karşılamak için çok daha fazla üretim yapıyorlar. Fakat burada hem bir handikap hem de bir çelişki doğuyor, insanların yarısı açlık sınırındayken bu üretilen yiyeceklerin yarısı çöpe gidiyor. Çünkü ekonominin git gide kötüleşmesi alım gücünü de azaltıyor. Tüm yiyeceklerin üretiminde milyonlarca ton su kullanılıyor, aynı şekilde çöpe atılıp yok edilmesinde de. Bu da bir su krizine doğru kapı açıyor.

1 kilogram dana eti için 15 bin 415 litre su gerekiyor. 1 kilogram koyun eti için 10 bin 412, tavuk eti içinse 3 bin 178 litre su gerekiyor. Aralarında en insaflısı tavuk eti gibi görünüyorsa da büyük resme bakınca korkunç bir sayıyla karşı karşıya geliyoruz. Tüm dünya üretimini hesaba katınca da iklim krizi geliyor, kapıya dayanıyor haliyle.
Bir kilo et üretiminin başına düşen su miktarı laboratuvar etini teşvik ediyorsa da tek sebep bu değil. Bir diğer ana sebep hız. Et üretimini hızlandırmak için büyükbaş hayvanlara yapılanları biliyorsunuzdur. Doğal habitatlarına karşı gelerek dağlarda gezerek çeşitli otlarla beslenmesi gereken hayvanlar tahılla beslenerek daracık alanlara hapsediliyor. Hareketsiz kalan ve tahılla beslenen hayvan çok daha hızlı kilo alıyor, kısa sürede kesilecek düzeye geliyor. Fakat o noktaya gelene kadar sık sık hastalanıyor ve hayatı boyunca belki de onlarca defa antibiyotiğe maruz kalıyor. Bu da insan vücuduna ciddi zararlar veriyor.
Bu hız çağında ve anormal nüfus artışında üretim daha yüksek hıza ihtiyaç duyuyor. İşte bu noktada yani hem su tüketiminin iklim krizini getirdiği hem de daha hızlı et üretmek zorunda olunduğu noktada, laboratuvarda et üretme fikri ortaya çıkıyor.

Bu fikir ekoloji dostu gibi görünüyor su tüketimi ve hayvanlara yapılan eziyetler düşünülünce. Hatta uzmanlar yapay et üretiminin küresel ısınmayı kesinlikle yavaşlatacağı görüşünde. Toprağın kullanımından tutun da sera gazı üretiminin azalmasına ve daha az su tüketimine kadar büyük bir olumlu değişimden söz edebiliyoruz yeterince yaygınlaşırsa.
Bilim insanları 2 türlü teknolojiyle laboratuvarda et üretmeye başladılar. En çok kullanılan et üretme yöntemi “Selüler Üretim”. Bu yöntem için öncelikle canlı hayvandan yetişkin kök hücre alınıyor. Örneğin bir biftek üretilmek isteniyorsa canlı hayvandan az miktarda kas hücreleri alınıyor, enzimlerle sindirilip kök hücreleri ortaya çıkartılıyor. Büyük bir varile vitaminli, tuzlu, proteinli ve şekerli bir et suyu hazırlanıyor, bu suya hücre batırılıyor, büyümesi bekleniyor. Sıcaklık kontrolü sayesinde de hızla çoğalıyor hücreler ve kas dokuları meydana gelmeye başlıyor. Birkaç hafta içerisinde et yenmeye hazır oluyor.

Elbette bu konuyla ilgili endişe çok. Öncelikle insan sağlığına bir zararı olup olmadığı tam olarak bilinmiyor. Fakat GDO’lu bir besinle de aynı kategoriye koymamak gerekiyor yapay eti. Hayvandan direkt olarak alınarak çoğaltılan hücrelerle yapılan bu işlemde hayvanın DNA’sı ile oynamıyor. Gerçek etin taklidi niteliğinde sayılıyor. Fakat elbette hücrelerin çoğalması için uygulanan yöntemin bir hormonlama olduğunu da bilmek gerekiyor. Zira normal zamandan çok daha hızlı şekilde büyüyebilmesi için hormon takviyesi yapılıyor hücrelere. Bu da sağlık noktasında insanı endişeye düşürüyor.

Fakat diğer yandan doğru bir denge oluşturulur ve hormon bakımından zengin olmayan, insan sağlığına uygun şartlarda et üretilirse, folik asit açısından oldukça zengin bir besin oluyor. Fakat bitki temelli bir üretim olduğu için b12 ve çinko açısından etin besleyiciliği azalıyor. Tabii lezzetinden de söz etmek gerek. Söylenene göre yağ hücresi konulamadığı için kuru bir et oluyor. Lezzeti her ne kadar aynı olsa da kuruluk konusunda henüz bir çözüme ulaşılmış değil. Aynı gerçek ete yapılan tüm işlemler yapay ete de uygulanabiliyor. Kızartma, haşlama, kıyma gibi çekip pişirme gibi tüm yöntemler kullanılabiliyor.
Bir zaman sonra iklim krizinin etkileriyle ve protein ihtiyacının giderilmesi gerekeceği için yapay etin dünyada hızla yayılacağı, zamanla maliyetinin de düşeceği söyleniyor. Siz ne dersiniz? Yapay et tatmak ister miydiniz?
 
 
Kaynak:
thinktech.stm.com.tr
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?