Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
SCOPE

Dünyanın En Muhteşem Enstrümanı: İnsan Sesi

07 Ara 2022

Müzik, kötü bir günümüzü döndürür ya da arabesk halimizi daha da derinleştirebilir. Enstrüman duymak, bir yerlerde ‘yaşam’ olduğunu hissettirir bize. Peki, ‘insan sesi en muhteşem enstrümandır’ demeye kadar, nasıl varabiliriz… Hadi gelin… Sesimi takip edin, yola çıkalım ve görelim!

2 Bardak

Bir Enstrümandan Ne Beklenir?

Klasik bir gitarın teline vurduğumuzda titreşim, akustik rezonans yaratır. Çello tellerine de vurduğumuzda ya da arşesi, yani yayı ile tellere basınç ve çekiş ile sürtünme yarattığımızda da bir rezonans, yani bir salınım gerginliği yaratılır. Bu şekilde de ses alırız. Piyano ise biraz daha kompleks bir sistemle çalışır. Biz piyano tuşlarına basarız ve iç aksamdaki tel ve çekiçli mekanizma ile ses çıkartır. Tuşa bastığımızda çekiş tele vurur ve tuştan elimizi çektiğimizde mekanizma teli durduracak, rezonansı kesecek şekilde titreyen tele temas eder. Her enstrümanın kendi içinde basit ya da kompleks bir sistemi olur. Peki bir enstrümandan ne bekleriz?
Duygularımızı ya da fikirlerimizi enstrüman aracılığıyla dönüştürürüz. Enstrüman çalındığında, beklentimiz; süreç içinde çıkan sesler bütününün bizi aynı tellerinin titrediği gibi -bir vurmalı çalgıdan bahsediyorsak, kulağımıza gelen vurma seslerinin süreç içindeki ahengi diyebiliriz- içimizde bir titreşim yaratması ve bize müzisyenin duygusunun geçmesi olabilir. Bu şekilde de çıkan enstrüman sesi içimizde bir rezonans yaratır, onunla ortak bir duygu alanına gireriz ve ‘bunu sevdim’ diyebiliriz.

Peki ya... İnsan Sesi?

Yine bir klasik gitar düşünelim. Onunla başka janralardan ve başka hislere delalet eden sesler çıkarabiliriz. Başka tekniklerle çalıp, dinleyiciye farklı bir şey de hissettirebiliriz. Fakat, ne kadar fazla ses ve farklı hisse tercüman olabilse bile, bir gitarın yapabileceği şeyler bellidir. Telleri kopar. Tellerini değiştirmemiz gerekir. Telleri ‘geliştirmek’ diye bir şey söz konusu değildir. Ancak zaman içinde yumuşar, oturur ve tuşesi kolaylaşır. Fakat, bir süre sonra ‘evet tellerini değiştirme zamanı geldi’ deriz. Konumuz insan sesi olduğunda ise... işler değişir!

Sesimizle konuşur, tartışır, fısıldar, bağırır veya yansıma sesler çıkarırız. Voice Fountation Organization ‘ın da açıkladığı gibi: 'İnsan sesi; sesi, rezonans ve artikülasyon ile çalışır'. Sesimiz nefes ve hava basıncı ile tellerimizi titretir ve dil, yumuşak damak, dudaklar gibi ses yolu artikülleri bileşkesinde ile bir akustik oluşturur. Müzisyen ve aynı zamanda konuşma ve dil patolojisti olan Nora Whittaker Jones, Arcadia Üniversitesiyle yaptığı İnsan Sesi Enstrümanı’ TEDX konuşmasının en başında tartışmalı bir tez ortaya atıyor: ‘Şarkı söylemek ve konuşmak, insan bedeninin yaptığı en kompleks motor görev!’. Ses tellerimize yaptığımız basınç, ağzımızın açıklığı, boğazımızın rahatlığı, kafa sesini diyaframı ya da göğsümüzü kullanmak minvalinde düşündüğümüzde, ne kadar çok parametre olduğunu görebiliriz.
Ses tellerimizi bir gitar teli gibi değiştiremeyiz de. Onları doğru kullandıkça geliştirebiliriz. Sesimiz de duygularımızı ifade eder. İşin güzel kısmı ise, insan duyusunun en açık olduğu ses insan sesi olduğu için, doğru kullanılan bir sesin titreşim frekansıyla bizi etkilemesi, bir elektronik sesin ya da enstrüman sesinden etkilenmemize göre daha derin bir yerle bağıntı kurar.

Bir Enstrüman Olarak İnsan Sesi

Mesele derinleşiyor öyle değil mi? İnsan sesi hem çok kompleks, hem geliştikçe, açıldıkça ve bilgilendikçe değişip derinleşen bir enstrüman hem de şarkısını sunduğu kitlesi ile barındırdığı ortaklıktan yarattığı rezonansa, kelimelerimizin bile ulaşamadığı yere dokunan, mucizevi bir çalgı görevi görüyor. Elbet, hepimiz için ses, bir çalgı değil. Ya da hiçbir zaman bu şekilde kullanılmamış olabilir. Fakat, hepimiz yanında ‘ses denen bir enstrüman taşıyor.’ Lâl olsak dahi, kapalı bir titreşim ile ses çıkarabiliriz. Yani ayırt etmeksizin tüm insanlar, yanlarında farklı renklerde ve genişliklerde, mucizevi bir enstrüman taşıyoruz…
Hepimiz konuşuruz, çoğumuz duşta şarkı söyleriz. Fakat, sesi bir enstrüman olarak düşündüğümüzde mesele ciddiye biner. Ünlü romantik dönem bestecisi Richard Strauss bu konuda ‘İnsan sesi tüm enstrümanın en güzelidir, ama çalması en zorudur’ diyerek meramımızı destekler.

Özetle; bütün araştırmaları, kitapları ve alıntıları bir kenara bıraktığımızda, düştüğümüz ve çaresiz hissettiğimiz bir kuyunun dibinde insan sesini duymak bize umut verir. Keza o kuyuya da bizi o ses düşürendir de… Hem bakkala ekmek almaya çıkabilen bir şeyin, bize aynı zamanda akapella (sadece insan sesiyle yapılan müzik) şarkılar söyleyebilmesi ve bizi moda sokabilmesi düşüncesi bile efsane değil mi..?
Kaynaklar:

The amazing instrument that is the human voice: Nora Whittaker Jones at TEDxArcadiaUniversity , An exploration into the Amazing Instrument that is Human Voice
The Human Instrument , Ingo R. Titze, Scientific American
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?