Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Düğüm Olmuş Bir Labirent: Tecavüz Gerçeğiyle Yüzleşmeli Miyim?
pinterest.com
KADIN KAFASI

Düğüm Olmuş Bir Labirent: Tecavüz Gerçeğiyle Yüzleşmeli Miyim?

12 Eki 2022

Önümüzde bir film, aklımızda sorular, içimizi kemiren bir şeyler ve kurması zor cümleler… Luckiest Girl Alive filmini izlediniz mi? Ya da aynı isimli kitabı okudunuz mu? Bu yazı için düşüncelerimi ve hislerimi perçinleyen güç, işte bu film oluyor. Şimdi sizinle biraz “Ani” olalım (Hikayenin ana karakteri) ve herkesin duyarlı olmak adına ahkam kestiği “tecavüz”ün hassas sınırlarında bir yolculuğa çıkalım… Cebimizde şu soru ile: Gerçekten bununla yüzleşmek zorunda mıyım?

3.5 Bardak

imdb.com
Luckiest Girl Alive, Netlix’te 7 Ekim 2022 tarihinde yayına girdi. 2015 yılında Jessica Knoll tarafından yazılan aynı isimli romandan uyarlanan film, ben bu satırları yazarken Netflix’in Top 10 listesinde 2. sırada yer alıyor. Hikayenin temeli toplu tecavüz vakalarına dayanıyor ve yazarın bu romanı, kendi kişisel deneyimlerinden yararlanarak yazdığı biliniyor. Peki hikayesine tanık olduğumuz Ani ve kafamızı camdan uzattığımız anda benzer hikayeye sahip binlercesi, sizce nasıl çözecek düğüm olan ipleri? 
  

pinterest.com
“Vücut dokunulmazlığının ihlali” olarak karşılık bulur tecavüz. Aslında bu kadar değildir. Kocaman ve içinden çıkılması zor bir labirenttir. Mağduru; kaçtıkça çıkışa yaklaştıran, çıkışa yaklaştığını bilmeden çevresinde dolaştıran, çok uzaklaştığını sandığı an aslında tam da kapının eşiğinde olduğunu fark ettiren fakat dolanıp dururken içinde kaybeden karmaşık bir yapının içine sürükleyen, akıl almaz bir eylemdir.
Kaç kişinin bu hakkı ihlal ettiğiyle, verilen hasarın kişiyi sadece fizyolojik değil, psikolojik olarak da ağır ve gözle görülür çıkmazlara sürüklediğiyle, karşı koymalara ve direnmelere göz göre göre nasıl kafa tutulduğuyla ve birçok başka hususla ele alınması gereken korkunç suç, her nasıl olduysa yüzyıllardır yapıştı mağdurun boynuna, bir utanç tabelasıyla.   


pinterest.com
Toplum tecavüzü her zaman kınar fakat aynı zamanda onu meşrulaştırmanın da yollarını arar. İçkili olmakla, sevgili olmakla, “Bağırmadı”larla, “Karşı koymadı”larla veya mağdurun elinde bir delil bulundurmamasıyla hep yok yok sayılan, kimseye duyurulmadan konusu kapatılan, meşrulaştırılırken ayıplanan bir yerde pısar. Elalem ve anne-baba korkusu, -genellikle anne-babanın elalem korkusu- mağduru bu suçu saklamaya iter. 
Zarar görmüş taraf duvarlar içinde kaybolurken suçlusu dışarıdan onu izler. Hiçbir şey olmamış gibi, bir hayatı mahvetmemiş gibi, hala başı dik bir şekilde sokaklarda yürüyebilirmiş gibi… İşlediği suçun ortaya çıkmaması, görünmez olduğunu hissettirebilir bu sapıklara kendilerini. Çoğunlukla öyle de olur zaten. Görünmez pelerinin üzerlerine serildiğini hissederler ve bunun özgüveni onları öyle bir hale getirir ki, mağdurlarını çeşitli tehditlerle susturabilir, korkutabilir veya konuşmamaya ikna edebilirler. 

pinterest.com
Günümüze kadar tecavüz kavramına bakış açısı, bu vahşi suçun ağırlığını hafifletmekte de önemli bir rol oynamıştır bana kalırsa. Bir eşya gibi alınıp satılan kadınların, kocası tarafından tecavüze uğraması söz konusu bile değildir örneğin. Hindistan’ın İngiliz sömürgesi olduğu günlerden kalan 1860 tarihli yasa, yetişkin bir adamın karısıyla cinsel ilişki kurmasını, karşı tarafın rızasına bakmaksızın tecavüz olarak nitelendirilemeyeceğini söyler. 
Evlilik içi tecavüzler, buna benzer birçok madde ile birçok ülkede suç kapsamına alınmaz. Evlenen bir kadının cinsel birlikteliği reddetmesi kabul edilemez bir ayıp olarak görülürken erkeklerin bu konudaki sonsuz özgürlüğü, onları bir nevi bu suçu küçümsemeye teşvik eder.

pinterest.com
Günümüzde evlilik içi tecavüzlerin suç sayılması için kesin kanunlar çıkarken aklımda hep şu soru dolaşıyor: “Tecavüzü bile neden evlilik içi ve dışı olarak ayırıyoruz?” Ciddi, resmi ve bir o kadar da önemli görülen evlilik kurumu, neyin ispatını sunuyor insanlara? Tecavüz gibi hiçbir koşul ve ispat gerektirmeksizin suç sayılması gereken bir eylem, kaç kadını sadece evli olduğu için hapsediyor bu kabusa? 
Kadının kocası tarafından tecavüze uğraması söz konusu değil, kadının bile isteye yanına gittiği bir erkeğin tecavüzüne uğraması söz konusu değil, kadının boşanmaya çalıştığı insan tarafından tecavüze uğraması mümkün değil… Kadınlar ne zaman tecavüze uğrayabilir? Daha doğrusu yaşadıkları vahşice saldırı, hangi durumlarda “tecavüz” olarak nitelendirilebilir? 

pinterest.com
Benzer bakış açısı ve sapkınlıktaki düşüncelerle bezenmiş insanların, çocuklarını büyütme şekliyle işler daha da çığırından çıkarken neden bu konuda hep akıl verilenen mağdur taraf olduğu üzerine de bir şeyler söylemek isterim. Tecavüze uğrayan kişi bunu açıklarsa ayıp, açıklamazsa suçtur. Yaşadıklarını anlatırsa kanıt istenir, anlatmazsa ilişkiyi kabullendiği ima edilir. Detaylandırırsa “namusunu” iki paralık eder, detaylandırmazsa yetersiz kanıttan suçlu beraat eder. Yani ne yapsa yaranamaz, ne yapsa yaralarını saramaz insan.
İşte böyle çelişkilerle dolu bir mücadelenin içinde nasihat, mağdurların en son dinlemek isteyeceği şeydir emin olun… Akıl vermekle, “Hakkını savun” demekle ve hatta “Ben senin yanındayım” demekle bile bir sona ermez bu mücadele. İnsan nasıl kendi ördüyse kabuğunu hayatta kalabilmek için bu acıyla, yine kendisi kıracaktır ve haykıracaktır, ya da susarak sığınacaktır onun altına.

pinterest.com
Feminizm kokan bir taraftan, “Haykırın, size yapılanlar karşısında susmayın” gibi bir bakış açısıyla yaklaşmayacağım bu konuya… Yeterince fazla şey söylenen ve üzerinde hakkı olan-olmayan herkesin bir şeyler yazıp çizdiği benzer olaylarda, benzer şeyleri yeterince duyduk diye düşünüyorum. Ben, kadın ya da erkek fark etmeksizin tecavüze uğrayan bireylerin içinde olduğu labirent üzerine, sizinle kafa yormak istiyorum. 
Amacım o labirentin çıkışına ulaşmak değil. Belki de hiç çıkılamayacak veya kasıtlı olarak çıkılmayacak örme duvarların içinde, kaybolan ruhların özgürleşmesi adına mümkünlükleri veya imkansızlıkları irdeleyerek asıl özgürlüğe kavuşmak tek isteğim. 

pinterest.com
Beyninizin size bir oyun oynadığını düşündüğünüz anlardan, hissettiğiniz acının somutluğuna kadar uzanan çetrefilli bir yolda olabilirsiniz. Boğazınızı düğümleyen çağrıştırıcı bir an’dan kopmak ve içinde bulunduğunuz havayı solumak zor olabilir. Çıkmaya çalıştıkça içine sürüklendiğiniz bir bataklığa dönüşen bu yumuşak yüzey, yeri geldiğinde teslim olduğunuz rahat bir yatağa da dönüşebilir. Ne yapalım biliyor musunuz? Gelin ruhumuzu bu çamura bulanmış gerçekliklerden çok daha özgür bir yerde olduğuna ikna edelim… 

Hiç kimseye anlatmadığınız ya da haykırmak için can atarken o mecali kendinizde bulamadığınız anlarla boğuşmayı bir kenara itelim. Anlaşılmayı uman bakışlarınızı, üstü kapalı ama size göre her şeyi açık açık anlatan cümleleri, kabullenişleri ve inkar edişleri, “Elalem ne der?”leri, “Aman duymasınlar”ı ve bunu takip eden birçok düşünceyi saf dışı bırakmak için harekete geçelim. Neyi mi kastediyorum? Kendi panzehrimizi üretebilmeyi… Neyi mi kastediyorum? Kimseyle ya da herkesle hissedebileceğimiz kuvveti… Neyi mi kastediyorum? İçimizdeki o sesi dinlemeyi… Ya da bazen susturmayı tüm sesleri. “Haykır, anlat, hakkını ara” diyenlere inat, hepsinden sıyrılmayı ve yaşadıklarımızı anlayabilecek tek kişi olan, aynadaki yansımayla baş başa kalabilmeyi… 

pinterest.com
Yaşadığınız şeyi yok saymak sizi bu hayata tutunmak için motive eden tek şeyse onu yok sayın, bunu inkar etmek size nefes aldıran tek yolsa o yoldan sapmayın, içinize dolan nefret ve hırs sizi yiyip bitiriyorsa bu duyguları içinizde daha fazla barındırmayın ve onlardan kurtulabilmek için nasıl bir karar vermeniz gerektiğine odaklanın. 
Evet, benzer şeyleri yaşayan milyonlarca insan birbirinden güç alarak uğradıkları tecavüzü var gücüyle haykırdı. Kimileri en ağır cezalarla suçlunun yargılanmasını sağlarken kimilerinin içini bu bile soğutmadı fakat herkesin konuştuğu yerde susmayı tercih etmenin bir ayıp olmadığı da artık anlaşılmalı…

pinterest.com
En ağır suçlardan biri olan tecavüzün her mağdur için aynı şeyi ifade etmediğini ve kadın-erkek fark etmeksizin arka planda boğuşulan toplumsal baskıların bu özgürleşme için uygun ortamı sağlamadığını biliyorum. Düşünülen onlarca ihtimal, kafa karıştıran onlarca çelişki ve güvensizlik, mağdurların sırtına bindirilen onlarca yükten sadece birkaç tanesi. Bu çelişkilere, güvensizlik yaratacak adaletsizliklere, toplumsal tabulara ve korkutucu ihtimallere bir dur demek yerine mağdurların düğümünü daha da sıkılayan hamlelerle, çözülmeyecek bu vahşi saldırılar. 
Önce söz konusu suçun büyüklüğü kabul edilmeli, sonra adaletin sağlanacağı garanti edilmeli ve en son sıra, tecavüze uğrayan insanların bunu dile getirmesine gelmeli. Yani düğümü açabilmek için önce düğüme sebep olan, iç içe geçmiş milyonlarca sorun çözülmeli. İşte o zamana kadar yaşadığı gerçekle labirentinde boğuşan kişilere çıkış kapısı gösterilmemeli çünkü yeri ve zamanı gelmeden gösterilen hiçbir kapı,açılmayacak o kişinin kabuğundan dışarı… 

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?