Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Dokuz Günlük Bahtsız Kraliçe: Jane Grey
wikipedia
BİYOGRAFİ

Dokuz Günlük Bahtsız Kraliçe: Jane Grey

Bugüne kadar herkesin elde etmek için peşinden koştuğu, yeri geldi mi en yakının bile gözünün yaşına bakmadığı bir yer, İngiltere tahtı. Gücün ve ihtişamın simgesi olarak kabul edilen bu taht, sahiplerine pek de uğurlu gelmedi ama elde etmek için uğraş vermekten vazgeçtiler mi derseniz, cevabımız hayır. Bu tahta sahip olan ve söz konusu gücü elde eden biri var ki kendisine üzülmemek mümkün değil. Bu kişi, tahtı kendisi için istemeyen ve bu konuma başkalarının zoruyla gelmiş, iktidar oyunlarının merkezine istemsizce oturtulmuş biri… Henüz on altı yaşındayken tahta geçen ve yalnızca dokuz gün boyunca kraliçe olabilmiş Jane Grey’den bahsediyoruz. Gelin, bu genç kızın kötü talihine yakından bakalım.

Yayın Tarihi :22 Kas 2021
Süre :2 Bardak

britannica
Kral VIII. Henry’nin ölümünden sonra, taht dokuz yaşındaki varisi VI. Edward’a geçmişti. Edward’ın çocuk yaşında ülkenin başına geçmesi, onu kukla kral olarak kullanmak isteyenler için de bulunmaz bir nimetti doğrusu. Bu göreve talip olan Northumberland Dükü John Dudley, bir anda ülkenin kraldan sonraki en prestijli kişisi haline geldi. Ama elde ettiği bu güç onun için yeterli oldu mu derseniz; hayır, olmadı. Onun gözü bizzat tahtı ele geçirmekteydi çünkü.
 
Bunun için bir an evvel kolları sıvayan John Dudley, kendine şahane bir piyon seçmişti. Suffolk Dükü Henry Grey’in kızı ve VI. Edward’ın da kuzeni olan Leydi Jane Grey, John Dudley’e taht yolunu açacak olan kilit isimdi. Asil, eğitimli ve dünyalar güzeli bir genç kızdı Jane Grey. Henüz on altı yaşındaydı ama sahip olduğu bilgi birikimi, kendisinden yaşça büyük olanlara taş çıkartacak türdendi.

Fransızca ve İtalyancayı ana dili gibi konuşabiliyor, bunun dışında Latince, İbranice ve Yunanca da biliyor, sanat ve edebiyattan anlıyordu. Kağıt üstünde ideal bir kraliçe adayıydı aslında. John Dudley de bunun farkında olduğundan, Henry Grey ile güçlerini birleştirerek Jane Grey’i oğlu Guilford ile evlendirdi.
 
Aslında Edward’ın ardından tahta çıkma hakkı kız kardeşleri Mary ya da Elizabeth’te idi ama o zamanlar Katolikler ve Protestanlar arasında mezhep çatışmaları çok fazlaydı ve aslen Protestan olan Edward, tahtı Katolik kız kardeşi Mary’e bırakmaya gönüllü değildi. Edward’ın ölmeden önce yazdırdığı bir vasiyet, varislik sıralamasında normalde beşinci sırada olan Jane Grey’i bir anda ilk sıraya taşıdı.

science photo library
Bütün bu olanlar Jane’i memnun etmiyordu; zira onun gözü ne tahtta ne de kraliçelikteydi. Babası ve John Dudley’nin planlarını ilk duyduğunda üzüntüden kendini kaybetmişti ama onlara hayır diyebilecek gücü yoktu ne yazık ki…

Guilford’un en büyük arzusu kral olmaktı, Jane ise onun bu unvanı hak etmediğini düşünerek, bu isteği gerçekleştirmeyi reddetmişti. Mary ise tahta sahip olması gereken kişinin kendisi olduğuna inanıyordu; bu yüzden halkın desteğini de alarak bir ayaklanma başlatıp Jane’i tahttan indirdi.

historic uk
Jane Grey kraliçe olalı yalnızca dokuz gün olmuştu, üstelik bunda rızası dahi yoktu. Şimdi de istemediği o taht elinden gitmiş, Jane ise kendini Londra Kulesi’nde bir zindanda bulmuştu. Umutsuzca o kulede kendi sonunun gelmesini bekliyordu.

Jane'in bu duruma düşmesinde Dudley ailesinin o zamana kadar edindiği kötü şöhret de epey etkili olmuştu. Halk, ülkenin başında bu ailenin yer almasını istemiyordu. Mary'nin elini güçlendiren en büyük kozlardan biri de bu olmuştu zaten.

reddit
Kraliçe Mary, kuzeni Jane’i idam ettirmek istemiyordu ama bunu yapmazsa yeni bir isyana ortam oluşması ihtimali de çok yüksekti. Jane’in babası Henry Grey de yeni kraliçeye karşı ayaklanınca, Mary’nin endişeleri gerçek oldu ve Jane için idam kararı verildi.
 
Jane Grey ve kocası Guilford Dudley, 1554 yılının Şubat ayında idam edildiler. Jane, o zamana kadar soğukkanlılığını korumuştu, ne zaman ki başının kesileceği kütüğe doğru yürürken ayağı takıldı, işte o zaman korkusu gün yüzüne çıktı. Ağzından çıkan son kelimeler, “Ruhumu senin ellerine teslim ediyorum Yüce Tanrım!” idi. Böylece iktidar savaşlarında bir masum daha canından oldu. Ne acı bir son, öyle değil mi?
Yukarı Kaydır