Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Pinterest
SCOPE

Doğru Bilgi Neden İnançlarımızı Değiştiremiyor?

29 Kas 2022

Söz konusu “inandıklarımız” ya da “bildiğimize inandıklarımız” olduğunda bunları hemen bir kenara atmak pek de kolay olmuyor. Yapılan araştırmalar, elimizdeki veriler, uzmanlar ne derse desin, gerçek ne olursa olsun; inançlarımıza sıkı sıkıya tutunma eğilimi gösterebiliyoruz. Peki ama nasıl yanlış olan bir şeye inanmaya devam edebiliyoruz? Doğru bilgi neden inançlarımızı değiştiremiyor?

1.5 Bardak
İçerisinde yaşadığımız topluluğa uyum sağlayabilmemiz için çevremizdeki dünyaya dair “bildiklerimiz” genel itibariyle örtüşmek durumunda. Örneğin bugün türümüzün “insan” olduğunu her birimiz biliyoruz. Birinin çıkıp da “Ben aslında baykuş olduğumuza inanıyorum.” demesi, o kişi için dünyayı daha zor yaşanılabilir bir yer haline getirebilir. Büyük şehirlerde yaşayanlarımız, yaşadığımız bu yerlerin “kent” olduğunu biliyoruz. Herhangi birinin “Bu kent gibi görünen yerler aslında birer köy, asıl ülkelere kent demeliyiz.” demesi yine bu kişinin gündelik yaşamını zorlaştırabilir. Çünkü o ya da bu biçimde gündelik yaşamımızı sürdürebilmemiz için, her konuda olmasa da, belli başlı temel konularda dünyaya dair ortak bir görüş çerçevesini benimsememiz gerekiyor. Toplumsal normlardan, yasalara; insan doğasından dünyaya dair temel bilgilere sahip olmamız, hayatta kalmamız için oldukça önemli.

Arlene Morris
Her ne kadar yaşamsal belli başlı bilgileri bilmek hayati olsa da, insan için bilgiden de hayati olan bir başka ihtiyaç daha var: “aidiyet”. Bireysel bir tür olmaktan ziyade, daha çok sürü ile hareket eden bir türüz. Pek tabii yaşamı tek başımıza idame edebilme becerilerine belirli seviyelerde sahip olsak da, diğer insanların olmadığı bir dünya yaşamımız için çok daha tehlikeli. Bir insan grubunun parçası olmak, bu topluluğa ait hissetmek, uyum sağlamak, birlikte hareket etmek; bugünlere kadar hayatta kalabilmiş olmamızın yegane sebepleri arasında. Öyle ki evrimsel olarak “diğer insanların”, bizi tehlikeler karşısında “doğru bilgiye” kıyasla daha fazla koruduğunu söylemek dahi mümkün. Çünkü sürüden dışlanmak, neredeyse ölüm ile eş değer. 

Cubicle Refugee
Her ne kadar bugün hayatta kalmak adına diğer insanlara bu denli muhtaç olmasak da, sosyal anlamda hayatta kalabilmek adına az da olsa hala muhtacız. Dolayısıyla her birimiz kendimizi ait hissettiğimiz insan topluluğuna daha fazla uyum sağlama eğilimi gösterebiliyoruz. Bu topluluğun görüşleri, inançları, davranışlarını benimsiyor; bu topluluğun karşısında yer alan diğer grupların görüş, inanç ve davranışlarını da kolaylıkla reddedebiliyoruz. Eğer ait olduğumuz topluluğun benimsediği doğrular yanlışsa, biz de bunları benimseme eğilimi gösterebiliyoruz. Ya da karşısında olduğumuz topluluğun benimsediği doğruları, üzerine hiç düşünme gereksinimi dahi duymadan, reddedebiliyoruz. James Clear bu durum için “bilimsel olarak yanlış ama sosyal olarak doğru” tanımını yapıyor. Herhangi bir bilimsel doğru, doğrudan her gruba ait olmamızı sağlamıyor. (O grubun normları arasında bu yer almadığı müddetçe.) Bilimsel doğrulardan ziyade, o topluluğa ait yaygın kanıyı benimsediğimiz vakit, sürünün parçası olmayı da garanti altına alıyoruz.
Dolayısıyla söz konusu bir insanın inancını değiştirmek olduğunda, bilgilerden ziyade diğer insanlar daha çok işe yarıyor. Tanımadığınız, uzak olduğunuz veya karşıt gruplara ait olduğunuz bir uzmanın doğru bilgiyi sizinle paylaşmasındansa; sevdiğiniz ve güvendiğiniz, sizin grubunuza ait olan bir insanın aynı bilgiyi paylaşması, fikirlerinizin değişmesi konusunda çok daha etkili olabiliyor. Pek tabii doğru bilginin inançlarımızı değiştirmek konusunda tek başına yeterli olmamasının bilişsel, psikolojik, sosyal olmak üzere daha pek çok sebebi de bulunuyor. Fakat insan doğasına dair bu temel motivasyonu anlamak, bu konuyla ilişkili diğer faktörleri anlamamızı da kolaylaştırabilir. 


Kaynaklar

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?