Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
DOĞAL YAŞAM

Doğanın Vampirleri

28 Kas 2022

Kanlı Kontes’in “vampir” hikâyesini duymuşsunuzdur. Macar bir ailenin soylu kanından gelen Elizabeth Báthory, yaşlanmaktan o kadar korkuyordur ki tahminen 600’dan fazla genç ve bakire kızı öldürüp kanlarını içer veya kanlarıyla dolu küvette yıkanır. Kulağa oldukça ürkütücü gelse de Kanlı Kontes’ın yaptıklarının arkasında, kanla beslenen hayvanların hikâyesi vardır.

Elizabeth Bathory (Kanlı Kontes) - fineartamerica
Doğa bilimi, özellikle Orta Çağ’ın sona erip Rönesans’ın başladığı yıllarda Avrupa’nın en gözde konularından birisidir. Araştırmalar, bilimsel argümanlar ve deneyler, sadece bu alanda çalışan insanların değil Avrupa’nın önde gelen birçok soylu ve asil ailesinin de ilgisini çekiyordur. Tıpkı Macaristan Krallığı’nın en soylu ailelerinden Báthoryler ve onların gizemli kızları Elisabeth gibi. Anlatılana göre, Elisabeth’in güzellik ve gençlik tutkusu o kadar takıntılı bir hal alır ki ayinlere katılıp büyücülerin pis evlerine gitmekten çekinmez. Ama sonunda, bir kraliyet yemeğinde kulağına bir bilgi çalınır; kanla beslenen hayvanlar ve onların güçleri hakkında… 

Günümüzde ise artık kanla beslenmenin, nadir görülse bile var olduğunu biliyoruz. Ancak bu beslenme türü, Elisabeth’e anlatıldığı gibi özel güçler vermiyor. Bilimsel karşılığı “hematofaji” olan kanla beslenme eklembacaklılara, bazı kuş ve memeli türleri ile solucanlarda görülen bir beslenme türü. Ancak böyle bir damak tadının kökenlerden geldiğini veya bir anda ortaya çıktığını düşünmek yanlış olur.
Uzmanlar, bir canlının kanla beslenmeye yani vampirliğe geçmesi için en az 20 defa bağımsız olarak evrimsel süreci tamamlaması gerektiğinin altını çiziyor. Aynı zamanda, kanı seçen türün kıtlık, besin bulamama veya göç etme gibi bir nedenle kanla beslenmeye mecbur kalması da gerekiyor. Yani ürkütücü gibi görünen bu durum; bir hayatta kalma içgüdüsünün en kanlı sonucu! 

Taşemen Balığı Kan Emerken

Kanla beslenen ilk canlıların, bu yaşam sıvısının son derece canlı bir madde olduğunu fark etmeleri uzun sürmez. Genellikle bitki köklerini parçalamaya yarayan güçlü dişlerin, deriyi parçalamakta kullanılmasının ardından kana ulaşması ikinci büyük adım olur. Özellikle elektrolit ve protein açısından çok zengin olan kan, doyurucu olmasının yanında besleyicidir de! Örneğin taşemen türü balıkların, çenesiz ve kanca şeklindeki dişleri onları muhteşem birer vampir adayı yapar. Bir diğer örnekse insan kanıyla beslenen erkek güvelerin, kandan aldıkları fazla sodyumu çiftleştikleri eşlerine sunmalarıdır. 

Görünürde kanla veya uzmanların ifade ettiği haliyle “sıvı kırmızı etle” beslenmeye geçiş yapabilmek, bu besleyici ziyafeti bir yaşam tarzına çevirebilmek düşünüldüğü kadar kolay değil. İlk aşamada, kanla beslenirken miktar çok önemlidir. Eğer, gereğinden fazla kan, sindirim sistemine dahil edilirse vücudun ağırlaşmasına neden oluyor ve bu da vahşi doğada tercih edilen bir durum değil. Aynı zamanda, vampir canlı, özellikle insan kanından besleniyorsa %12 ila 20 oranındaki hemoglobinin aşırı tüketimi toksik zehirlenme riskini beraberinde getiriyor. Bu yüzden, vampirliği seçmiş olan tüm canlıların evrim süreçlerinin yeterince acı verici, biyolojik dönüşümler olduğunu bilmemiz gerekiyor. 
Vampir canlılar dediğimizde ise hepimizin aklına ilk olarak yarasalar ve sivrisinekler geliyordur. Hayvan kanındansa insan kanını tercih eden sivrisinekler ile kanın kokusunu kilometrelerce öteden alan vampir yarasa türleri hiç şüphesiz en popüler olanları. Bilinen ve kanla beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getiren farklı türler var tabii ki! 

Afrika Sığır Kuşu
Örneğin Büyük Okyanus’ta bulunan Darwin Adası ile Ekvator’daki Wolf Adalarında yaşayan vampir ispinoz türü kuşlar, kanla besleniyor. Hem de yüzyıllardır... ve başka bir kuş türü olan Sula kuşlarının kanını içerek hayatta kalıyorlar. Afrika sığır kuşları ise gergedan gibi iri toynaklı türlere saldırıp kanlarını içiyorlar. Bunun için gagalarını deriden geçirmeleri ve doğru yeri bulup kanı çekmeye başlamaları yeterli oluyor. Benzer şekilde penguen kanını çok seven Tristan ardıç kuşları da hayatta kalmak için öldürdükleri penguenlerin kanını tüketene kadar emiyorlar. 


Eğer bir insan Kanlı Kontes gibi kan banyosu yerine kanla beslenmek isterse ne olur? Cevaplar pek iç açıcı değil. Öncelikle sindirim sistemi tarafından parçalanan hemoglobin nedeniyle, vücutta bulunan demiri çevreleyen koruyucu maddeler yok olur. Böylece vücuttaki demir, reaktif oksijen olarak bilinen agresif bir molekül üretmeye başlar. Anlayacağımız şekilde açıklamak gerekirse; vücuda alınan aşırı hemoglobin yüzünden yağ ve protein gibi değerli yağlar yok olurken iç organları koruyan zarlarda da yırtılmalar başlar. Uzun lafın kısası, en az 20 defa evrim geçirmeyi beklemeden kanla beslenmenin ölümcül sonuçları olabilir.

Peki doğadaki vampirler bu sorunu nasıl çözüyor, diye düşünenler için iki cevabımız var. İlki; kanla beslenen canlıların fazla hemoglobini saklamak için evrimle beraber ortaya çıkan protein veya zardan yapılma keseleri kullanıyorlar. İkincisi ise hemoglobinleri bir top gibi biriktirip saklıyorlar. Yani vücut, ölümüne neden olacak hemoglobini sarıp sarmalıyor ve yeniden kullanana ya da vücudundan atana kadar da özenle saklıyor. 

Eğer nam-ı diğer Kanlı Kontes Elisabeth bugün hayatta olsaydı kanla banyo yapmayı veya genç kadınları öldürerek kanlarını içmeyi tercih eder miydi, bilmiyoruz. Ancak doğadaki tüm canlıların, hayatta kalmak için kanla beslenmeyi bile tercih edebileceğinden eminiz. 

Kaynak
Dr. Brittney G. Borowiec, “Doğadaki Gerçek Vampirler”, Popular Science Türkiye, Ekim 2022. 
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?