Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Deepak Chopra ve Başarının 7 Spiritüel Yasası
Dustin Aksland
WELLNESS

Deepak Chopra ve Başarının 7 Spiritüel Yasası

Hem bilim hem de ilim insanı Deepak Chopra ve haftalarca New York Times en çok satanlar listesinde kalmış kitabı ’Başarının 7 Spiritüel Yasası’ kitabı; ‘başarı’ ve hayat hakkında fikir ve pratiklerimizi nasıl etkiler acaba… Birlikte bakalım mı?

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :23 Eyl 2022
Süre :5 Bardak
Bir doktor, yazar, konuşmacı ve ruhsal bir öğretmen Deepak Chopra. Chopra Sağlık Merkezini kuruyor ve burada aslında sağlık alanın da bir füzyon merkezi oluşturuyor diyebiliriz. Çünkü, hem doktorluğun getirdiği bilgiyi hem de doğunun bilgeliğini ve farkındalığını kompozit bir halde kullanarak danışanlara ve hastalara yardım ediyor. Gerçeği yaratan, Deepak Chopra’ya göre farkındalık. Bu merkezde de ‘Kuantum İyileşme’ adını verdiği karma bir sistem uyguluyor.

‘Başarı’ faktörüne bakış açısı da, aynı ilim ve bilimin bir füzyonu gibi Deepak Chopra’nın. Kendini başarılı hisseden insanları, başarının dış görünümünü ve aslında başarının iç dünyamızda neyin kaynağı olduğunu merak ediyor. Keza, Deepak Chopra; yazımızın konusu olan ‘Başarının 7 Spiritüel Yasası’ isimli kitabında da başarıyı bu şekilde ele alıyor. Onlarca Hafta NewYork Times’ın en çok satanlarında yer almış bu kitap içimizi ferahlattığı gibi; başarıya farklı, daha doğru tabirle ‘temelli’ bir şekilde bakmamızı sağlayabilen bir yapı niteliği taşıyor diyebiliriz.

chopra.com
Deepak Chopra’ya Göre Başarı Nedir? 

Deepak Chopra’ya, başarının tanımına statüyü ya da parayı koymuyor. Fakat, eğer başarılıysan bunlara da sahip olacağını belirtiyor. Mutluluk artarak artan bir ivmeyle devam ediyorsa ve bu his daha büyük, daha kapsayıcı amaçlara yönelebilme, ben merkezinden, hırsından sıyrılıp daha büyük bir amaç doğrultusu veriyorsa insana Deepak Chopra’ya göre, bu kişi başarılı. Ayrıca bu ‘başarı’ gelişmenin de önemli temsili. İsteklerini fark etmek ve kolaylıkla gerçekleştirmek de başarı yolunun aşina taşlarından.
Yani, ‘insanın kendine istediğini yaptırabilmesi’ durumu. Aslında ne basit değil mi… En başında ‘Neden yaptıramayayım kendime istediğimi tabii ki yaptırırım’ diyebiliriz. Fakat, bir düşününce çoğumuz genellikle bunu yapmıyoruz. Çeşitli kaygılar ve zihnimizin, ‘ama öyle yaparsan şöyle olur’ları arasında kendimizi pasifize etmekte üstümüze yok. Özgürlüğümüzü kendi kendimize kısıtlarız genelde. Saflığımızı da sürekli düşünerek baltalarız. Kendimizi sabote etmemek ve başarının huzurlu görünen makyajına kanmamak üzere Deepak Chopra, 7 spiritüel yasadan bahsediyor:

1.Yasa: İçsel Güç

Deepak Chopra’ya göre tüm varoluş, saf bilinç ile şekilleniyor. Sadelik, mutluluk ve yaratıcılık bu bilince ulaşabilen, kendini bütünleştirmiş insanda doğar. Bu yasaya göre, kendini diğerinden farklı görmemek, mütevazılığını korurken öz-değerini unutmamak; bireyin ihtiyacı olan şartları da ona çekiyor. İçsel dinginliğe ulaşarak (meditasyon ile olabilir) bu güçle bir olmak mümkün. Her gün kendinle, mümkünse doğada baş başa kalarak içteki sessizlikle bütünleşmek… Başta zor gelse de sonralarında; insanın kendini kendine salıvermesini sağlıyor yasaya göre.

2.Yasa: Hiçbir Şeyi Yargılamamaya Çalışmak

Gün içinde kendimizi, başımıza gelen olayları, söylenilenleri ve gördüğümüz her şeyi ister istemez yargılarız. Bu da çeşitli konseptlere inanıp durmamızı sağlar. Garip ki; bu konseptler de değişir sürekli. Çünkü yargıladığımızı tanıyıp farklı bir fikir de geliştirebiliriz. Bir gün ‘kötü’ olan, diğer gün ‘iyi’ olabilir haliyle. Yani, yargılamak, bir yere varmayan iç-dedikodudan başka bir işe yaramaz. Enerjimizi saçıp, harcayıp durmak için çalışır durur sâfi… Bu da içsel gücümüzden, yani o dingin sudan bizi uzaklaştırır. Keza yargılamamak gibi bu suyun akışına müsaade edecek ve evrensel dolaşımı harekete geçirecek alma-verme yasası da bu yasayı destekler.
Vücudumuzdan tüm evrenin işleyişine kadar; mikro ve makrokozmoslarca bir alış-veriş sürüyor değil mi? Ağaçlarla biz, sevdiği paylaştığımız kişilerle aramızdaki bağ ve sonsuza kadar sayılabilecek birçok kurgu; görünen ve görünmeyen alış-verişler üzerinden bir döngüde dönüyor. Yasaya göre; para akışı da bu şekilde hatta. Parayı akıtacağımız doğru kanallar bulduğumu müddetçe bereket de kendiliğinden gelir. Eğer paramızı sıkı sıkıya elimizde tutmaya çalışırsak, hiçbir şeye harcamayıp bir gün hastane masraflarına hepsini bayıldığımızı görebiliriz. Çünkü vermemek ve döngüye katkıda bulunmamak, kanallarımızı tıkar.

Vermek, elbette sadece para ile sınırlı değil. Birilerine içten gelen bir iltifat etmek, hatta oturduğumuz yerden, sevdiklerimizin belki tanımadıklarımızın bile iyiliği için şükür etmek bile bir ‘vermek’ eylemi olarak tınlayabilir evrende. Keza, al-ver dengesi; almak üzerine de çalışır. Hiçbir yardım, iltifat ya da doğanın güzelliğine bakıp da algımıza almıyorsak, yine bu alma-verme yasasını tam olarak uygulayamayız.

3.Yasa: Sebep-Sonuç (Karma) Yasası

Yaşadığımız her an bir seçim, değil mi? Şu an nefes almak yerine, nefesimizi biraz tutmaya kalktığımızda vücudumuzun ritmi dalgalanır. Bize gelen bir soruyu baştan savmak yerine, zerafetle karşıladığımızda bu da yine bir seçim. Restorantta elimize aldığımız menüden seçeriz. Bilinçsiz de olsak her an seçim yaparız aslında. Genellikle seçimin bizim elimizde olduğunu unuturuz. Otomatik olarak şimdiye kadar yapa yapa bir şekilde kalıplaştırdığımız düşüncelerle hayatımızı sürdürür gideriz. Oysa, her an bizim elimize bir seçim verir.
Bu otomatik faaliyetlerde bulunurken bir an olsun kendimize dışarıdan bakarsak, hayatımızın üzerinde ne kadar büyük bir yetkimiz olduğunu ve her şeyin bambaşka olabileceğini fark edebiliriz Deepak Chopra’ya göre. Uzun süre bu pratiği tekrarlarsak, aslında çoğu eylemimizi otomatik pilotun yaptığını görürüz. Biz orada sadece ‘fiziksel olarak bulunsak da uygulayıcı sadece alışkanlıklarmış meğer’ diyebiliriz. Seçimlerimizin sonuçlarını ve seçimlerimizin bize ve etrafımıza mutluluk getirip getirmeyeceğini düşündüğümüzde aslında bu otomatizmayı kırmamız zaman içinde epey basit bir hal alacak.

4.Yasa: En Az Çaba Yasası

Deepak Chopra, bu yasayı daha iyi algılamamız için, doğanın tezahürlerine bakmamızı öneriyor. Bir çiçeğin açışı, ağacın büyümesi ve her şeyin döngüsü… Düşüncesizce ve sadece ‘oluş’ içinde. Neyse o oluş içinde. Ekstra bir çabaya gerek olmadan. Doğada her şey bir şey içindir. Tabii doğaya uygun davranıldığı zaman. İnsan doğası, Deepak Chopra’ya göre: ‘Hayallerini kolaylıkla hayata geçiren’ anlamına geliyor. Eğer doğamıza uygun bir hayat sürersek, en az çaba ile bunu elde edebiliriz. Tabii, bir elma ağacı olmak isteyen şeftali ağacı gibi davranırsak, bu mümkün olmaz. Hatta imkanlı olmaz.
Egosal ihtiyaçlarımızdan ziyade, temelimizi ‘sevgi’ ile suladığımız müddetçe; yasaya göre bunu başarabiliriz. Hayatın getirip götüreceklerinden korkmayıp, kalbi açık bir şekilde hareket etmek içimizdeki sevgiyle bağlantıya geçmemizi sağlıyor. Anımızı kabul etmek, kimseyi suçlamamak ve hayatımızda ‘kötü’ diye addettiklerimizi bir çeşit öğretmen olarak görmek her zaman bizim elimizde. ‘Savunmasızlık’ olmak da bu yasayı çalıştıran bir alt yasa olarak sayılıyor. Başkalarını kendi fikirlerimize ikna ettirmek ya da inandırmaya çalışmak yerine kendimizi uygulamaya devam etmek işimize gelecektir.

5.Yasa: Niyet ve Arzu Yasası

Çevremizdeki her şey enerjinin farklı görünümleri aslında. Bilimin de dediği gibi canlı ve cansız her şey titreşim halindeyken; etraf yaydığı enerji ve buna bağlı farklılaşan oluş halleri her şeyi birbirinden farklılaştırır. Bir oluş halinden bahsettiğimizdeyse; bir ağaç da insan da oluşunu deneyimlediği sürece pek bir farkı kalmaz. Tabii, insanı diğer her şeyden ayıran başka bir şey var: Var oluşunu ve deneyimini yorumlayabilme yeteneği. Bu şekilde de yaşadığımızın ‘farkında’ oluruz. Keza, bu bilinçle enerjimizi dışarıdan bir etki almadan, kendi sistemimiz içinde değiştirebiliriz.
Bilinçli niyet ve dikkatimizin nerede olduğunun farkında olmakla; bize hizmet etmeyen şeylerden kurtulabiliriz. Tabii, niyetimiz de ‘ben bir ferrari istiyorum’ gibi bir niyetse, evrensel anlamda sürdürülebilir bir niyet olmadığı için, pek çalışmaz. Daha temelli, kendi uygularımızı içine almakla birlikte genel bir tesiri ve yararı olması lazım ki evrende tınlasın, bir anlam bulsun. Arzu, sonuçlara bağlı bir istekken, ‘niyet’ daha ziyade, her anı yaşamaya teslim olarak yolunda kalmak anlamına gelir. Yasaya göre, kendimizi aktive etmede de ‘niyet’ devrededir. Arzular uçup giden sinekler gibi kalır.

6.Yasa: Zihinsel Bağımsızlık Yasası

Sonuçlara olan bağlılığı bırakmak; zihnimizi ve duygularımızı açmamıza yol verir. 1. yasadaki içsel güce ulaşmak da keza öz-benliğimize inanmak ve bağımsız kalabilmekle mümkün. Bağımlılık da tam tersiyle, hayata ve kendine olan güvensizlik ve korkuda kalmakla bizi kendi döngüsüne sokar. Eğer bir zenginlikten söz edeceksek bu ‘istediğimiz şeyi istediğimiz an yapabilme yeteneği’ ile şekil alır. Aslında maddiyat ya da statü bizi zengin, kaygısız ve mutlu hissettirmez. Sadece -muş gibi göstermek için daha çok yol bulabiliriz. Bu yüzden, duygularımızı ve zihnimizi görünümlerden sıyırıp sadece derindeki hisse odaklamak bizi bağımsızlaştırdığı gibi, dünyanın makyajını silmiş halini de gösterir.
Aslında hiçbir şeyi bilemeyiz, değil mi? Bir anda iflas edebiliriz, bir anda bir sürü paramız da olabilir.Tüm sevdiklerimizi kaybedebilir ya da katıldığımız bir partide ömürlük arkadaşlarımızla ya da hayatımızın aşkıyla tanışabiliriz. Hayatta her şey imkânlıyken, diğer her şey geçmişimizin bize dayattıklarından ibaret. Geçmiş ise, biz tam şu ana konuşlandığımızda okuduğumuz herhangi bir kitaptan farksız. Deepak Chopra’ya göre; bilinmezliğin içinde güvenli hissetmek bağımsızlık. Keza gerçek zenginlik ve maddi zenginlik de (lazımsa) buna giden yol.

7.Yasa: Hayatın Amacı (Dharma) Yasası

Bu yasaya göre, hayata gelirken gerçekleştirmek üzere bir görev belirlemişiz. Yani bu bizim ‘hayat amacımız’. Deepak Chopra çocuklarına bu yasayı şöyle öğütlüyor: Okulda notlarınız iyi olmak zorunda değil. Yetişkin olup, henüz çok iyi para kazanamamış ya da statü sahibi olmamış olabilirsiniz. Sadece hayatınızı, insanlığa en hayırlı olacak şekilde şekillendirmeniz için yollar arayın. Bunu sağlamaya çalışın. Yeteneklerinizi fark edin ve bunlara odaklanın. Hepimiz dünyaya bir şey vermek için geldik. Ama ne? İşte bu yasaya göre, hayat amacımız kendimizi tanıma ve insanlığa hizmet etme misyonunu kalbimizde ve aklımızda tutarak kendimizi ve bizi en rahat ve huzurlu hissettirecek yolu bulabiliyoruz.
Dharma’yı anlamak ve uygulamak huzurun ve en büyük enerjimize kavuşmanın bir yolu elbette. Dharma yasasına göre; insan, ruhsal bir varlık. İnsan bedeni içerisinde ve bu insan kıyafetiyle ama kutsal bir güdü ile yaşayan/ancak böyle tam bir ‘yaşayış’ sergileyebilen. Bu insan kıyafeti içinde kutsallığımızı nasıl sergileyebiliriz? İşte dharmayı aktive etmek için ilk soru ve ilk amacımız bu olmalı. Dharmanın diğer bir öğretisi ise: Her insanın eşsiz bir yeteneği ve bu yeteneğini ifade etme şekli olduğu. Bu yeteneği bulup bir maden gibi kazıp işlemek, bizi yüksek bir farkındalığa ulaştırır.

Bu yeteneklerimizi ve ifade yöntemlerimizi de insanlığa hizmet için kullandığımızda yasayı tamamıyla yürürlüğümüze sokabilmiş oluyoruz. Keza, bu da son yasamız olduğu için kendini anlamış, yardım ederek ve diğerleriyle bir olarak bütünleştirmiş ve ‘başarmış’ biri…


Yukarı Kaydır