Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Çözümsüz Derdimiz: Sporda Şiddet
twitter
SPOR

Çözümsüz Derdimiz: Sporda Şiddet

Spor müsabakaları tarihsellikle ilişkilendirilmeye çalışıldığı zaman gladyatör dövüşleriyle, ölümcül sonlara varan düellolarla eşlenerek bir çeşit motivasyon kaynağı oluşturulmaya çalışılır. Ölümüne taraftarlık, kralını tanımamak, terinin (aslında kanının) son damlasına kadar mücadele etmek, bir sporcu ya da yönetici bekleneni yerine getirmiyorsa neredeyse kellesini istemek gibi gayet ilkel, üzerine birkaç dakika düşünse söyleyenin bile utanacağı sözler sarf edilir. İnsani olmayan ve hukuk dışı her şey sadece bizim takımımızı ilgilendiriyorsa suçtur ya da haksızlıktır. Peki bu körlükle şiddet sorunu çözülebilir mi? Çözülemezse bu iş nerelere varır? Kötü tecrübeleri birlikte hatırlayalım mı?

Editör :Cihad Özsöz
Yayın Tarihi :16 Eyl 2022
Süre :2.5 Bardak

hürriyet
Süper Lig’in 2022-2023 sezonunun beşinci haftasında oynanan Ankaragücü-Beşiktaş maçında yaşananlar sporda -özellikle de futbolda- şiddet konusunda yeniden aynı tartışmaları alevlendirdi. Aynı gün Avrupa Basketbol Şampiyonası’ndaki maçta Türkiye-Gürcistan maçında Gürcistan’dan bazı isimlerin Furkan Korkmaz’a saldırmasıyla bu konunun Türkiye’yle ya da futbolla sınırlı olmadığını bir kez daha gördük. Fakat gündemin çok hızlı değiştiği, her yerden sürekli yeni bilginin yağdığı bir dönemde yaşadığımız için bu konuları unutmamız da fazla sürmedi. Bu konular bu kadar kolay geçilebilir konular değil oysa. Nihayetinde Gürcistan tatmin edici herhangi bir yaptırıma uğramadığı gibi sahaya girip futbolculara ve hakeme saldıran Ankaragücü taraftarı da serbest bırakıldı. Ankaragücü takımına da 300 bin lira para cezasıyla 1 (bir) maç saha kapatma cezası verildi. Herkes gündelik hayatına hiçbir şey olmamış gibi geri döndü. Tahrikler, sebepler, motivasyonlar tartışılabilir ancak bunlar ortaya konan eylemin değerlendirilmesini gerektirir. Maalesef hiçbir değerlendirme yapılmasına müsaade edilmeksizin olayların üstünün kapatılmaya meyledilmesinin tarihte ne gibi facialara neden olduğu biliniyor. Hangi takımın taraftarı olduğunuzun öneminin olmadığını Liverpool’un yaşadıklarından anlayabilirsiniz.

goal.com
29 Mayıs 1985 günü Belçika’da oynanan Şampiyon Kulüpler Kupası final maçında Liverpool taraftarlarının neden olduğu izdihama dayanamayan yaşlı Heysel Stadı’nın duvarlarının yıkılması sonucu 39 Juventus taraftarı ölmüş, 900 kişi yaralanmıştı. Bunun üzerine dönemin İngiltere başbakanının da çağrısıyla İngiliz takımları 5, Liverpool 6 yıl Avrupa kupalarından menedilmiş, bu konuda hukuki düzenlemeler yapılması istenmişti. Daha bu yasak bitmeden bu sefer de Sheffield’daki Hillsborough Stadı’nda polisin neden olduğu ihmaller nedeniyle Liverpool-Nottingham Forest karşılaşmasında yaşanan izdihamda 96 kişi can vermiş, olaydaki gerçek sorumluların gerçekten yargılanması 2000’li yılları bulmuştu. Bir önceki olayda fail olan Liverpool taraftarları bu sefer mağdur olmuşlardı. Yani futbol ve medeniyet anlamında parmakla gösterilen ülkelerde bile şiddeti örtbas etme, sorumluları koruma motivasyonu her zaman var ve bu sorunu çözmek isteyenlerin başka örneklere bakarak değil kendisine çeki düzen vererek bu işi çözebileceğini kabul etmesi gerekiyor.

twitter
Ankaragücü-Beşiktaş maçında yaşananlar ne ilk ne de son. Yakın tarihte farklı takım taraftarlarının/sporcularının veya bu seferki olayın mağduru olan Beşiktaş taraftarlarının aktörü olduğu sayısız olay var. Hiçbiriyle ilgili de “o olay dönüm noktası oldu” diyemiyoruz. Çünkü dünya tarihine geçmiş Heysel ve Hillsborough bile belli önemli etkilerine rağmen sorunları kökten çözmüş değil. Peki ne yapacağız? Birilerinin ölmemesini umarak her önemli spor olayında gerilimli bir taraftarlık mı tecrübe edeceğiz? Yasal düzenleme lazım diyorsak elimizde “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi” başlıklı ve yürürlüğe konmuş hukuki kurallar var. Son örnek üzerinden gidelim. Ankaragücü-Beşiktaş maçı sonrası saldırıyı gerçekleştiren taraftar, gereken önlemleri almayan idareciler, gerilimin yükselmesine neden olan sporcu ya da idareciler, zafiyeti önleyemeyen güvenlik şirketi veya bir şekilde olayla bağlantısı olan herhangi birinin ilgili kanun ve yönetmeliklere atıfta bulunarak soruşturulduğunu, dava edildiğini veya kamu vicdanını tatmin edici herhangi bir yaptırıma tâbi tutulduğunu duyduk mu?

timeturk
Cevap kocaman bir HAYIR. Hal böyle olunca mevzunun sadece yasal düzenleme yapmak olmadığı, kültürel bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğu görülüyor. En başta söylediğimi tekrar edeyim. Ölümüne taraftarlık, kralını tanımamak, terinin (aslında kanının) son damlasına kadar mücadele etmek, bir sporcu ya da yönetici bekleneni yerine getirmiyorsa neredeyse kellesini istemekten vazgeçilmediği sürece, yani spor müsabakalarının yalnızca spor müsabakaları olduğu, takımların zannedildiği gibi karakteristik bir ruhu olmadığı, başarı ve tavırların o dönem aktif olarak çalışan insanların karakter ve azimleriyle ilişkili olduğu gerçeğini kabul etmediğimiz sürece bu sorunlara çözüm üretmek mümkün görünmüyor. Evet bir Beşiktaşlı olarak Baba Hakkı’yı çok sevebilirim, Galatasaraylı olarak Metin Oktay, Fenerbahçeli olarak Lefter Küçükandonyadis ya da farklı bir takım için farklı bir isim benim için çok özel şeyleri temsil edebilir. Fakat bugün sermayenin önemli bir aracı haline gelmiş kulüplerin bu ruh ve samimiyetle ilişkilenmesi çok mümkün değil. Tahayyül sınırlarımızı zorlayan miktarların döndüğü bu piyasada gelirini/giderini önceleyerek hareket eden profesyonellerin yapıp ettikleri taraftar olarak birbirimizi kırıp geçirmemiz için yeterli sebep mi gerçekten? Bugün “ölümüne” taraftar olduğunu iddia edip tuttuğu takım için yakınlarına zarar vermeyi dahi göze alan insanların bu gerçekle yüzleşmesi sporda şiddeti çözecek yegâne etken. Projeksiyonu biraz daha genişletip şunu söylemek lazım. Şiddet spora has bir durum değil, genel toplumsal bir düzensizliğin yansımasıdır. Bir yerde şiddet eylemleri oluyorsa orada toplumu ilgilendiren tüm alanlarda bir problem olduğunu anlamamız gerekir. Bu anlayışı geliştirmediğimiz sürece de kökten çözümler üretmemiz mümkün görünmüyor. Suç işleyen birini hukuka teslim etmeden önce etrafındakilerin iyice bir pataklaması gerektiğini düşünen, bunu normal bulan ya da suç işleyeni mahkeme çıkışı kahraman gibi karşılayan bir anlayış için kökten çözüm zaten hayal maalesef.

Yukarı Kaydır