Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
sroartists
BİYOGRAFİ Kültür/Sanat

Çok Kültürlülüğün Müziğe Yansıması: Azam Ali

20 Oca 2023

Müzik dinlerken hissettiğimiz duygular, onun evrenselliğinin de en belirgin göstergesi. Bir eserin dilini ya da türünü bilmesek de ezgisinden ne anlattığını anlıyor ve dünyanın farklı yerlerindeki sayısız insanla benzer duyguları paylaşıyoruz. Kimi eser ve sanatçılar da yaptıkları işlerle bu duygu paylaşımını farklı boyutlara taşıyorlar. Çok kültürlü, çok dilli ve özgün eserlerle dünya müzik tarihine yaptıkları katkılar müzikseverlerin gönlünde ayrı bir yerde durmalarını sağlıyor. İranlı müzisyen Azam Ali bu tanıma en uygun isimlerden birisi. Hayatından satır başlarına birlikte bakalım.

lastfm
1970’te Tahran’da dünyaya gelen sanatçının çok kültürlü (multi-cultural) bir müzisyen olma hikâyesi, daha çocuk yaşta deneyimlediği farklı kültürlerden kaynaklanıyor. Azam Ali dört yaşındayken ailesi Hindistan’a taşınıyor ve burada bir İngiliz okulunda Hint kültürünü özümseyeceği uzun bir eğitim alıyor. 1979’daki İran Devrimi milyonlarca İranlı gibi Azam Ali’nin de hayatını değiştiriyor. Annesinin kararıyla 1985 yılında evden ayrılıp ABD’ye göç ediyorlar. Küçüklüğünden itibaren ilgi duyduğu müzik burada uğraşı haline geliyor ve bugün dinlemeye doyamadığımız özgün müziğinin temelleri atılıyor.

keywordbaskets
Esasen enstrüman eğitimi alan ve santura düşkünlüğünü bu alanda önemli isimlerden öğrendikleriyle icraata döken Azam Ali, zamanla enstrümanların kendisine yetmediğine kanaat getiriyor. Doğduğu İran, büyüdüğü Hindistan ve yaşadığı ABD’de karşılaştığı farklı kültürlerin hikâyelerini, kimi zaman özgün vokalinin öne çıktığı, kimi zaman da müziğinde kaybolduğumuz yorumlarla anlatmaya başlıyor.

wikimedia
1995 yılında Vas grubunu kurarak sesini duyuruyor. Greg Ellis’le birlikte 1997 yılında yayımladıkları Sunyata albümü kültürel zenginliğinin Hindistan ayağına dair çok özel örnekler sunuyor. Bu albümü 1998 yılında Offerings, 2000 yılında In The Garden of Souls ve 2004 yılında Feast of Silence izliyor. Offerings albümünde Orta Doğu kültürüne dair daha fazla ses duymaya başlıyor, In The Garden of Souls’ta ise sentezi tüm detaylarıyla dinleme şansına erişiyoruz. İlk iki albümde de yoğun olarak hissedilen atmosferik yapı sayesinde, dinlemeye başladığımız anda bulunduğumuz ortamdan soyutlanıyoruz. Üçüncü albümdeki The Inward Coil parçasını bu zenginliğin duyulabileceği bir tavsiye olarak buraya bırakayım.

usmfreepress
2004 yılındaki müthiş albüm Feast of Silence ikilinin son albümü oluyor. Bu albümde yakalanan çizgi o kadar tarifsiz ki her biri üzerine tek tek, uzun uzun yazılmayı hak eden parçalardan hangisini tavsiye edebileceğimi dahi bilemiyorum. Yine de diğerlerinde aklım kala kala, bir cesaret Mandara, The Reaper and The Flowers ve Bardo’yu önereyim. Vas sürecinde, 2002 yılında ilk solo albümünü de (Portals of Grace) yayımlayan Azam Ali’nin muhteşem vokalinin zirveye ulaştığı bu 5 albümlük serüvenden sonra Niyaz projesi başlıyor. Bu arada sanatçının yetiştiği kültürlere ait diller dışında Fransızca ve İspanyolca gibi dillerde de tüylerimizi diken diken edebildiğini solo albümü sayesinde anlamış oluyoruz.

sroartists
Niyaz, Azam Ali’nin Carmen Rizzo ve Loga Ramin Torkian’la bir araya geldiği bir başka müthiş ortaklık. 2005 yılında çıktıkları yolda ilk yayımladıkları albüm olan Niyaz, Vas’la bıraktığı yerden devam ettiği müthiş bir zenginlik sunuyor. Açılışı yapan Ghazal parçası zaten bizi doğrudan aynı atmosferin içine atıveriyor. 2008 yılında yayımladıkları Nine Heavens albümü ise Türkiye’deki sevenleri için büyük bir sürprizle açılıyor. Beni Beni isimli Türkçe nefesle bizi karşılayan grup bu albümde dünya turunu Türkiye’den başlatıyor. Grubun hikâyesi 2012 tarihli Sumud ve 2016 tarihli The Fourth Light albümleriyle devam ediyor. The Fourth Light albümü, beraberinde sunduğu eşsiz görsel deneyimiyle dünya çapında birçok sanat merkezince ağırlanan devasa bir proje olarak dikkat çekiyor.

sroartists
Azam Ali ayrıca Elysium for the Brave (2006), From Night to The Edge of The Day (2011), Lamentations of Swans (2013) ve Phantoms (2019) isimli solo albümleriyle farklı dillerde ve türlerde bizi etkilemeye devam ediyor. Bu kısmı da önerisiz geçmemek için tavsiye ede ede bitiremeyeceğim solo denemelerinden birini cımbızlayıp In Other Worlds’ü öneriyorum.

cnntürk
Sanatçı bu zengin kariyerinde iki kez Kanada Juno Ödülleri adaylığı ve bir kez de Hollywood Müzik Ödülü’yle onurlandırılıyor. Albümleri dışında filmler (Matrix Revolutions, 300, The Fight Club vd.), diziler (True Blood, Nip Tuck vd.) ve bilgisayar oyunlarında da (Uncharted 3, Call of Duty, Prince of Persia) sesini duyma imkânı buluyoruz. Azam Ali’yi tanıyan ama bir süredir ihmal edenlere bir hatırlatma, tanımayanlara da tanıtma şansı bulduğum bu biyografi ve diskografiyi çok sevdiğim bir şarkıyla tamamlayayım; Feraghi (Song of Exile).

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?