Çizimleriyle Çocukların Kalbine Dokunan Öykü Akarca ile Söyleşi
RÖPORTAJ

Çizimleriyle Çocukların Kalbine Dokunan Öykü Akarca ile Söyleşi

Çocukken okuduğumuz kitaplarda dikkatimizi çeken hikayeler, resimler, çizimler... Eğer bizleri gerçekten etkilerlerse iz bırakırlar ve yaşam boyu da peşimizden gelmeyi sürdürürler. Düşün gücümüze katkı sağlayan, hayal dünyamızın kapılarını ardına kadar aralayan ve yaratıcı yönümüzü keşfetmemize olanak tanıyan çocuk kitapları, yazılanlar kadar yer verilen görsellerle de son derece önem taşırlar. Ayrıca kitaplarla ilk kez tanışan bir çocuğun hikayeyi, ebeveyninin ona okumasıyla öğreneceğini ve bu sırada çocuğun dikkatini çoğunlukla kitaptaki resimlere vereceğini de hesaba katarsak görsel içeriklerin ne denli önemli olduğu çok daha net biçimde anlaşılır. Bu içerikte sizleri, bahsettiğim görselleri oluşturma görevini üstlenen bir illüstratörle tanıştırmak istiyorum. Öykü Akarca, kurguladığı temaları ve yarattığı dünyaları çizimlerine aktararak çocukların kitaplarına ulaştıran ve böylelikle miniklerin dünyasına inanılmaz dokunuşlar yapan bir illüstratör. Gelin onu birlikte yakından tanıyalım.

Editör :Selin Borazan
Yayın Tarihi :10 Nis 2022
Süre :3.5 Bardak

Öykü Akarca
Çizime olan ilginizin ne zaman farkına vardınız? İlk yaptığınız eskizleri
düşündüğünüzde aklınızda ne tür çalışmalar canlanıyor?

Çocukluğumdan beri çiziyorum aslında. Kendimi bildim bileli çiziyorum
diyebilirim. Çocukken nereye gidersem gideyim hep yanımda resim defterimi ve
boyalarımı götürürdüm. Daha sonra annemin yönlendirmesiyle İstanbul Avni
Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinde resim bölümünde okudum. 2014 yılında
da Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Dekorları ve
Kostümü bölümünden mezun oldum. Çocuk kitabı resimlemeye ilk başladığım
zamanları düşündüğümde şu an olan ben ve değişen tarzımla çok daha farklı
kompozisyonlar canlanıyor gözümde. Geriye dönüp ilk işlerime baktığımda
aslında içimdeki yaratıcı gücün ve sihrin oralarda bir yerlerde saklı olduğunu
ama henüz onu ortaya çıkaracak bilgiye sahip olmadığımı görüyorum. Bu da
kendimi hep bir ileriye taşımama sebep oluyor. Çizdiğim sürece gelişmeye,
değişmeye, dönüşmeye ve beni yansıtan işler üretmeye devam edeceğim.
Tamamen kendi perspektifinizden düşündüğünüzde, çizim yapmayı bir yetenek olarak mı yoksa üzerinde gerçekten çalışarak geliştirdiğiniz bir beceri olarak mı görüyorsunuz? Ya da siz kendiniz ne şekilde tanımlarsınız?

Yetenek çok önemli evet ama tek başına yetenek yetmiyor. Çok çalışmak, gözlemlemek ve kendini beslemek gerekiyor bence. Çalışmadan, bir şeye gerçekten yoğunlaşıp, onunla haşır neşir olmadan gelişebilmek maalesef mümkün değil.

Bu alana meslek olarak yönelmeniz nasıl gerçekleşti?

Güzel Sanatlar mezunu olduğum için zaten okulda okurken bunu meslek olarak seçmiştim. Çocuk kitabı resimlemek hep en büyük hayalimdi fakat bir türlü bunun için harekete geçmemiştim. Üniversitede okuduğum bölüm sahne tasarımıyla ilgili olduğu için yıllarca tiyatro dekoru üzerine işler ürettim ve daha sonrasında sinemada sanat departmanında çalıştım. Bir noktadan sonra mutlu olmadığımı, hep hayalini kurduğum çocuk kitaplarının içine girmem ve artık başlamam gerektiğini fark ettim ve şimdi buradayım.

Çalışmalarınızı biraz anlatın istiyorum. Çocuk kitapları için tasarım çalışmaları yaptığınızı biliyorum. Hangi teknikleri kullanıyor, ne tür temalar yaratıyor ve çalışmalarınızın üretim aşamasında neyi ön plana alıyorsunuz?

Çoğunlukla dijital çalışıyorum. Çocuk kitabında süre sınırlamanız oluyor ve geleneksel yöntemler biraz yavaş kalabiliyor. Fakat gelenekseli hiç bırakmak istemediğim için bir kitaba başlamadan ilk önce o kitap için suluboya ve kuru boyayla dokular yaratıyorum, daha sonrasında bunları dijital ortama aktarıp kitaplarda kullanıyorum. 

Çocuk kitaplarındaki dünya uçsuz bucaksız bir evren aslında. Her kitabın kendine ait bir dokusu, renk paleti ve yarattığı bir hissiyatı var. Benim için üretim aşamasındaki en önemli şey o hissiyatı çizimlerime yansıtıp aktarabilmek. Bunun için de hikayeyle bağ kurmam gerekiyor. Bir kitaba başladığımda o kitabı teslim edene kadar o hikayenin içinde yaşıyormuş gibi hissediyorum. Sürekli kafamın içinde kitabın tasarımıyla, renkleriyle, dokusuyla ilgili fikirler dönüyor.

Bize dayatılan belli kalıpların içerisine girmeden, çocukların gözünden görmeye odaklanarak, daha özgür çalışmaya özen gösteriyorum. Çocuklara bu kalıpların içine girmeden bir dünya yaratmaya çalışıyorum. Onların zihinleri tertemiz ve aslında o zihinleri karıştıran bizleriz. Belli kalıplara ve şekillere onları alıştırmak bana yanlış geliyor.

Bu sanatı icra etmenizdeki temel amacınız nedir?

Bir çocuğun kalbine dokunabilmek, benim çizdiğim bir sayfayı gördükten sonra o sayfayı kendince yorumlaması, bunlar o kadar değerli ki benim için. Bunlarla ilgili mesajlar aldığımda, orada bir yerde hiç görmediğim bir çocuğun ruhuna hayallerine dokunduğumu hissediyorum ve bu çok kıymetli.

Çalışmalarınızın ortaya çıkış süreci boyunca size ilham olan şey veya kişi nedir/kimdir?

Bu çok değişken benim için ama çoğunlukla doğa ve doğanın içindeki uyum. Bazen bir müzik bazen bir his, bazen de hiçbir şey. Bazen ansızın aklıma bir şey geliyor ve hemen bunu çizmeliyim hissi oluşuyor. Bu hissi seviyorum. Bir de şu sıralar Alfons Mucha’nın tüm işlerine baktığımda bütün ilham perilerim geliyor. 

Çizimlerini yapacağınız kitaba hazırlık süreciniz nasıl gelişiyor?

İlk önce metni okuyorum ve editörle uzun mailleşmeler telefonlaşmalar oluyor aramızda. O konuşmalar sırasında zaten çoğunlukla fikirler akıp gidiyor. Daha sonra tek tek tüm sayfalara çizeceğim illüstrasyonları minik eskizler halinde karalıyorum. Bu bütünü görmek, tüm kitabın kompozisyonunu, boşluk doluluk oranını iyi dengelemek için bana yol gösterici oluyor. Sonrasında da günler geceler süren, daha iyisini yapmak için çalıştığım ve hikayenin bana hissettirdiği şeyi en iyi şekilde aktarabilmek adına, kendimi ve sınırlarımı zorlayarak ve bazen de krizler geçirten yaratım süreci başlıyor.

Çizimini yapmanız istenen metin size geldikten sonraki süreci genel hatlarıyla biraz anlatır mısınız? Bir kitabın raflarda yer alması ne kadar zaman alıyor ve ne gibi süreçlerden geçiyor?

 Metni okuduktan sonra genel atmosferi ve kompozisyonları yaratabilmek için her sayfanın küçük fikir eskizini yapıyorum. Daha sonrasında renk paletini oluşturup karakterler, doku ve tonlar üzerinde çalışıyorum. İlk sayfalar çıkmaya başladıktan sonra editöre gönderiyorum. Editörlerle sürekli iletişim halinde oluyoruz zaten. Yaratım aşamasında fikir alışverişi beyin fırtınaları yaptığımız zamanlar da oluyor. Özgür bırakıldığımda ve içimdeki beni yansıtabildiğim bir süreç içinde olduğumda çok daha yaratıcı bir dünya ortaya çıkıyor. Tüm çizimler tamamlandıktan sonra yayınevine gönderiyorum ve metinle çizimler arasında uyum kontrol edildikten sonra mizanpaj kısmına geçiliyor. Daha sonra baskıya gidiyor ve heyecanlı bekleyiş başlıyor. Bu işin mutfağında çok fazla kişi emek veriyor.

Yaptığınız sanatsal çalışmaları kitaplar dışında herhangi bir platformda örneğin bir sergide sanatseverlerin beğenisine sunma gibi bir düşünceniz var mı?

Daha önce katıldığım sergiler oldu. İlerleyen zamanlarda kişisel sergimi yapmayı da çok isterim. Bakalım zaman ne gösterecek.


Bu alanda beğendiğiniz, etkilendiğiniz veya örnek aldığınız illüstratörler var mı?

İlk aklıma gelenler Marco Soma, Francisco Fonseca, Monica Barengo, Frederic Pillot, Gabriel Evans, Gianluca Garafalo, Aleksander Jasinski, Mark Janssen, Lisa Aisato.

Çocuk kitapları için yaptığınız eserler dışında başka kompozisyonlar merkezinde hazırladığınız çalışmalar var mı?

Kitap kapakları ve dergiler için illüstrasyonlar yaptığım zamanlar oldu ama şu sıralar sadece çocuk kitaplarına odaklanmış durumdayım. Bana en iyi gelen şeyi, kendimi ait hissettiğim şeyi yapmak güç veriyor.


Son olarak bu alanda çalışmak isteyen, bu tarz sanatsal çalışmalar yapan arkadaşlara ne tavsiye edersiniz veya ne söylemek istersiniz?

Pes etmemek, çalışmayı hiç bırakmamak ve sürekli kendini geliştirmeye odaklanmak gerekiyor. Durmamak ve hep çalışarak kendini geliştirmeye devam etmek sanırım bu işin sırrı. Kendi içindeki gücü ve enerjiyi yaptığın işlere yansıtabildiğin zaman, güzel olan hiçbir işe kimse kayıtsız kalmıyor. 

Yukarı Kaydır