Çizgi Roman Dünyası: Süper Kahramanlar, Edebi Hazineler
pixabay
KÜLTÜR/SANAT

Çizgi Roman Dünyası: Süper Kahramanlar, Edebi Hazineler

Çizgi roman meraklıları için şu günler oldukça cezbedici ve mutluluk verici. Pek çok yayınevi çizgi roman, manga yayımlamaya başladı. Çeviriler hızlandı. Derya deniz bir dünyanın keyfini sürüyoruz denilebilir. Süper kahramanlar, edebi hazineler ve dahası... Sayısız hikâye, sayısız karakter. Bir yanda klasikler, devam eden seriler, diğer yanda çağdaş anlatılar. Genişleyen bir okur kitlesinden söz etmek, dahası bu geniş kitlenin çizgi romanlara ulaşma kolaylığının da yardımıyla daha fazla araştırabilen, daha fazla okuyabilen, çizgi romanları sadece okuyup geçmenin dışında, onları derinlemesine irdeleyebilen okurlardan da oluştuğunu söylemek mümkün. Böylesi renkli bir evrende bildiğiniz yolda, arzu ettiğiniz şekilde ilerlemenin de neredeyse kaybolmanın, tesadüflerle ilerlemenin de heyecanı ayrı olsa gerek. En güzeli de bu şans eskiye nazaran çok daha güçlü...

Yayın Tarihi :23 Haz 2022
Süre :3 Bardak

artfulliving
Klasikler

Teksas... Tommiks... Mister No... Zagor... Pek çok klasik... Bu ve benzeri klasikler dünle bugünü bağlayan köprüler olarak görülebilir. Eski kuşakların da ellerinden düşürmedikleri klasikler bugün modern versiyonlarıyla, yenilenen baskılarıyla da ulaşılabilir vaziyetteler. Yani yeni nesil okurlara da ulaşıyorlar. Tabii klasikler-okur buluşmasında eskiyle yeni arasında önemli bir fark dikkat çekiyor. Çizgi roman dünyası henüz böyle geniş değilken, çizgi roman algısı böyle ciddi bir tarafa kaymamışken, çizgi roman okumak genellikle boş iş vb. şeklinde görülür, çoğunlukla hoş karşılanmazmış. Çizgi romanların gizli saklı okunduğu dönemleri hayal edin. Neyse ki ve iyi ki durum değişti... Artık çizgi romanlar ve çizgi roman okurları hak ettikleri değere ulaştılar...

Klasiklerle devam edelim. Hemen herkesin kalbinde bir veya birkaç klasik yer alabilir. Benim içinse bu klasikler Martin Mystere ile Dylan Dog. Martin Mystere aracılığıyla dünyanın gizemlerine yolculuk yapıp, tarihten, sanattan, mitolojiden, bilimden, teknolojiden beslenen hikâyelere dahil olurken, Dylan Dog aracılığıyla korku dolu anlar yaşayıp, çarpıcı sahnelere sahip, genellikle korku kültürüne giren pek çok esere referanslarla dolu tekinsiz hikâyelerin peşinden sürüklendim.

İki klasik de farklı özellikleriyle beni etkiledi. Martin Mystere çoğu hikâyesinde araştırma isteği uyandırırken, Dylan Dog da korku kültürünü yakından tanımama olanak sağladı. Tabii onlardan etkilenmem sadece bu özelliklerle sınırlı değil. Fakat nedeni ne olursa olsun, sıkıldığımda okuyup da memnun ayrılacağımdan emin olduğum klasikler bunlar...

pixabay

Marvel Sinematik Evreni Etkisi ve Süper Kahramanların Yükselişi


Son dönemde çizgi roman dünyasına en büyük katkıyı Marvel Sinematik Evreni’nin yaptığını söylemek sanırım yanlış olmaz. İlk Iron Man filminin başlattığı birinci fazdan sonra sıkı bir planlamayla yıllara yayılan Marvel Sinematik Evreni, yaptığı filmlerle, gişe rakamlarıyla, popülaritesiyle süper kahraman dünyasının hızla yükselişe geçmesine neden oldu. Elbette çizgi roman dünyasında süper kahramanlar oldukça eski karakterler. Buna rağmen Marvel Sinematik Evreni onlara itibarlarını iade etmesinin yanında, filmlerle birlikte pek çok kişinin çizgi romanlarla tanışmasına vesile oldu.

Yeniden yıldızları parlayan çizgi romanlar yayıncılık sektörünün de iştahını kabarttı muhtemelen. Bu iştah bize de yansımış gibi duruyor ki çizgi roman çevirileri dışında çizgi roman çeşitliliğin de hızla arttığını söyleyebiliyoruz.

Bu noktada da bir parantez açıp sevdiğim bazı süper kahramanlardan kısaca söz etmek istiyorum: İçlerinde tanıdığım en eski isim; Örümcek Adam. Bu nedenle onun yeri her zaman ayrı. İyi bir nostalji hissiyatı yakalamak, farklı kahramanlar da görmek istiyorsanız Marvel Team-Up Klasik serisini ve Zalim Altılı’yı öneririm. Sonraları Tim Burton filmleriyle tanıdığım Batman, Örümcek Adam karakterinin önüne geçti. O kasvetli, karanlık karakteri, adalet temsilcisini ve düşmanlarını tanımak büyülü bir diyarın kapılarını araladı. Zamanında çizgi romanlarla fazla içli dışlı değilken ve çizgi romanlar bu kadar revaçta değilken tanımıştım Batman’i... Şimdi, bu günler adına minnettarım. Batman’e dair de birkaç öneride bulunayım; Batman – İlk Yıl, Batman – Pelerinli Süvariye Ne Oldu?, Batman – Bitmeyen Cadılar Bayramı, Batman – Kara Şövalye Dönüyor, Batman – Arkham Tımarhanesi, Kara Gece...

Bu iki karakter dışında doksanlarda yayınlanan animasyon serisiyle çok, çok etkilendiğim ve ne yazık ki şimdilik az sayıda çizgi romanını okuyabildiğim X-Men’i de listeye ekleyebilirim. (Umarım açığımı kapatacağım...)
Tabii süper kahraman sevgim, süper kahraman çizgi romanlarına düşkünlüğüm bu kadardan ibaret değil... Ama zaten çizgi roman dünyası da salt süper kahramanlardan ibaret değil.

pixabay
Sandman ve Diğer Edebi Hazineler

Çizgi roman dünyasındaki yükseliş sadece niceliğe değil içeriğe de yansıdı. Süper kahraman dünyası artık tekel değil. Minimal öyküler, edebiyatla kol kola giden hikâyeler, günlük hayattan beslenen hikâyeler gözde hale geldiler.

Benim bu tarz okumalara ağırlık vermem ise Netflix’te bir dizisi de yayınlanacak olan Neil Gaiman imzalı Sandman evreniyle tanışmamla gerçekleşti. Her ne kadar bir DC çizgi romanı olsa da hatta zaman zaman bazı süper kahramanlar hikâyelerde boy gösterse de Sandman’in edebi keyfi oldukça ağır basan taraf. (Pelerinli Süvariye Ne Oldu? eserinde başardığı gibi.) Gaiman’ın Sandman evrenindeki hikâyeleri birleştirme, edebiyattan mitolojiye, tiyatrodan korku kültürüne beslendiği kaynakları bir arada tutma becerisi ve başlı başına hikâyelerin kendisi muazzam bir okuma hazzının kapılarını aralayabilir.

Sandman’den başka yine süper kahraman dünyasının haricinde birkaç eser önermek istiyorum: Evvel Zaman İçinde Dünya, Avare Tanrı, Sıradan Zaverler, Ekinokslar, Saniyede Beş Bin Kilometre, Epileptik, Eskisi Gibi, Üç Gölge, Kaybolan O Günler...

Bu türde çizgi romanların yanında doğrudan edebiyat uyarlaması çizgi romanlardan da söz edebiliriz. Edebiyat uyarlaması çizgi romanların (eğer gerçekten iyi bir çizgi romansa, sizi etkilediyse...) avantajlarından biri ve belki de en önemlisi henüz keşfetmediğiniz yazarlarla, romanlarla yahut öykülerle sizi buluşturabilmesi. Örneğin ben Pereira İddia Ediyor çizgi romanını okumadan evvel yazar Antonio Tabucchi’den ya da onun aynı isimli eserinden haberdar değildim. Benzer bir durumu Yok Kent çizgi romanında da yaşadım. Ne Yok Kent’i duymuştum ne de çizgi romanın uyarlandığı aynı isimli romanın yazarı Ricardo Piglia’yı... (Onları duymamış olmam benim okuma serüvenimle de ilgili ama çizgi romanların bu tarz artılarını seviyorum...)

Neticede çizgi roman dünyası hiç olmadığı kadar parıldıyor ve genişliyor olabilir. Keyfini sürmek, çizgi romanlar arasında yolculuk etmekse bize kalmış...
 
(Not: Önerdiğim eserlerin baskı durumlarını bilmiyorum, eğer baskıları yoksa mümkünse yayıneviyle irtibata geçip yeni baskı gelip gelmeyeceğini, gelecekse ne zaman geleceğini sorun. Çizgi roman fiyatları malum çok yükseldi. Bu nedenle baskısı olmayanlar sahaflarda oldukça yüksek fiyata satılabiliyor. Ayrıca fiyat yükselişi konusuna da değineceğim ama bu şimdilik bambaşka bir yazının konusu.)

Keyifli okumalar...
Yukarı Kaydır