Cildine Kolajen İle Bak!
WELLNESS

Cildine Kolajen İle Bak!

Son yılların trendleri arasında yer alan ve ilk sıralara yerleşen kolajen hakkında hepimizin birtakım merakı var. Sağlıklı yaşamak ve bunun gözle görünür olması adına kolajen, yeme içme alışkanlıklarımızdan tutun da kullandığımız kişisel bakım ürünlerinde de yer edinmiş durumda. Peki nedir bu 40 yaşındayken 28 yaşında gösteren kolajen?

Editör :Tuğba Özer
Yayın Tarihi :12 Mar 2019
Süre :2 Bardak

Hepimizin özellikler 30lu yaşlardan sonra en çok istediği şey yaşlanmamak. Vücudun kendini yenilemesi için bir çok takviyeye ihtiyaç duyduğumuz günümüzde, kolajen hem yediklerimizde hem güzellik adına bir çok yerde karşımıza çıkmakta.

Vücudumuz protein, şeker ve yağlardan oluşur. Bunlardan en çok yer kaplayanı ise proteinlerdir. Bu proteinlerin yüzde 80’ini oluşturan ve yüksek miktarda aminoasit içeren kolajen, vücudumuzda bir tutkal görevi görür. Deri, kemik, kas, tendon, bağlar, göz ve dişler de dahi olmak üzere her organın önemli yapıtaşlarından biridir. Temel görevi ise doku yada organların canlı ve esnek kalmasına yardımcı olmaktır. Vücut yaşlandıkça daha düşük kalitede ve daha az sayıda kolajen üretir.

Kolajen kaybının en önlenemez nedeni yaş almaktır. 30 yaş sonrasında vücut kolejen üretimini hissedilir ölçüde azaltır ve bununla beraber daha fazla kolajen tüketimine de devam eder. Aminoasitlerle desteklenmeyen bir beslenme düzeni, serbest radikaller, sigara, alkol, fazla güneş ışığına maruz kalmak gibi çevresel faktörler kolajen kaybını hızlandırır. Zayıf ve erimiş kıkırdağın sebep olduğu kırışıklıklar, derinin ilerleyen yaşlarda daha esnek olması kolajen üretiminin vücudumuz tarafından yavaşladığının en belirgin göstergesidir. Cildin yanı sıra saç ve tırnaklarda cansızlık gibi belirtilerle eksikliğini hissettirir. Özellikle belirli bir yaştan sonra kadınlarda görülen kemik rahatsızlıkları da kolajen eksikliğinin bir diğer belirtisidir.

Bugün değerini trend olmasıyla anladığımız ve popülerliğini ‘gençleşme’ spotuyla kavrayabildiğimiz kolajeni aminoasitlerce zengin bir beslenme programı ile artırmanın mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Gelin bu zengin gıdalara birlikte göz atalım:

KEMİK SUYU: Kemik suyu deyip geçmeyin! Kısık ateşte pişirilmesiyle elde edilen kemik suyu; içerinde bulunan protein, jelatin, glisin, kolajen gibi bir çok değerli aminoasitlerin açığa çıkıp tüketilmesini sağlar. Tüketilmesiyle zayıflayan kıkırdak dokuyu güçlendirir ve kemik sağlığına destek olur.

YUMURTA BEYAZI: Kolajenin ana bileşeni olan glisin ve prolin aminoasitleri bakımından zengindir. Bu nedenle mükemmel bir kolajen üreticisidir.

YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER: Ispanak, roka, lahana, ebegümeci gibi yeşil yaprkalı sebzeler içerisinde bulunan lutein, kolajen üretimini destekler. Lutein, cildin nemini ve elastikiyetini korur.

KIRMIZI MEYVELER VE TURUÇGİLLER: Bünyelerinde barındırdıkları güçlü antioksidanlar sayesinde kolajen üretimini, prokolajen seviyesini artırarak destekler. Prokolajen, derideki sıkılık ve elastikiyettin yapı taşıdır.

SÜLFÜRLÜ BESİNLER: Soğan, sarımsak, zeytin, muz gibi sebzelerin içerdikleri sülfür bileşenleri, anti-aging etkileri bakımından zengindir. Sülfür bileşeni içeren besinler vücuttaki kolajen üretimini artırarak cildin yaşlanmasını yavaşlatmaya yardımcı olur.

Yukarı Kaydır