Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Cihazlara Değil Sosyal Medyadan Aldığımız Etkileşime Bağımlı Olabilir Miyiz?
ZOOM

Cihazlara Değil Sosyal Medyadan Aldığımız Etkileşime Bağımlı Olabilir Miyiz?

Günümüzde yaşamın her alanında her yaştan insanın elinde cep telefonlarını görmek mümkün. Teknoloji geliştikçe telefonlara sığdırılan içerikler artıyor ve bizler de bu içeriklerin kullanıcısı haline geliyoruz. Özellikle sosyal medya uygulamaları telefonda geçirdiğimiz saatlerin giderek uzamasını kaçınılmaz hale getiriyor. Peki, sosyal medyada bizi bu kadar çok çeken şey ne? Sosyal medya uygulamaların neredeyse tümü insanların uygulamanın farklı özellikleri sayesinde etkileşime geçmesini sağlıyor. Bu etkileşim kişilerin psikolojileri üzerinde belli etkiler yaratıyor. Zamanla etkileşim alma isteği sosyal medya uygulamalarının daha sık ziyaret edilmesine yol açıyor. Bugün birlikte telefon bağımlılığı olarak bilinen bu durumun aldığımız etkileşimlerle nasıl ilişkili olabileceğini konuşacağız.

Yayın Tarihi :22 Eyl 2022
Süre :2.5 Bardak

Modern dünyanın en büyük sorunlarından bir tanesi insanların sanal bir yaşamı gerçek yaşantılarına tercih etmeleridir. Günümüzde çoğu kişinin telefonuna ve bilgisayarına bakarak geçirdiği süre kendisine ya da sevdiklerine ayırdığı zamandan daha fazla. Sosyal medya uygulamaları da aslında insanları kendi içlerine çekmek üzere tasarlanıyorlar. Uygulamalar nasıl insanların daha fazla sosyal medyada vakit geçirmelerini sağlayacaklarını araştırıyor ve buna göre özellikleri bünyelerine ekliyorlar. Burada tartışılması gereken konu da dolayısıyla sosyal medyanın bizi daha çok içine çeken özelliğinin ne olduğudur. Sosyal medya uygulamalarının en çok ilgi çeken ve uygulamaya bağlı hale getiren özelliği bu uygulamalarda diğer insanlardan aldığımız etkileşimler. Bizim gibi daha birçok insan sosyal medyayı kullanıyor ve bu şekilde de birbirimizle sanal bir bağ kurmuş oluyoruz. Sosyal medya sayesinde hem tanıdığımız insanlarla etkileşimlerimizi sanal dünyada devam ettirebiliyor hem de yeni tanışacağımız insanlarla etkileşimde bulunabiliyoruz.

Uygulamalarda her türden paylaşımı beğenmek ve cevaplamak için gereken özellikler bulunuyor. Hatta giderek arttırılan bu özelliklerle kişilerin paylaştığı her şeye karşı olumlu ya da olumsuz tepkimizi belli edebiliyoruz. Bu durum bize ruhsal açıdan farklı deneyimler yaşatıyor. Bu deneyimlerin kökeni ise çok eskilere dayanıyor. İnsanların takip etme ve takip edilme isteklerinin evrimsel süreçte de bir yeri var. İnsanların diğer insanlarla bağ kurmaya dair ihtiyacı insanın dünyada varoluşu kadar eski. Bu da demek oluyor ki temelde sosyal medya uygulamalarını üretenler insan olmanın bu engellenemez arzusunun farkındalar ve sistemlerini buna göre geliştiriyorlar. Uygulamaların anlık bildirimler yollamasındaki ana amaç da her an etkileşime açık bir ortam yaratmaktır. Bildirimler kişilere yalnız olmadıklarının, iletişim kurulmak istenen biri olduklarının bir ispatı olarak görünebilir. Kendi varlıklarını ortaya koymak için de aynı şekilde bu etkileşimlere karşılık verebilirler. Bu durum insanlara yalnızlık hissinden kaçabildikleri yanılgısına düşürse de aslında gerçek bir sosyallikten uzaklaştırır.

İnsanların birçoğu yüz yüze bir iletişim yerine sosyal medya üzerinden aldıkları etkileşimleri tercih etmektedir. Sosyal medya üzerindeki paylaşımları birbirlerine göndererek karşılığında bir tepki almak, fotoğraf ya da fikir paylaşımı yapıp beğeni ve yorum almak öncelik haline gelmeye başlamıştır. Özellikle narsistik kişilik yapılanmasına sahip kişiler buradan alacakları beğeniye, takipçi sayılarına ve olumlu yorumlara bağlı halde yaşayabilmektedirler. Kişilerin yalnızlık hislerinin azalması ve olumlu etkileşimler alma istekleri pozitif görünebilse de gerçekler farklıdır. Araştırmalar sosyal medya etkileşimine olan bağlılığın bireylerin benlik saygısında düşüşe neden olduğunu gösterir. İçe dönük kişiliğe sahip bireyler için de çok daha fazla güvende hissettikleri bir alan olan sosyal medya aslında onlar için de kritik sonuçlar doğurur. İçedönük bireyler sosyal medyada kimliklerini ve görsellerini paylaşmak zorunda kalmadan etkileşim kurabilecekleri için buradaki etkileşimi gerçek sosyal yaşam etkileşimine tercih ederler. Bu durumun sonucu ise bu kişilerde özgüven düşüklüğünün yaşanmasıdır.

Sosyal medya nasrsistik doyum sağlamak isteyen ya da gerçek bir sosyal yaşantıda insanlar tarafından sevilemeyeceğini düşünen bireyler için kaçış noktası olabiliyor. Burada yalnızlık hissinden kurtulabilecekleri bir alan yaratabiliyorlar. Telefonlarına gelen bildirimler onlara beğenildiklerine, sevildiklerine ve sosyal iletişim kurabildiklerine dair mesajlar verebiliyor. Bu mesajlar kişilere yanıltıcı bir benlik algısı sunuyor. Sosyal medyadaki etkileşime bağımlı olarak yaşamını sürdüren kişiler gerçek hayattaki stresten ve aynı zamanda da doyum alacakları deneyimlerden kaçmış olurlar. Stresten kaçmak olumlu bir durum gibi gözükse de uzun vadede kişilerin yaşamdaki dayanıklılıklarını azaltarak şartlara uyum sağlamalarını zorlaştıracaktır. Öte yandan bahsettiğimiz gibi kişi olumlu yaşam deneyimlerinden de uzak kalacaktır. Gerçek bir sosyal etkileşimden, yüz yüze görüşmelerden ve sosyal etkinliklerden mahrum yaşamak kişinin sosyal becerilerini tamamen köreltebilir. Bu noktada sosyal medyadaki etkileşimin kendimizdeki etkilerini fark etmek ve bağımlılığa dönemeden önlem almak önemlidir. İlk önlem bildirimleri kapatmak ve sosyal medya süremizi kısıtlamak olabilir. Durum çoktan bağımlılığa dönüştüyse mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir.


Kaynak: https://www.yedam.org.tr/modern-sorun-sosyal-medya-bagimliligi
Yukarı Kaydır