Bu İyimserlik Hasta Ediyor: Toksik Pozitiflik
ZOOM

Bu İyimserlik Hasta Ediyor: Toksik Pozitiflik

“Aman boşver takma kafana, sen daha iyilerine layıksız, canın sağolsun, iyi tarafından bak, bu kadar negatif olma, kötüyü çağırma…” Bu sözleri daha da uzatabiliriz değil mi? Hemen her birimiz gün içinde olumsuz bir deneyimini bizlerle paylaşan arkadaşına veya bir aile üyesine bu sözlerden birini mutlaka saf ediyor. Peki ya onların içinde bulunduğu durumla ve onlarda çöküntü yaratan olayla ne kadar ilgileniyor ve empati kuruyoruz? Sürekli olumlu olmaya çalışmak bir nevi sosyal medya etkisini yaşatmak aslında; her şeyin tozpembe olduğu fotoğraflar, kusursuz evler ve kusursuz hayatlar misali… Fakat hayat böyle mi? Paramparça olduğumuz anlar da bizi olgunlaştırmıyor mu? Tökezlemelerimiz, düşüp yeniden kalkmalarımız da bizi hayata hazırlamıyor mu, motive etmiyor mu? O halde neden bu kadar fazla pozitif kalmaya çalışıyoruz. Belki de içinde bulunduğumuz zorlu ana karşı pozitif kalmaya değil o anın kırgınlığını da yaşamaya ihtiyacımız vardır… Çünkü halının altına süpürdükçe büyür aslında sorunlar. Girişten de anlayacağınız üzere hayatın tüm inişlerine ve çıkışlarına karşı her daim kendini pozitif kalarak savunmaya alanları mercek altına alıyoruz bugün: Toksik Pozitifleri…

Yayın Tarihi :18 May 2022
Süre :2 Bardak
Kuşkusuz pandemiyle birlikte çok zor zamanlar atlattık. Fiziksel sağlığımızı korumaya çalışırken bir de psikolojik olarak dayanıklı olmak adına birçok savunma mekanizması geliştirdik kendimize. Hayata olumlu bakmak bunlardan biriydi. Başımıza ne gelirse gelsin “neyse ki hayattayız” a kadar varabilecek bir pozitiflikten bahsediyorum. Pandemiden de bağımsız olarak bazı kişilerde yine olumsuz duygu durumlarından kendini savunma adına geliştirilen olumlama durumu artık bir noktada farkında olmadan toksik evrilmiş durumda.

Amerikalı psikologlar Jamie Long ve Samara Quintero toksik pozitiflik kavramını “kişilerin tüm durumlara karşı aşırı fakat etkisiz bir mutluluk ve optimistlik tavrı ile yaklaşması” olarak tanımlıyor. Yani ne yaşarsak yaşayalım veya etrafımızdaki arkadaşlarımız, dostlarımız veya aile üyelerimiz ne yaşarsa yaşasın yaşanılan her olayı olumlu bir durumla perdeleyip olayın olumsuz sonuçlarını görmezden geldiğimiz bir durum. Dolayıısıyla bu olumsuz durumun sonuçlarındaki ağırlıktan da kendinizi muaf tuttuğunuzu düşünüp girmeniz gereken o ağır yükün altından bir nevi savunma mekanizmanız olan toksik pozitiflikle çıkıveriyorsunuz.

 
“Sürekli pozitif kalmak bir tür inkar biçimidir”
 
Bir süre raflarda “çok satanlar” kısmında gördüğümüz Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı kitabının yazarı Mark Manson şunları söylüyor bu konuda hakkında: “Her şeyi iyi tarafından görmek iyi bir şey gibi görünse de gerçek şu ki, hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir. Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir.”

Carl Gustav Jung’un “Neye direnç gösterirsek o güçlenir” sözü işte burada kendini anlatıyor. Aslında tıpkı Mark Manson’ın da dediği üzere inkar ettikçe negatif deneyimi yaşıyoruz. Ona ne kadar direnç gösterirsek o da bir o kadar güçleniyor. Dolayısıyla başına gelen durumu olağan akışında ve yaşaman gereken duygular içinde yaşayıp onun sisteminden tamamen atılmasını sağlamak uzun vadede çok daha sağlıklı bir seçenek olarak görülüyor. Keza diğer türlüsü halının altına süpürülen tüm bastırılmış, yaşanması gerekirken yaşanmamış duyguların kendisi var etmeye çalışarak seni alt etmesi sürecine dönüşüyor ve bu sefer de depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlar yaşanabiliyor. O nedenle sevgili okur, hayat bir deneyim sahnesi. İyisi de kötüsü de bizim. Bize ait. Onu durdurmak, sorgulamak ve görmezden gelmek yerine akışında yaşayarak çok daha sağlıklı bir hayat sürmek belki de daha mümkün olacak.

Yukarı Kaydır