Biz Ne Diyoruz? Bilim Ne Diyor? - Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
pexels
ZOOM

Biz Ne Diyoruz? Bilim Ne Diyor? - Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Yıllardır, bir şekilde duyduğumuz ve aslını bilmediğimiz halde inandığımız bazı mitler vardır. Fakat bahsettiğimiz durum, batıl inançlardan farklı olarak, bilimsel bir açıklaması olduğu halde doğru sandığımız bilgilerden ibaret. Bu yazımızda sizlere, doğru olduğunu sandığınız bilimsel yanlışlardan bahsedeceğiz.

Yayın Tarihi :05 Ağu 2022
Süre :1.5 Bardak

pexels
Tıraş Olmak Kıl Köklerini Güçlendirir...

Yıllardır, bebeklerin saçları gür çıksın diye anneler, bebeklerin saçlarını kazıtır veya kadınlar kılları çoğalmasın diye jilet kullanmaktan kaçınırlar. Ancak tıraş olmanın tüyleri arttırdığına dair hiçbir veri bulunmamakta. Yani, aslında yanlış biliyoruz.

Tıraş olmanın tüyleri arttırdığını sanmamızın nedeninin, tamamen psikolojik olduğu belirtilmekte. Yeni tıraş edilmiş tüyler insanlara daha güçlü olduğu izlenimi vermekte. Fakat asıl neden, uzun süre tıraş edilmemiş tüylerin uçlarının incelmesi. Bu yüzden yeni kesilen tüyler daha sert ve gür bir izlenim yaratmakta.
Dr. Lawrence Gibson’ ın araştırmalarına göre, tıraş olmak; tüylerin kalınlığında, renginde ya da büyüme hızında bir değişikliğe yol açmıyor.

pexels
Sakızın Sindirilmesi Yedi Yıldan Fazla Sürer...

Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz ve bildiğimiz bir bilgi; ‘sakızı, sakın yutma. Mide asitleri sakızı eritmediği için 7 yıl mide de kalıyormuş.’ 
Aslında bu bilgide bir doğruluk payı var. Sakız sentetik veya doğal polimerlerden elde edilen bir madde. Vücuda bir faydası yok, aslında büyük bir zararı da yok ama neden sentetik bir maddeyi yutalım ki? 
Midemiz yutulan sakızın tatlandırıcı gibi bileşenlerini parçalamakta fakat sakız dışkıdan olduğu gibi çıkmakta. Burada tehlikeli olabilecek şeyler, birden fazla yutulan sakızın kabız yapma ihtimali ve boğaza yapışıp kalma tehlikesi.
Gastroenterolog Dr. Rodger Liddle bir açıklamasında; ‘mide de kalıp veya bağırsaklarda sıkışıp kalacak kadar büyük olmayan hiçbir şey, o kadar uzun süre mide de kalmaz.’ şeklinde belirtmiştir.
Yani işin aslı, bir sakızın vücudumuzdan atılması en fazla bir hafta sürmekte.

pexels
Uyurgezerleri Uyandırmak Tehlikelidir...

Filmlerde, uyurgezerler genel olarak hep aynı şekilde tasvir edilmekte. Kollar uzun şekilde önde, gözler kapalı, öylece evin içinde yürür dururlar. Bizlerin bildiği şey ise bu durumda bir uyurgezeri uyandırmanın oldukça tehlikeli olduğu. Eğer, uyurgezer bir anda uyandırılırsa şoka girebilir ve ölebilir gibi bilgilerin benimsendiği...
İşin aslı bu bizim bildiğimiz fakat bilim şöyle söylüyor; uyurgezerlik, uyuyan kişinin beyninin derin uyku evresine (REM) geçmediği zamanlarda gerçekleşen, beynin belli alanlarının uyanık olduğu, belli alanlarının ise uyumaya devam ettiği durumdur. Aslında uyurgezerler gözleri açık şekilde yemek yapabilir, hatta araba dahi kullanabilir. Uyurgezer uyandırıldığında, karşısındaki kişiyi ilk etapta tanımayabilir. Tehlike ise uyurgezerin kendini korumak için karşısındaki kişiye yumruk veya tekme atabileceği ihtimali. Araştırmacılar, beynin bir kısmı uykuda olduğu için uyurgezer birini uyandırmanın oldukça zor olduğunu belirtilmekte. Uyku bilimci Mark Pressman şöyle diyor: ‘Bir uyurgezeri uyandırmak tehlikeli değil.’

pexels
Parmak Kütletmek Kireçlenmeye Sebep Olur...

Otururken, iş yerinde ya da okulda aniden parmaklarımızı çıtlatmaya başlarız. Hatta bu bir zincir gibidir. Biri parmak çıtlatınca, sırayla herkes parmaklarını çıtlatır. Bu duruma denk gelen büyüklerimiz genel olarak; ‘parmaklarını çıtlatma sonra kireçlenme olur.’  şeklinde, mutlaka bir uyarıda bulunur. Dr. Donald L. Unger’ in annesi de bu sözü söylemiş olacak ki, Unger tam 60 yıl boyunca parmaklarını kütletip süreci takip etmiş.
Arthritis and Rheumatism adlı dergi de ‘her iki elime de bakıyorum parmaklarım aynı, en ufak bir kireçlenme yok.’ diyerek sonucu bildirmiş. 
Araştırmalar parmak çıtlatmanın kireçlenmeden ziyade, kavramada sıkıntı yaratabileceği veya iltihaplanma riski yaratabileceği yönünde.

pexels
Yavru Bir Kuşa Dokunursanız Annesi Onu Terk Eder...

Nereden çıktığı bilinmeyen bu efsaneye göre, bir insan yavru bir kuşa dokunursa anne kuş bu kokuyu alır ve onu terk edermiş.
Fakat araştırmalar, kuşların koku duyularının hiç gelişmediği, hatta bir kokarcanın kokusunu dahi alamayacakları yönünde. Eğer bir kuş bulursanız ve ona dokunursanız muhtemelen annesi bu kokuyu almayacaktır. Yine de kuşu incitmemek adına dikkat etmekte fayda var.
Yukarı Kaydır