Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
unsplash
KÜLTÜR/SANAT

Bir Toplumun Panoraması: John Berger Clive'ın Koğuşu Kitap İnceleme

02 Ara 2022

Bir sanatçının gözünden dünyayı görebilmek, bir prizmanın ışığı yansıtması gibi çok renkli ve çok yönlüdür. Hele ki bu sanatçı görsel sanatlar üzerine bir otoriteyse, onun sesinden bir tasviri dinlemek elbette muazzam bir deneyim olacaktır. John Berger’in Clive’ın Koğuşu adlı romanı da aynı bu minvalde bir anlatımı okurlarına sunuyor.

wikipedia
İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger, birçok açıdan yetenekli bir isim. Her alanda bir fikir belirtebilecek ustalıkta bir kaleme sahip. John Berger’in eserlerinde sanatın özellikle görsel sanatın her aşamasını okur, âdeta bir senaryonun baş karakteri gibi yaşayabiliyor. Fakat anlatımlarında sıradanlığın dışında bir üslup kullandığı için özellikle romanları göz ardı edilebiliyor. En ünlü romanı G sayesinde 1972 yılında Man Booker ödülüne layık görülen yazar, incelikli anlatımı ve eleştirel bakış açısıyla okunması gereken bir isim. Aynı ölçüde etkiye sahip Clive’ın Koğuşu adlı romanı da İngiliz toplumunun sosyolojik değerlendirmesi olarak bizlerin karşısına çıkıyor.

sia kitap
Roman İngiltere’de bulunan ve birçok hastalıktan dolayı hastanede kalan insanların toplandığı bir koğuşta geçiyor. Koğuşun adı Hindistan’ın sömürgeleştirilmesinde rol oynayan ünlü tümgeneral Robert Clive’dan alıyor. İronik bir şekilde verilen bu ad, İngilizlerin ülkedeki siyasi duruşunu ve kültürel altyapısını temsil ediyor. Koğuşta normal hayatlarında bir araya gelmeleri mümkün olmayan karakterler bir arada bulunuyor. İngiltere’nin her sosyal sınıfından bir numune niteliğinde insanın bulunduğu koğuş bir gün getirilen yeni hasta ile kaosa sürükleniyor. Çünkü koğuşa getirilen hasta bir polis memurunu silahlı soygun sırasında öldüren bir suçlu. 

unsplash
Koğuşta her bir hasta, kendi yaşam deneyimlerini ve sosyo kültürel alt yapılarını geride bırakarak küçük bir komün oluşturuyor. İşçisi, memuru, zengini, göçmeni, yaşlısı ve genci ile bir ülkenin farklı yüzlerini bir koğuş ortamında görebiliyoruz. Hayatları boyunca bildikleri doğrular etrafında yaşayan bu insanlar bu koğuşta tüm etiketlerinden arınarak birer hasta olarak anılıyor. Hepsinin ortak kaygısı normal yaşantılarından farklı bir şeye evriliyor; hayatta kalmak. Hastalığın ve acının birleştirici gücü ta ki koğuşa yatırılan yeni hastaya kadar devam ediyor. Yeni gelen hastanın idama mahkûm edilmiş bir suçlu olması koğuştaki karakterlerin etik üzerine tartışmalarına neden oluyor.

unsplash
John Berger, sanatçı kişiliği üzerine sıkça eleştirilen bir isimken bu tür sosyolojik tespitleriyle de ilgi çekiyor. Yazarın tanımladığı İngiltere elbette tanıtılan ve yüceltilen İngiltere’den oldukça farklı yansıtılıyor. Milliyetçi ve kültürel değerlerine sımsıkı bağlı bir topluluğun düştüğü fikir ayrılıkları küçük bir hastane koğuşunda kalan hastalar üzerinden anlatılıyor. Berger’in karakter seçimlerinin de tesadüfi olmadığı romanın her sayfasında belirgin bir şekilde anlaşılıyor. Kapitalizmin toplumlar üzerinde yarattığı yozlaşmayı hastane koğuşu ve hastalar üzerinden anlatan Berger, ezilen, yok sayılan insanların da bir nevi sesi oluyor.

unsplash
Romanda İkinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere’sinde ortaya çıkan siyasi düşünceler, toplumsal ayrışmalar bir katilin ölüm kalım meselesi üzerinden irdeleniyor. Koğuştaki hastaların her biri kendi düşüncelerine göre katili eleştiriyor. Kendi günahlarını gizleyen fakat karşısındaki insanları yargılayan bir toplumun küçük bir örneği Clive’ın Koğuşunda karşımıza çıkıyor.

Dostoyevski’nin Suç ve Ceza adlı eserinde karşımıza çıkan etik dilemma, John Berger’in eseri Clive’ın Koğuşunda da tasvir ediliyor. Bir insanın kötülük ve iyilik arasındaki ince çizgide durması, topluma karşı sorumlulukları hastalar arasında geçen diyaloglarla bir tablo gibi resmediliyor. Bir sanatçının fırça darbeleri ne kadar güçlü ve savurgansa John Berger’in cümleleri de o denli vurucu bir etki yaratıyor. İnsanın değişimine inanan Berger, ahlaki dışlanmanın ve ön yargının bir toplumda yarattığı “hastalığı” yarattığı karakterler üzerinden aktarıyor. Kısacası bir insanın anlam arayışını ve hayatı anlamlandırma çabasını Clive’ın Koğuşunda yatan hastalarla birlikte sorguluyoruz. Peki, sizce bir insanın yaşamı hangi etik değerlere göre anlamlı sayılır? Bilginin ışığı bizimle olsun.
©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?