Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
pexels
SCOPE Bilim

Bilimin Arkasına Sığınan Vahşilik: Etik Dışı Deneyler

24 Oca 2023

Her zaman bir ‘kurtarıcı’ bir ‘kahraman’ rolünde miydi ‘bilim’ hayatlarımızda? Yoksa insanlığın en korkunç en karanlık yüzlerini ve arzularını bir şeylerin ardına sığınarak gösterdikleri meşru bir alan olduğu zamanlar da var mıydı? Birazdan okuyacağın ‘etik dışı deneyler’ seni biraz sarsabilir, arkana yaslan…

1.5 Bardak

Bobby Shafran, David Kellman ve Eddy Galland (Newsday LLC)

Üçüzler Deneyi


Kulağa ‘sevimli’ bir deneymiş gibi geliyor öyle değil mi? Ama olay tam olarak şöyle gerçekleşiyor: 12 Temmuz 1961'de, bekar ve genç bir anne dördüzlerini dünyaya getiriyor. Dördüncü bebek doğum sırasında ölüyor. Sağlıklı doğan üçüzler ise işlemlerin ardından New York'taki Louise Wise Evlatlık Edinme Merkezi tarafından farklı ailelere evlatlık veriliyor. Tüm bu işlemler, Doktor Peter Neubauer adlı bir psikiyatristin kontrolünde yapılıyor. Ve evlatlık verdikleri aileler kesinlikle rastgele seçimler değil. Üç ailenin de çocuk yetiştirme şekilleri ve sosyoekonomik durumları birbirinden tamamen farklı ve üç ailenin de birbirinden ayrılmış üçüz kardeşlerden birini evlat edindiğini bilmiyor. Doktor Neubauer yönetimindeki klinik psikologlar, yalnızca deney için, birçok kardeşi ailelerinden kopararak farklı ailelere veriyor. Bu korkunç deney, 1980'de tek yumurta üçüzü olan kardeşlerin yanlışlıkla birbirlerini bulmasıyla açığa çıkıyor. Üçüzlerden David Kellman olaya ilişkin, "20 yıl birlikte olabilirdik, bunu elimizden aldılar" diyor. Kardeşi Edward Galland ise niçindir bilinmez, 1995'te New Jersey'deki evinde kendi canına kıyıyor. Bu gizli ve korkunç deneyden öğrenilmek istenen neydi bilmiyoruz. Ancak deneyin bulguları, Yale Üniversitesi'ndeki bir arşivde saklanıyor ve 2066'ya kadar ne yazık ki açılamıyor. “Vay canına film gibi olay” diyorsan, ‘Üç Tanıdık Yabancı’ (Three Identical Strangers) adlı 2018 yapımı filmi açıp izlemeni tavsiye ederiz. Zira üçüzlerin hayatı beyaz perdeye zaten uyarlanmış…

Philip Zimbardo (Wikimedia Commons)

Stanford Hapishane Deneyi


"İyi insanları kötü durumlara soktuğunuzda ne olur?”... Evet Şu anda ABD'deki Stanford Üniversitesi'nde fahri psikoloji profesörü olan Philip Zimbardo, tam olarak bu soruya yanıt bulmak istiyor ve 1971 yılında "insan doğasını test etmek” için bir deney yapıyor. 70 kişi arasından 24 lisans öğrencisi gardiyan ya da mahkum rollerini oynamaları için seçiliyor. Bu bahtsız öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte bir hapishaneye konuluyor. Ardından görülüyor ki mahkumlar ve gardiyanlar rollerine hızlıca adapte oluyorlar. Sonrasında biçilmiş sınırların dışına çıkılıyor, tehlikeli ve psikolojik hasar bırakan bir çalışmaya dönüştürülüyor. Mahkumların büyük bir kısmı duygusal travma geçirirken gardiyanların üçte biri "gerçek" sadistik eğilimler gösteriyor. Zimbardo herkesin kendini rolüne kaptırdığından emin olmadan bu deneyi bitirmiyor. 6. Günün sonunda noktalanan bu akıllara durgunluk verici deney de beyaz perdede yer almasa olmazmış elbette… Almanya yapımı ‘Deney’ (Das Experiment) ve 2015 Amerika yapımı ‘Standford Hapishane Deneyi’ (The Stanford Prison Experiment) filmlerine de bir göz atın deriz. “Ben etkilenmem” diyorsanız tabi…

Auschwitz (Wikimedia Commons)

Nazi Deneyleri


En korkunç olanını en sona bıraktık… Auschwitz, bu deneylerin en beterine şahit olmuş bir yer… Nazi doktoru Josef Mengele, kusursuz bir Aryan ırkı yaratmak için Yahudi ve Çingene ikizleri toplayıp üzerlerinde deney yapıyor. Göz rengi ve cinsiyet değiştirme ameliyatları bu deneylerden yalnızca birkaçı. Yahudi Sanal Kütüphanesinden elde edilmiş bilgiler, bazı esirlerin havacılık deneyleri için donma noktasındaki sıcaklıklara ve düşük basınçlı odalarda tutulduğunu söylüyor. Birçok mahkumun üzerinde deneysel kısırlaştırma prosedürleri uygulandığı bilgisi var. Belki de en kan dondurucu kısmı Holokost Müze’sine konuşan Ruth Elias’ın anlattıkları… Nazi doktorların memelerini bir iple bağladığını söylüyor Elias. Bunu yaparak kadınların bebeklerinin açlığa ne kadar dayanabildiklerini test etmek istiyorlar. En sonunda ise bebeğe canice, ölümcül dozda morfin veriliyor. Bu deneylerden sorumlu doktorlardan bazıları daha sonra savaş suçlusu bulunuyor ve yargılanıyor da. Mengele mi? O bu yargılananlar arasında yok ne yazık ki… Güney Amerika’ya kaçarak bir güzel sıyrılıyor işin içinden, ardından 1979'da Brezilya'da geçirdiği kalp krizi sonucu ölüyor…

Bilim ve etiğin aynı çerçeve içinden çıkarılması şöyle dursun, aynı çerçeve içinde biraz dahi uzaklaştırılsa birbirlerinden, böyle korkunç tablolar çıkıyor ortaya işte…







©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?