Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Bilginin En Güzeli: Haddimiz
iStock
ZOOM

Bilginin En Güzeli: Haddimiz

Bu yazı "Beni yazma" diye adeta yalvarıyor bana. Gerçekten bunu yazmak benim haddim mi? Her haddimi bildim bir de bilmeyene nutuk atacak kıvamda mıyım? Tamam, öyleyse bir sitem değil bir özeleştiri yazısı olarak sunuyorum bu satırları size. Ama yalnızca yazarın değil okurun da özeleştirisi olsun istiyorum. Lütfen bu yazıyı kendiniz yazmış gibi okur musunuz?

Editör :Eda Şengül
Yayın Tarihi :19 Ağu 2022
Süre :2 Bardak

iStock
Kilo almışsın,
Ama yakışmış.
Sen de al o zaman...
Aa, iltifat ediyorum ne kadar alıngansın!

Kilo almışsın,
Ama yüzün güzel.
Senin ki değil...
Aa, terbiyesiz. Kötü bir şey mi söyledim sanki!

Kilo almışsın,
Zayıflık sana hiç gitmiyordu zaten.
Sana ne!
Aa, hadsiz... 

Kilo almışsın,
Biraz dikkat mi etsen?
Sen de haset diyetine mi girsen?
...
Kilo almışsın,
Ama kadın dediğin etine dolgun olur zaten. Sadece bacaklardan biraz versen?

(Bacaklarım sana... Armağan olsun...)

...

Hadsizlik deyince şüphesiz hepimizin aklına ilk gelen şey, sahibinin boyunu aşan eleştiriler oluyor. En hadsiz eleştiri, en yersiz olanı da oluyor aynı zamanda. Çoğu zaman etimizin ne kadar yer kapladığı, ne kadar yediğimiz, yediğimizi ne kadar çıkaramadığımız bizden çok başkalarına dert oluyor. Bu dertler öylesine kemirgen ki, onları bir şekilde kusma ihtiyacı doğuyor. Beni değil, onu kemirsin düşüncesiyle lap diye suratına suratına balgam gibi yapıştırıyoruz insanların. Bu eleştiri balgamlarının mesajı çok net aslında. "Ben hadsizim"

Ben seni eleştireyim, sen "Sınırlarımı keşfedemeyecek kadar kendimden bihaberim" anla. 

RENCİDE DOĞAL BİR DUYGU DEĞİL


TDK'nın sınır, uç, derece, insanın yetki ve değeri olarak tanımladığı had, tamamen kişiseldir. Ancak etki alanı, kişinin kendisi haricini kapsar. Yani haddimiz doğrudan 'diğerleri' üzerinden çizilmesi gereken bir sınırdır. Tıpkı kilo örneğinde olduğu gibi.

Dünyaya gelip de rencide duygusunu tatmadan giden insan sanıyorum yok kadar azdır. Rencide duygusu, bir başkasının had eksikliğinden doğan ve bana kalırsa varyasyonla meydana gelmiş bir duygudur. Bir başkasının bilgisizliğiyle peyda olur, dışavurumuyla varyasyona uğrar ve rencide olarak hedefteki insanı etkisi altına alır.

Peki haddimizi neden bilmeyiz?


Çünkü dünyayı anlama ve yorumlamada yetersiz kalmışızdır. Empati duygumuz yeterince gelişmemiştir. Düşünce ve ifade özgürlüğünü kontrol edebilecek yetimiz yoktur. Kendimizi olduğumuz halimizle gayet kabul edilebilir görüyor bunun rehavetine kapılıyoruzdur. Kabul görmek için, ortak değerleri benimsemek gibi bir kural olduğundan haberdar değilizdir. Kendimizi kural belirleyici sanıyor dahi olabiliriz. Nihayetinde haddimizi bilmiyoruz, bizi ne durdurabilir? Yani özetle, had bilmemek de bir çeşit bilgisizlik yumağından ileri gelebilir. 

Harici bir çok sebep de mümkündür ancak bir örneklerimizi burada sonlandıracağız.

Haddimizi nasıl öğreniriz?


Haddimizi öğrenmek biraz zaman alabilir. Diğer insanları düşüncelerimizin kölesi olarak görmekten vazgeçip, hayatın ortak paylaşım alanı olduğunu dolayısıyla herkesle eşit paydaya sahip olduğumuzu kabullenebilmekle başlayabiliriz. Hiç kimse, bizim çenemizi tutamıyor olmamızla, yersiz meraklarımızla ve boş eleştirilerimizle mücadele etmek zorunda değil düşüncesini edinerek ikinci hamleyi yapabiliriz. Ardından, sözcüklerin duygular üzerindeki etkisini öğrenip, insanların duygularını incitmemek gibi bir hedef belirleyebiliriz.

Neee, edebiyat öğretmenliği mi! Açıkta mı kalmak istiyorsun?

Gibi tepkilerimizin insanları umutsuzluğa sürükleyebileceği, bizim için bir saniyelik bir haz cümlesinin onların geceler boyu belki
uykularını kaçırabileceği bir gerçektir. Bununla yüzleşebiliriz.

Sen ilişkinde fazla fevrisin, bu çocuk tekmeyi koyar sana!

Sevgilini arkadaşlarıyla tatile mi gönderiyorsun gerçekten?
Boynuzu yediğinde bir daha gel bana çaya!

Biraz kendinle ilgilen, makyaj yap. Kocanın gözü dışarıda kalır bak!

Susar mısın koca karı? Susar mısın koca hadsizlik yumağı!...

Evet, haddimizi öğrenmenin bir diğer yolu da budur. Susmak! Bizim dışında kaldığımız her konuda susabilmek!

Elbette buna maruz kaldığımız kadar zaman zaman maruz da bırakabiliyoruz. Kibar hadsizler olarak:
"Bir şey diyeceğim ama yanlış anlama"

Deme yahu!

"Bir şey söyleyeceğim ama üzülmeni istemiyorum"

Söyleme?... Üzülme ihtimalim olduğunu bildiğin ve seni hiç ilgilendirmeyen bir şeyi bana neden söylemen gerektiğini düşünüyorsun? Yoksa sen... Hadsiz misin?

Burada söylemek istediğimiz elbette yakın çevremizle dürüst duygularımızı ve düşüncelerimizi paylaşmanın hadsizlik olduğu değil. Ancak karşı tarafı incitmekten başka bir işe yaramayacak olan, herhangi yapıcı ve olumlu bir önerme barındırmayan her cümle hadsizliktir. Karşınızdaki kişi sizin dostunuz, eşiniz hatta çocuğunuz olsa bile.

Bu sebeple, duymaktan rahatsız olduğumuz cümleleri sarf etmemeye özen gösterelim. Karşımızdaki insanın bizim alınmayacağımız bir şeye alınabileceği gerçeğini de göz ardı etmeyelim elbette! "Aman bana 'Cüce desinler' umurumda olmaz!" diyor olmanız sizin de birine cüce diyebileceğiniz anlamına gelmiyor. 

Yukarı Kaydır