Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
SİYASET

Başka Masanın Adamları: Davutoğlu ve Babacan

18 Oca 2023

Türkiye’nin seçim arifesine girdiği bu süreçte hükümetin elini zora sokan unsurların başında hiç şüphesiz mülteci krizi geliyor. Yirmi yılı aşkın zamandır iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin şu an için en güçlü alternatifi Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti öncülüğünde kurulan ‘Millet İttifakı’ bir diğer adıyla ‘6’lı Masa’ olarak gösteriliyor. Son zamanlarda Ahmet Davutoğlu’nun masanın itibarını zedeleyen açıklamaları ve Ali Babacan’ın devrim kanunlarına karşı cüretkar söylemleri sonrasında AKP’nin içinden çıkan bu iki ismin masadaki konumu tartışma konusu oldu. Bu yazımızda Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın 6’lı masada bulundukları konumu değerlendireceğiz.

Araştırma şirketleri aylardır Türk milletinin yeni bir hükumet arayışı içerisinde olduğunu ortaya koyan veriler açıklıyor. Yirmi yılı aşkın bir süre zarfının ardından halkın hükumete verdiği desteği geri çekmesindeki en önemli iki unsur mülteci krizi ve ekonomik buhran olarak kabul ediliyor. CHP ve İYİ Parti öncülüğünde kurulan Millet İttifakı, AKP iktidarının karşısındaki en güçlü alternatif yapı olarak dikkat çekiyor. Ülke yönetimine talip olan Millet İttifakı, hükumetin istikrarı sağlayamaması üzerine ittifak içerisinde birtakım revizyonlar ile daha geniş bir kitleye hitap etmek adına yeni partileri bünyesine dahil etti. Bu partiler arasında Eski Dışişleri ve Ekonomi Bakanı Ali Babacan’ın liderliğinde kurulan DEVA Partisi ile eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun öncülüğünde kurulan Gelecek Partisi de yer alıyor. 

Yazının başında da belirtildiği üzere; bugünün Türkiye’sinin en önemli sorunu mülteci krizidir. Bu krizin başladığı dönemlere indiğimizde görüyoruz ki, krizin müsebbibi dönemin Başbakanı, bugünün Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun kendisidir.

ABD’nin kararıyla başlatılan Suriye iç savaşında Suriye’den taraf olmak yerine ABD’den taraf olmayı tercih eden Davutoğlu, Esad’ın direnç göstermesi sonrasında savaşın genişlemesinde ve büyümesinde etkili olmuştur. Avrupa Birliği’nin “mültecileri alın, Türk vatandaşları Avrupa sınırlarında vizeden muaf olsun” teklifini kabul ederek, milyonlarca mülteciyi kayıtsız ve programsız bir şekilde yurda dolduran Davutoğlu, AB’nin sözünü tutmaması üzerine kandırılarak, Türk siyasi tarihinin en büyük hezimetlerinden birine imza atmıştır.

Netice itibariyle bugünün en önemli sorunu olarak kabul edilen mülteci krizinin müsebbibi Ahmet Davutoğlu’nun mülteci krizini çözmeyi vadeden bir ittifakta bulunması gülünçtür. Ahmet Davutoğlu’na Türkiye’nin geleceğinde görev vermek, siyasi intihardır. Kısa bir dönem görev yapmasına rağmen almış olduğu absürt kararlar Davutoğlu'nu Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarısız başbakanları arasına sokmuştur. Kanaatimce, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener şapkasını önüne koymalı; ve Türkiye’nin “2. Stratejik Derinlik” dönemini kaldırıp kaldıramayacağını düşünmelidir.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan

AKP döneminde Dışişleri Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı görevlerini yürüten DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’da tıpkı Davutoğlu gibi hükümetle ters düşerek görevinden ayrılan isimler arasında yer almaktadır. Babacan, Davutoğlu’na nazaran siyasi beceresi daha bir isimdir.

Ali Babacan’ın 6’lı Masada yer almasında bulunan sakıncaların başında hiç şüphesiz, kendisinin Cumhuriyete, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve devrim kanunlarına karşı sergilediği saldırgan tutum bulunmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında tarikatların devamlılığını savunurken devrim kanunlarının gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Babacan, “Biz cemaatler, tarikatlar, dini gruplar şeffaf ve açık bir şekilde dernek olarak yapılanabilsinler dedik. Şu anda yasak. Bazı ticari faaliyetler, ekonomik gereklilikler sebebiyle tüzel kişiliğe ihtiyaç duyuyorlar, dernek kuruyorlar. Niye kayıt dışı olsun ki? İnancı doğrultusunda örgütlenebilme örgütlüğü insan hakkı. Ama resmen yapabilmeliler. İbadethanelerini açabilsinler. O kanunlar gerçekten yasaklayabilmiş mi? Yeraltına inince devletin denetleme imkanı kalmıyor. Biz şeffaf olsun, açık olsun diyoruz.” ifadelerini kullanmış, Fatih Altaylı’nın kendisine devrim kanunlarını hatırlatması üzerine ise “Devrim kanunlarının o gün için bir mantığı var ama bugünün şartlarına göre tekrar bakmamız gerekiyor. Vakıf ya da dernek içinde 'biz dini örgütlenmeliyiz' desinler. Vakıflara bağlansınlar. Diyanet'in iç yapılanmasının değişmesi gerektiğini düşünüyoruz.” ifadelerini zikretmişti.

Bu iki ismin Türkiye'nin geleceğinde yeri olmadığı açıktır. Savundukları programın tarihi geçmiştir. Kendileri başka masanın adamlarıdır. Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener'in bu iki isminde bulunduğu hükumete karşı muhalefet yaptığının farkına varması, 6'lı Masayı bu farkındalık çerçevesinde şekillendirmesi elzemdir. Aksi durumda Türkiye'de bir zihniyet değişikliği gerçekleşmeyecek, muhalefetin kazanması durumunda ülke yalnızca ideolojik karmaşanın kucağına teslim edilecektir. Türkiye'nin yeni isimlere, yeni programlara ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Milyonlarca nüfusu, binlerce yıllık geleneği bulunan Türkiye Cumhuriyeti'nin siyaset eskilerine muhtaç olmadığının farkında olunması dileğiyle.

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?