Barnum Etkisi Nedir?
pexels
SCOPE

Barnum Etkisi Nedir?

Fallara inanır mısınız? Malum laf arasında sık sık söylenir fala bakan tarafından, “fala inanma, falsız da kalma” diye. Peki bakılan falların doğru çıkmasının bilimsel bir açıklaması var mıdır dersiniz? İşte bugün bu soruya “Barnum Etkisi” yazımızla yanıt arayacağız hep birlikte. Gelin, Barnum Etkisi Nedir? Fallarla ne ilgisi var? Birlikte bakalım…

Yayın Tarihi :05 Ağu 2022
Süre :2.5 Bardak

Kahve içtiğimiz an son yudumda gözlerimiz fal bakacak birini arar. “Yok mu hiç aramızda fal bakan” sözleriyle bir kişinin gönüllü olması bile yeter o fincanın ters dönmesine. Tabanı soğuyana kadar bekletilen fincandan ne çıkacağı, fala bakanın neler söyleyeceği bekleyen için imdb puanı 10 üzerinden 9,5 olan etkli bir gerilim ve gizem filmi kadar merak uyandırıcıdır. Nihayetinde o an gelir ve fincan tabağından ayrılır, çevrilir ve fallar gün yüzüne çıkar. İşte o andan itibaren fal bakanın altıncı hisleri de kuvvetliyse genel geçer bilgilerde bile fal baktıranı ikna edecek ona çok doğru tespitler gibi gelebilecek bilgiler vermeye başlar. İşte bu noktada ortaya çıkan bilgilerden hareketle; herkes ve her durum için geçerli, kapsayıcı yargıların, kişiye özel ve spesifik durumları tanımlıyor gibi aktarılmasıyla, kişinin bilişsel yanılgıya düşmesine, Barnum yani Forer etkisi deniyor. Forer etkisi denme sebebi de bu etkinin Amerikalı psikolog Bertham Forer’den gelmesi…

Peki doğru çıkan falların bilimsel açıklaması var mı? Şöyle ki beynimiz, mevcut durum ya da geçmişle alakalı verilen bilgilerin doğruluk oranına bakarak, gelecekle ilgili bilgilerin, doğru olma olasılığını hesaplıyor. Verilen bilgiler seçenekler barından cinsten be de kapsayıcı olunca, hiçbir şey bilmeseniz de yargılarınızın yüzde 85 oranında, doğru olacağı, deneysel olarak ispatlanmış bir gerçek. 1948 yılında Amerikalı psikolog Bertham Forer, gerçekleştirdiği çalışma ile astrolojinin, her türlü falcılığın, bazı kişilik testlerinin ve frenoloji, grafoloji, kuantoloji gibi alanların, algımızı nasıl yanlış yönlendirdiğini ortaya koymuş.

Amerikalı psikolog Forer’in deneyi şöyle olmuş: Öğrencilere birer kişilik analiz metni verip onlardan metni okuyarak, analizin kendilerine uygunluğu konusunda bir değerlendirmede bulunmaları, bunu da 0 ile 5 skalasında puanlamalarını istemiş. 0 hiç uymuyor, 5 ise çok uyuyor şeklinde bir kıaslama yapılmış. Deneye katılan öğrenciler, kendilerine verilen kişilik analizinin, gerçekten kendilerine özel hazırlandığını düşünmüş ve ne olmuş dersiniz? Aslında kişiye özel değil herkese aynı çıkarımlarla hazırlanan bu sahte analizi yüzde 85 oranında doğru bulmuşlar. Halbuki bu sahte kişilik analizleri, Forer tarafından gazetelerde yer verilen yıldız fallarından derlenen bir metinden ibaretmiş.

Öğrencilerin kişilik analizinin uygunluğuna, verdikleri puanların ortalaması, 4,2 olmuş. Deney, defalarca tekrarlansa bile sonuç yine aynı şekilde yüksek uyumlulukta çıkmış. Yani kişiye özel gibi görünen çıkarımlara öğrenciler oldukça uyum sağlamış. Forer’in bu araştırmasıyla, çok genel, hemen hemen herkese uyabilecek ifadelerin, biraz övücü bir tonda, kişiye özgü bir durummuş gibi söylenmesinin, insanların eleştirel düşünce kabiliyetini körelttiği ve söylenenlere inanma eğilimini güçlendirdiği ortaya çıkmış.

Olumlu düşünce ve biriciklik yanılsaması olarak da tanımlanan bu durum, astroloji, grafoloji ve bunun gibi pek çok alana gösterilen yoğun ilginin temelinde yatan en güçlü mekanizmalardan biri olarak ifade ediliyor. Forer etkisinin varlığının bir başka güçlü kanıtı ise Forer’in bütün öğrencilere aynı kişilik analizini vermesi aslında. Deneye katılan yüzlerce öğrencinin, aynı ya da çok benzer karakter özelliklerine sahip olmaları imkânsız diyebiliriz dolayısıyla geriye kalan tek seçenek, metnin tüm katılımcıların karakter özelliklerini kapsayıcı nitelikte olabilecek kadar genel ifadeler içermesi.

Özellikle de içinde bulunduğumuz kaotik çağda, geleceğimize dair bir çok endişe taşırken falların bize sunduğu değerli ve biricik olduğumuzu söyleyen, umut dolu haberleri reddetmek kabul etmekten çok daha zor. Girişte de söylediğim gibi,  “Fala inanma, falsız da kalma!” deyimi aslında çoğu kişinin fal baktırmanın olumsuz etkisi olmayacağı aksine moral ve motivasyonu yükselttiği için olumlu etkilerinin olacağını düşündükleri için bu kadar revaçta. Diğer yandan şunu da belirtmek gerekir ki bugün yapılan bilimsel çalışmalar, düşünme sistemlerinin, egzersizlerle geliştirilebildiğini, ama bir yandan da bilişsel yanılgılara teslim olmuş düşünme sistemlerini kullanmanın geriletici etkisi olduğunu gözler önüne seriyor.

Sonuç olarak; şayet düşünme sistemimiz fala inanmamanız gerektiğini söylüyorsa, bu eylem arkadaş arasındaki muhabbetten öteye giden bir sürece dönüşmez. Çünkü ancak bu sayede, bilişsel yanılgıları farkına varabilir, olaylara ve başımıza gelenlere karşı daha objektif, daha eleştirel ve daha ön yargısız bir tutum benimseyebiliriz yani düşünme sistemimizi daha yetkin kılabilir daha rasyonel düşünebiliriz. Fal ise girdiğimiz ortamda küçük bir eğlence olarak kalır…

Yukarı Kaydır