Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Pexels
SCOPE

Bakmanın Hazzı: Skopofili

25 Oca 2023

Bugün yine daha önce duymamış olabileceğiniz ancak hem teorik hem pratik bağlamda yaşamlarımızın merkezinde olan bir kavramla karşınızdayız: skopofili. Antik Yunanca bakmak ve görmek anlamlarına gelen skopeo ve bir şeye karşı eğilimi ve yönelmeyi ifade eden philia sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşan terim, kısaca başka bir özne veya nesneye bakmaktan duyulan zevk veya haz manasına geliyor. Peki skopofili bizi niçin ve nasıl ilgilendiriyor? Hemen anlatalım.

2.5 Bardak
“Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir.”

20. yüzyılın en büyük sanat eleştirmenlerinden birisi olan John Berger’in modern bir klasik haline gelmiş Görme Biçimleri’nin ilk tümceleri bu şekilde. Görmek ve bakmak, kendimizi ve dünyayı tanımanın en temel yolu. Öyle ki dünyaya gözlerimizi açarız, dünyayı selamlamadan önce. Ya da yaşama gözlerimizi yumarız, veda konuşması yapmadan. Kısacası her ne kadar kendimizi ifade etmenin biçimi olarak önce sözcükler aklımıza gelse de aslında görmek ve bakmak, yaşamla birlikte yaşamın içinde var oluşumuzu tahmin ettiğimizden daha fazla şekillendiriyor.

Shroud, Matthew Marks, 2013, via matthewmarks.com
Nitekim Freud da benliğin başlangıç evrelerinde skopofiliye değinerek kavrama psikanalitik bir yaklaşım getiriyor. Freud’a göre doğal bir içgüdü olarak dışarıdaki nesnelere bakma arzusu olan skopofili, her çocukta bulunur. Benlik gelişim sürecine içkin olan skopofili, ya estetik objelere yönelir ve sanatsal bir merak ve ilgi uyandırır, ya da başka bir bedene bakmaya takıntılı hale gelen ve özünde cinsel olan bir bakışı yaratır. Çocuğun hem kendi hem başkasının genital bölgesine bakışı, başkalarından ayrılan bir benliği olduğunu anlamasını sağlar. Yani hem sınırları belirli ve diğerlerinden ayrı bir benlik, hem de bu benliğin dışında başkalarının varlığının kavranması, obsesif olabilen bu cinsel bakışla ilintilidir.

Psikanalitik teorinin bir başka kurucu figürü olan Lacan da meşhur ayna teorisiyle bakışın benliği kavramanın ve başkalarını tanımanın önemini kendi terminolojisinde dile getirir. Aynada görülen yansımada başkalarını ve kendimizi görürüz, başkalarının bizden ayrılığını kavrarız. Dolayısıyla psikanalitik bağlamda bakışın aktif bir eylem olduğu açıktır. Bakmak aktif bir eylem ise, düz mantık ile bakanın ise özne olduğunu söylemek mümkündür.

Pexels
Peki bakılmak, görülmek bu işin neresinde? Bakmak aktif ve bakan özne ise, bakılan ne? Feminist film kuramcısı Laura Mulvey 1975 tarihli Görsel Haz ve Anlatı Sineması’nda bu soruya cevap arıyor. Ve ortaya male gaze, yani erkek bakışı çıkıyor. Mulvey’e göre sinemada 3 farklı bakış var: sette kameranın bakışı, karakterlerin film içerisinde birbirine bakışı ve elbette sinemada izleyicinin filme bakışı.

İzleyicinin bakışı, Lacan’ın ayna teorisinde olduğu gibi başkalarını izlemeyi, onların varlığını kavramayı ve bu kavrayış sonucunda kendi benliğimizi kurmamızla yakından ilişkili. Şimdi kısaca sinema atmosferini gözümüzün önüne getirelim. Tüm ışıklar kapalı, koltuğumuz dik, dikkatimiz ise karşımızdaki büyük ekranda. Peki sinemaya niçin gideriz? Bir süreliğine kim olduğumuzu unutmak, gerçek benliğimizi bir süre kenara bırakmak ve farklı yaşamları görmek ve hatta dahil olmak için gideriz. Öyle ki çoğu zaman başrole içimiz ısınır, kendimizi onunla özdeşleştirir, başrolün ezeli düşmanlarına ise haset duyarız. Peki kendimizi niçin ve nasıl ile başrol ile özdeşleştiriyoruz? Başrolün diğer karakterlere bakışını nasıl değerlendirebiliriz?

Image via magazinecontemporaryculture.com
İşte Hollywood sinemasında başrolde male gaze’in olduğunu belirten Mulvey, seyircinin de skopofili dürtüsüyle ataerkiyi yeniden üreten ve Freud’un dediği gibi cinsel ve erotik olan bir bakışa sahip olduğunu söylüyor. Kadının erotik bir arzu nesnesi ve erkeğin ona hükmeden bir karakter olarak sunulduğu çekim tekniklerini ve film anlatısını burada uzun uzadıya anlatmaya lüzum yok. Tek diyeceğimiz, skopofili özne-nesne, aktif-pasif, ben-başkası, erkek-kadın gibi ikiliklerin kurulmasında kesinlikle ele alınması gereken bir kavram.

Teoriden “bakışımızı” uzaklaştıralım ve gelin skopofilik bir dürtüyle biraz da gündelik yaşama bakalım. Skopofili gündelik yaşamda nerede görülür diye soracak olsam ne cevap verirsiniz? Evet, benim de aklıma ilk gece hayatı geliyor. Striptiz kulüplerinde platform üzerinde dans eden ve soyunan bedenler ve bu platformun çevresinde konumlanmış bar veya masalar, renk cümbüşü pavyon sahnesinde dans edenler, ya da bir elektronik müzik etkinliğinde DJ deck’inin arkasında backstage’de veya bir pop konserinde sanatçının yanı başında, ön taraftaki kalabalık tarafından izlenen dansçılar…

Getty
Üstelik skopofili teknoloji ve kitle iletişim araçlarının gelişimiyle tarihte hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiş durumda. Birçoğumuz günün her saati telefon ekranlarında başkalarının yaşamlarına bakıyoruz. Kedi, köpek ve bebek videosu izlerken yaşam enerjimizi yükselten kahkahalar savuruyoruz ve bu videoların benzer varyasyonlarını bize sağladığı haz nedeniyle tekrar ve tekrar izliyoruz. Diğer yandan ise bakışımız giderek erotik bir amaca yöneliyor. Cinsel haz ve uyarılmaya ulaşmak bu kadar kolayken, niçin doğal bir dürtü olan skopofiliyi baskılayalım? Öyle değil mi?

Bu soruyu şimdilik cevapsız bırakalım sevgili okurlar. Zira tartışmanın uzaması çok olası. Son söz olarak şunu söyleyeyim. Umarım kendimizi ve evreni tanımakta en temel araç olan bakmak ve görmek eylemlerine dair kafanızda soru işaretleri oluşmuştur.

Kaynakça

Çerçioğlu, Hasan. A sociological analysis of scopophilia, individual empowerment, and surveillance culture: a case study on instagram usage. MS thesis. Middle East Technical University, 2019.

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?