Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
eightieskids
BİLİM Kültür/Sanat

Bağlamından Koparılanlar: Jean Baudrillard

06 Oca 2023

Sinemaya ilgi duyan kişilere son 25 yıla damga vurmuş filmler listesi yaptırsak, Matrix listelerin çoğunda kendisine yer bulur herhalde. Serinin özellikle birinci filmi hem üzerine inşa edildiği felsefe hem hikâyesinin çekiciliği hem de görsel efektleriyle uzun süre konuşulmuştu. Konuya teorik olarak hâkim olanlar için devam filmleri hayal kırıklıkları yaratsa da yarattığı evren ve karizmatik karakterleri hepimizin hafızasında önemli bir iz bıraktı. Peki bu filmin yaratıcıları Wachowskiler’in filmin felsefesini dayandırdıkları Jean Baudrillard gerçekten filmde anlatılanları mı kastetmişti?

2.5 Bardak

bounyayin
Bağlamından koparılanlar serisinin bu haftaki konuğu, girişten de anlaşılacağı üzere Fransız sosyolog Jean Baudrillard. O kendisini postmodern olarak tanımlamasa da postmodern teorinin önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Baudrillard, medya, kitle kültürü ve iletişim alanları başta olmak üzere eleştirel toplumsal analizleriyle dikkat çeken, önemli iz bırakmış isimlerden.

studiobinder
2007 yılında kaybettiğimiz Baudrillard’ı akademik camia zaten tanıyordu. Fakat 1999 yılında Wachowskiler’in gündemi sarsan Matrix filmiyle Baudrillard ve simülasyon kuramı bir anda daha fazla kişi tarafından merak edilir hale geldi. Öyle ki William Irwin’in kaleme aldığı Matrix ve Felsefe eseri, takip eden yıllarda popüler yapımlar üzerine kafa yoran birçok kişiye de ilham oldu ve raflarda “X ve Felsefe” temalı eserleri daha sık görmeye başladık.

reddit
Bu etkiye sebep olan sahne filmin hemen başında yer alıyordu. Film Trinity’yle (Carrie-Anne Moss) tanıştığımız sahneyle açılıyordu. Ardından, bir bilgisayar korsanı olan Thomas Anderson (Keanu Reeves), kapısına gelen müşterisine onun için hazırladığı yazılımın yer aldığı diski teslim ediyordu. Mr. Anderson bu diski, kitaplığındaki içi oyulmuş bir kitaptan çıkartıyordu. Kameraya özellikle gösterilen bu kitap filme ilham olan Simülakrlar ve Simülasyon kitabıydı ve Baudrillard’a ait bu eser, bu sahneden ve filmden sonra herkes tarafından merak edilir olmuştu.

pinterest
Hatırlayacağınız üzere Matrix, makineler tarafından ele geçirilmiş olan insanlığın makinelere bağlı şekilde uyutulduğu, zihinlerinin ise gerçek hayat zannettikleri bir yazılımın içerisinde hapsedildiği bir hikâye anlatıyordu. Thomas Anderson ise bu tahakkümden kurtulmaya çalışan ve Matrix adı verilen bu sistemden kaçmayı başarmış bir grup direnişçinin seçilmiş kişi olarak ümit bağladığı Neo karakterine dönüşüyordu.

youtube jonasceikaCCK
Filmin felsefesi Baudrillard’ın toplumsal hayatta teknolojinin ve kitlesel iletişimin neden olduğu gerçeklik yitimini anlattığı simülasyon kuramı üzerine kuruluydu. Buna göre gerçek dediğimiz şey erişmenin zorlaştığı, yaşadığımız taklitler içerisinde asla ayırt edemeyeceğimiz kadar derinlerde kaybolmuş bir olgu haline gelmişti. Peki Baudrillard gerçekten bunu mu kastediyordu? Filme ilham olan ve devasa bir kuramı Hollywood hikâyesine dönüştüren Matrix, Baudrillard’ın teorik olarak aktarmaya çalıştığı şeyin vücut bulmuş hali miydi?

arthipo
Baudrillard için bağlamından koparılma noktasına tam olarak burada gelmiş bulunuyoruz. Baudrillard medya araçları aracılığıyla kitleyi ilgilendiren gerçekliğin yansıtılmadığını, yeniden yaratıldığını ve bunun gerçekmiş gibi kurgulanarak toplumun gerçeklik algısını değiştiren bir yapıya evrildiğini anlatmaya çalışıyordu. Yani iletişimi yaygınlaştırdığını ve etkinleştirdiğini düşündüğümüz tüm bu araçlar bize daha iyi bir iletişim değil, gerçek iletişimi yitirmemize neden olan kurgusal, ama gerçek gibi görünen bir evren sunuyordu. Acaba Baudrillard bugün yaşasa, sosyal medyayla birlikte bu kurgunun dönüştüğü ürkütücü hale dair neler söylerdi?

egs.edu
Baudrillard gerçekmiş gibi sunulan tüm bu deneyime simülakr adını veriyordu. Bu simülakrların oluşturduğu evren ise simülasyonun ta kendisiydi. Bu evrende simülakrlar, yani gerçeği taklit eden, gerçek olmayan ama gerçeğin yerini alan bu kurgu, toplumsal alanın aktif katılımcıları olan bireylerin gerçeğin ne olduğu bilgisine erişemeyecekleri bir yapı yaratıyordu. Wachowskiler bu fikri alıp, makinelerin her şeyi gerçekmiş gibi sundukları bir evrene uyarlayarak Matrix’i yarattılar ve Baudrillard’ın anlatısının, distopik bir gelecekte bu tip bir karşılık bulacağı yorumunu yaptılar. Ancak Baudrillard, Wachowskiler’e katılmıyor.

mavink
Aude Lancelin’in, Baudrillard’la Matrix üzerine yaptığı söyleşinin çevirisi, Radikal Gazetesi’nin 8 Kasım 2003 tarihli sayısında, Kültür/Sanat sayfasında yayımlanmıştı. Arşiv hastalığım sayesinde yayımlandığında kesip sakladığım bu söyleşinin detaylarını, Baudrillard’ın şikayetçi olduğu durumu aktarmak için tozlu raflardan çıkarttım.

imdb
Baudrillard bu söyleşide, kendi kuramına dayandırılan bu yapımı bir “yanlış anlama” olarak tanımlıyor. Açıklamaya çalıştığı şeyin toplumsal alanda gerçek bilginin yitirilmesi olduğunu anlatmaya çalışan Baudrillard, bunun filmde çok kaba bir şekilde aktarıldığını düşünüyor. Toplumsal alanın tamamen gerçek dünya ve tamamen illüzyon olan diğer taraf olarak ayrıştırıldığını, kendi derdinin gerçek ve kurgu arasındaki toplumsal geçişler olduğunu, ancak filmin tam da bu noktayı atladığını, aktarmaya çalıştığı şeyi fantastikleştirdiğini belirtiyor.

theguardian
Hatta filmin bunu yaparak, kendisinin medyaya yönelttiği gerçeği çarpıtma eleştirisini hak eden bir çarpıtmaya neden olduğunu da ekliyor. Yani içerisinde bulunduğumuz olumsuz koşullarla mücadele etmemizi sağlayan eleştirinin bile, eleştirdiğimiz sistem tarafından biçimlendirilip bize satılan bir kurguya dönüştüğünü, filmin de buna hizmet ettiğini anlatmaya çalışıyor. Bu yüzden de Matrix’i “Hem saf ve temiz yürekli hem de sapkın olabilen dengesiz bir nesne” olarak tanımlıyor.

alek jofo
Bu yanlış anlaşılmayla ilgili bir detay da filmin yapımcılarının serinin ikinci filmi için Baudrillard’a rol teklifi götürmüş olması. Baudrillard söyleşide bu tekliften gülerek söz ediyor. Sözünü ettiğim söyleşide yer almayan diğer bir detay bu teklifin filmdeki Mimar rolü için yapıldığıyla ilgili. Bu iddia da o dönem çokça konuşulmuştu ancak Baudrillard, tamamen bir yanlış anlama olarak tanımladığı bu projede yer almayı elbette kabul etmemişti.

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?