Ayrımcılığın Uzun Tarihi: 'Them' Dizi İncelemesi
KÜLTÜR/SANAT

Ayrımcılığın Uzun Tarihi: 'Them' Dizi İncelemesi

Ayrımcılık insanlık ve toplumlar oluştuğundan beri dünyada varlığını sürdürüyor. İnsanlar çeşitli özellikleri yüzünden çoğunluktan farklı olmakla suçlanıyor. Birçok dizi ve film de ayrımcılıkların geçmişten günümüze oluşumunu konu alıyor. Amazon Prime’da 9 Nisan 2021’de yayınlanan Them dizisi de bu ayrımcılığın bir örneğini gözler önüne seriyor. Little Marvin’in yarattığı, Amerika'daki terörü araştıran bir antoloji dizisi olan Them siyahi bir ailenin 1950’lerde Kaliforniya’nın beyaz insanlar yaşayan bir mahallesinde on gün boyunca maruz kaldığı durumları konu alıyor. Korku, gerilim ve dram dizisi olarak adlandırılan Them, ilk sezonuyla 7.3 Imdb puanına sahip. Türkçe’ye ‘Ötekiler’ adıyla çevrilen dizi bir dönem ve hatta hala toplumda öteki olanların yaşamına ışık tutuyor.

Yayın Tarihi :05 Ağu 2022
Süre :2.5 Bardak

Them dizisini anlamak için siyahiler ve beyazlar arasındaki çatışmanın tarihini de biraz bilmek gerekiyor. 1916 ile 1970 arasında yaklaşık altı milyon Afro Amerikalı Güney ABD’nin kırsal bölgelerinden Kuzeydoğu, Orta Batı ve Batı bölgelerine taşınıyor. Büyük Göç olarak bilinen olayda birçok siyahi aile endüstriyel iş vaadi ve çeşitli umutlarla Kaliforniya’ya göç ediyor. Them dizisinin başrollerini oluşturan Emory ailesi de 14 Eylül 1952’te Karolina’daki Chatham ilçesinden Compton, Kaliforniya’daki Palmer Yolu’na taşınıyor. Gerçek bir hikayeden esinlenen dizide ailenin buradaki on günlük yaşamı konu alınıyor. Ailenin annesi Lucky Emory’i Deborah Ayorinde, ailenin babası Henry Emory’i ise Ashley Bashy Thomas canlandırıyor. Ailenin 14 ve 6 yaşlarında iki kızı var. Kızlardan büyük olanı Ruby’i Shahadi Wright Joseph, küçük kız Gracie’i ise Melody Hurd canlandırıyor. Oyunculukların son derece iyi olduğunu ve bunun diziyi etkileyici kılan en önemli unsurlardan birisi olduğunu söylemek önemli.

Dizi geniş bir yönetmen ve senarist kadrosuyla hayata geçiriliyor. Birçok farklı konuyu başarılı şekilde ele almasının da buna bağlı olduğu düşünülüyor. Hikaye geçmişe dönüşler de yaparak siyahilerin maruz kaldıkları ayrımcılığı, Emory ailesinin yaşadığı travmaları ve bazı sıra dışı korku öğelerini içeriyor. Son dönemde siyahilerin yaşadığı sorunları korku temasıyla ele almak sıkça rastladığımız bir konsept. Bu dizide de karakterler yaratılan farklı korku unsurlarının etkisinde kalıyor. Daha yeni evlerine ilk geldikleri anda mahalledeki beyaz aileler tarafından nefretle karşılanan Emory ailesini zor geçecek bir on gün beklediğini anlıyoruz. Mahalledekiler Emory ailesini etraflarındaki siyahi sayısını arttıracak ve mülklerinin değerini düşürecek bir tehdit olarak görüyorlar. Taşınmalarını sağlamak için oturup üzerine düşündükleri yıldırma politikalarını uygulamaya başlıyorlar. 

Emory ailesi ise küçük bebeklerini acı bir şekilde kaybetmelerinden sonra herkesle eşit olanakları hak ettiklerine inanarak beyazlardan kaçmaktan vazgeçiyorlar. Ailenin babası Henry’nin mühendis olması da Compton’a taşınabilmelerini sağlıyor. Yılmamaya karar veren aileyi ne mahalle sakinleri ne de evlerinde yaşadıkları paranormal durumlar rahat bırakmıyor. Hiç yabancı olmadıkları psikolojik baskı mahalledekiler tarafından artarak devam ettiriliyor. Them’i izlediğimizde bir azınlığı ayrıştırmanın ve onlara nefreti beslemenin insanları nasıl canavarlaştırdığına şahit oluyoruz. Tüm bunlara katlanmak zorunda kalan ailenin ruhsal sıkıntılarının büyüyüşünü de anbean gözlemliyoruz. Dizideki doğaüstü karakterlerin oluşumu da önce kabuslarla başlıyor. Savaş, ölüm ve cinsel istismar travmaları görmüş bir aile için başlangıçta travma sonrası oluşabilecek sanrılar olarak algılanabilen korku unsurları zamanla başka bir boyuta geçiyor. 

Dizinin bir dram ve gerilim yapıtı olmasını bekleyenlerin kendilerini korku unsurlarına da hazırlamaları gerektiğini söylemeliyiz. Dizi bir süre sonra anne, baba ve çocukların gördüğü farklı korku karakterleri üzerinden ilerlemeye devam ediyor. İlk birkaç bölümden sonra şiddetin her boyutunda dozajın arttırıldığını söylemekte de fayda var. Küçük Grace’in kitabından ortaya çıkan kötü Vera öğretmen karakteri, Ruby’nin hayali arkadaşı, anne Luck’ın siyah şapkalı bir adam görmeye başlayışı ve babanın yüzünü siyaha boyayan bir dansçı ile konuşmaları filmdeki şiddetin ve korkunun arşa çıktığı sahneler oluyor. Tüm bu korku karakterlerinin ortak noktaları ise aile bireylerine çeşitli travmalarını ve suçluluk hislerini hatırlatmalarıdır. Bu anlamda bakıldığında korku unsurları karakterlerin iç dünyasına yakınlaşmamızı sağlasa da son bölümlere doğru doğaüstü olaylara verilen ağırlığın beni rahatsız ettiğini söyleyebilirim.

Them konusu itibariyle çok işlenmiş ve daha önce görülmüş bir dizi izlenimi verse de izlemeye başladığınızda bu etkinin unutulduğuna şahit olacaksınız Dizinin her bölümü film tadında ve çözümlemenin dozajı arttırılarak ilerliyor. Günümüz için çok sert gibi gözükebilse de siyahilere kullanılan dil ve yapılan eziyetler o dönemin gerçekleriyle sahneye yansıtılıyor. Bu gerçekçi yönüyle oldukça başarılı bir yapıt olan Them, eşitlikçi gösterilen kanunların nasıl siyahileri dışladığını ve köleliğin kaldırılmasından çok daha sonraları da siyahilere köle gibi davranıldığını bizlere gösteriyor. Dizideki tüm unsurlar dikkatli izlenildiğinde anlaşılabilecek şekilde siyahilerin verdiği mücadeleye yönelik belli özellikler içeriyor. Siz de dram, gerilim, korku türlerini ve tarihe şahitlik eden hikayeleri seviyorsanız Them’e bir şans verin derim. Keyifli seyirler!

Yukarı Kaydır