Aşkın Reenkarnasyonu: Aşkın Kaçıncı Hayatındasınız?
İLİŞKİLER / CİNSELLİK

Aşkın Reenkarnasyonu: Aşkın Kaçıncı Hayatındasınız?

Kalpte kasılma, avuçlarda terleme, içte sıkışma, karında kelebekler, kafalarda kurbağa… Aşk; bir insanla, sanatla, ilahi ya da bir ayağı nefretin çukurunda; ama öyle ya da böyle birçok suretle de olsa aynı garip hisle çıkıyor karşımıza. Ona seslenişimiz değişiyor, kıyafetleri değişiyor, ‘bu sefer farklı’ oluyor ya da ‘off hep aynı’ oluyor; yine de geldiğinde sırt çevrilemiyor bir türlü. Öyle bir duygu ki kapıdan almasan bacadan giriyor. Peki, ne bu değişen kıyafetin içindeki? Aşk halleri olan bir şey mi ya da bir tane mi? Gelin birlikte biraz düşünelim…

Editör :Simay Vardar
Yayın Tarihi :11 May 2021
Süre :2 Bardak

Aşkın Halleri
Aşk üzerine bir sürü söylence mevcut. Tabii, insanı varoluşundan bu yana bırakmayan, belki varoluş amacı belki de sebebi olan bir durum olarak düşünüldüğünden ve bu şekilde birçok yapıta konu ve konuk olduğundan aşktan ne kadar bahsetsek az gelir. Kelimenin bittiği yerde başlar, ilham olarak kelimelere sığdırılmaya çalışılır ama birçoğu yüzümüze gözümüze bulaşır; taşan, kalbimize geri akar, harlanır. Bazımız için peşinden gitmek için deli olmak gerekir, bazımız için de gitmemek hadsizlik. 
Deneyime açık bir his olduğu için yorumlara da ardına kadar açıktır aşk. Ona ömür de biçiliyor, bir annenin çocuğuna duyduğu da bu, romantik ve erotik de olabiliyor, kendine ve hayata karşı coşku halinin adı da aşk, dinlere göre, hamken, pişiren yakan da… Bir yandan da aşkla ilişkiyi birbirine karıştırmak gibi sık yapılan bir hata var ki, zaten karışık olan aşk mefhumunu algılayışımızı iyice paramparça edebiliyor.

Aşk Biter mi?
Aşkın olgunlaştıran bir etkisi olduğu, varken ya da tükendikten sonra bile insanı değiştirdiği aşikar. Sonuçta aşık olduğumuzda aynı zamanda birçok kimyasalın etkisinde de kalıyoruz. Başımıza ilk defa gelmişse de toparlanana kadar unutulmaz bir deneyim yaşamış oluyoruz bile. Eğer romantik bir aşk hissiyatı söz konusu ise ve dengesiz bir ilişkide bu aşkı işlemeye çalışıyorsak, aşkın bütüncüllüğünü unutup bir yarış haline geldiğine tanık olunabilir. Hatta, böyle gelgitli ilişkiler için, aşkın sözde gözü kör eden kimyasının geçme süresi de hesaplanıyor: yaklaşık 3 yıl…

Bir yandan aşk, yalnızlığını örtmek, kendi açığını kapatmak içi kullanılıyorsa, derinleşememek muhtemeldir. İşte bu surette, aşk için bir geri sayımda bulunulabilir. Fakat, öyle aşklar da vardır ki, insanlar kendilerini ona bıraktıklarında hayatlarının en güzel zamanlarını geçirirler, mutlu ve yenilmez hissederler ve bunun kıymetini de bilecek gibi yaşayacak bir kademededirler. Felsefedeki tekamül (bütünleşme), aşkı algılayabilecek tıynette olmakla da alakalı. Ne kadar değer bilirsek, aşk da bizi o kadar yüceltir. Hepimizin başına aynı şey gelir, ama biz anlayabileceğimiz kadarını anlar, alırız. 

Aşkın Reenkarnasyonu
Bana şöyle geliyor ki; nasıl reenkarnasyon inanışına göre, ruh tekamülünü (bütünlüğünü) tamamlayana kadar bedenden bedene, ömürden ömre yolculuk yapıyorsa, aşk da birliğini öğretene kadar aşık olanın yoluna çıkıp duruyor. Bir pazardaymışız gibi ‘şu aşktı’, ‘ah bu aşk değilmiş nasıl üzmüşüm kendimi’ gibi saptamalarda bulunmamız da aşkın özünü anlamamız açısından pek yararlı değil. Çünkü onu sadece hissettiğimiz zamanın kendi içinde kıyaslayabiliriz. 
Aşk doğduğumuzda annemize ya da babamıza, sonra muhtemelen gülümsemesi bize dünyanın en güzel olayı gelen birine, akabinde ondan başkasına, sonunda da kendi çocuğumuza… Belki de hiç bu yollu değil, aşk yaşamak, doğar doğmaz hayata karşı duyduğumuz büyük merak, aşka dönüşüp dolu dolu, etrafa neşemizi ve aşkımızı saçarak, yaşamayı bir sanata dönüştürerek de mümkündür.

Her nasıl olursa olsun aşkını tüm kalbiyle yaşayan bir aşığın gözündeki bakış, bir başka görünüyor. Sanki aşk değişmiyor da kullanıcıları değişiyor. Birine değil de biriyle birlikte aşkı tadıyoruz ve o ‘aşk’ da sonsuz bir çeşmeden akan duru su gibi… Bize kendini yaşatmak için farklı formlarda, başka başka insanlarla geliyor, ama yine içimize aynı hissi yayıyor da büyümüşsek daha iyi anlıyoruz ne demek istediğini. Anladıkça açıyor kendini açtıkça daha da yükseliyoruz. Hayattan hayata dönüyor, yine kendinden yapıyor bizi, en iyi halimizle yakalamak ve tamamlamak üzere… Peki, siz kaçıncı hayatındasınız aşkın?
Yukarı Kaydır