Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
Algısıya Vurulan Ket: Felsefi Yanılsama
Unsplash
ZOOM

Algısıya Vurulan Ket: Felsefi Yanılsama

Gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimler nedeniyle yanlış değerlendirilmesinden kaynaklanan illuzyon biçiminde açıklayabileceğimiz yanılsama durumu kimilerine göre "büyü" olarak dahi yorumlanabiliyor. Dolayısıyla da yanılsamanın temelinde yanlış bir biçimde algılama veya aksi yönde anlamlandırma yatar diyebiliriz. Bu durumu soyut, genel ve temel sorunlar üzerinde yapılan sistematik çalışmaları merkeze alan felsefe bilimi çevresinde irdeleyecek olursak nasıl bir tablo ile karşılaşırız? Dahası, böylesine ayrıntılı ve sistematik bir çalışmanın ürünü olan felsefi unsurlar nasıl olur da zihinlerde yanılsama oluşturabiliyor? Gelin felsefi yanılsamayı birlikte irdeleyelim.

Editör :Selin Borazan
Yayın Tarihi :23 Eyl 2022
Süre :2 Bardak

Felsefi yanılsamanın temeline ulaşabilmek için öncelikle dilin özüne inmek gerekir. Sosyal canlılarız ve dolayısıyla da yaşamımızı sürdürebilmek için devamlı bir iletişim halindeyiz. Konuştuğumuz dil ise iletişimin vazgeçilmez unsurlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Sorunlarımızı çözüme kavuşturmak, çevremizle etkili bir iletişim kurabilmek ve bir şeyleri anlamlandırıp açıklığa kavuşturabilmek için dil, oldukça önemli bir araç olarak ifade edilebilir. Ancak bazen kelime tercihlerimiz, yaptığımız vurgu ve tonlama biçimleri bizi anlatmak istediğimiz şeyin çok daha başka bir noktasına sürükleyebilir. Hal böyle olunca da bir yanılsamanın ortaya çıkması ise oldukça mümkün. Eğer açıklamaya çalıştığımız herhangi bir şeyin karşı tarafa yanlış bir şekilde geçtiğini fark edersek bu noktada yapacağımız şey, durumun aslını izah etmek için yanlış anlaşılmanın düzeltilmesi olacaktır. Bu noktada örneğin yanlışın ne olduğunu tam olarak anlayabilmek için kendimizi karşı tarafın yerine koyup empati yapabilir veya durum yeterince net değilse farklı sözcükler kullanarak anlatımımızı güncellemeyi deneyebiliriz. Tüm bunlar aslında yanılsamayı ortadan kaldırmak için yapılan çözümleme biçimleri olarak ifade edilebilir.

Kullandığımız gündelik dile baktığımızda aslında yeni şeyler öğrenmeye odak olmadığımızı, yalnızca başımıza gelen türlü olay ve problemlere çözüm bulmak amacıyla zorunluluktan doğan bir anlatım tekniği kullandığımızı görürüz. Dolayısıyla bir çaba göstermediğimiz takdirde günlük konuşma dili çerçevesinde kalacak olursak kelime haznemiz çok da geniş olmayacaktır. Ancak konuya felsefe perspektifinden bakacak olursak herhangi bir şeyi anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmak için onun özüne inilmesi gerektiği ve sorular yöneltilerek bir anlamlandırma yapılmak için uğraş verildiği göze çarpar. Tam da bu noktada dil oldukça yanıltıcı bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü gündelik konuşma dilinde kullandığımız kelime ve kalıp anlatımlar çoğunlukla öze ulaşmaktan uzak, alışkanlıktan doğan biçimlerdir. Bu yönden ele aldığımızda gündelik dil, bir bakıma güvenli alanlar olarak da yorumlanabilir. Çünkü bilinmeyene hiçbir zaman yakın değilizdir. Dahası bilinmeyene rastlasak bile onu çözümlemek veya sık kullanılanın özüne inmek gibi bir derdimiz de çoğu kez olmaz. 

Ancak konuştuğumuz dil ile felsefe dünyasının kapısını aralamaya çalıştığımızda dilin kullanımından kaynaklanabilecek paradoksların oluşması, karmaşaların yaşanması ve yanılsamaların meydana gelmesi de mümkün olabilir. Bu elbette gündelik dilin dışına çıkmak ve ifade biçimlerini çeşitlendirmekle mümkün olabilir. Çünkü dil dediğimiz hazine en temelde bir sanattır ve onu konuşabilmek ise sanatçının yaratıcılığına ve becerisine kalmıştır diyebiliriz. Bu sebeple oluşturulacak yanılsamalar ya da yanlış anlamalardan kaynaklı problemleri bir çözümleme ile açıklığa götürmek de yine sanatçının yani konuşmacının elindedir diyebiliriz. Felsefe ise dilin özüne inerek onu irdeleyebilir ancak fiili olarak onu bir değişime uğratamaz. Yapacağı şey en nihayetinde onu ancak tasvir etmek olabilir. 

Dolayısıyla felsefi yanılsamalar dilin kullanımından kaynaklı olarak üretilebilecek paradoks, karmaşa ve muğlaklar olarak yorumlanabilir. Ancak felsefenin temelindeki yaklaşımlardan biri olarak söyleyebileceğimiz şüphecilik, bu bağlamda önemli rol oynar. Çünkü merak unsurunu canlı tutmak, öze yani asıl olana ulaşmak, bilgiyi bilimsel biçimde araştırmaya odaklanmak, var olanın anlamı ve sebebi üzerine düşünmek felsefenin çok temelde doğasında olan faktörler olarak sıralanabilir. 
Yukarı Kaydır