Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
1940'ların Uçan Arabası: Aerocar
ARABA

1940'ların Uçan Arabası: Aerocar

Hangimizin hayali değildir ki uçan arabalar? Filmlerden, kitaplardan, video oyunlarından aşina olduğumuz o görüntü hangimizi cezbetmez ki? Ancak tarihte öyle biri var ki, bu hayali bir tık öteye taşımış gibi görünüyor. Kendi pratik uçan arabasını hayata geçirmeye kararlı Moulton Taylor’ın Aerocar macerasına birlikte bakıyoruz.

Yayın Tarihi :29 Oca 2022
Süre :2.5 Bardak
Jetgiller’i bilmeyenimiz yoktur diye düşünüyoruz. Taş Devri çizgi filmi gibi Jetgilller de çağdaş Amerikan kültürünün ve yaşam stilinin başka bir zamana uyarlanmış bir aile sitcom'udur. Robotların, uzaylıların, hologramların ve enteresan buluşların olduğu bir gelecek zaman ütopyasında geçen çizgi filmin en can alıcı ögelerinden biri de uçan arabalardır. 1960’lı yıllara damga vurmuş ütopik çizgi film, ulaşımın uçan arabalarla sağlandığı bir dünyayı da temsil eder. Ana kahramanımız George Jetgil’in hayatına tanık olduğumuz Jetgiller, “Acaba arabaların uçtuğu bir dünya olacak mı?” sorusunun da en önemli kaynağıdır. 

Jetgiller, her ne kadar ütopik bir dünya çizse de çizgi filmde yer alan pek çok durumun zaman içinde gerçekleştiğini görüyoruz. Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki, vakti zamanında imkânsız gibi görülen pek çok şeyin hayatımızın tam ortasına yerleştiği de yadsınamaz bir gerçek. Sanırsak, hayal dahi edemeyeceğimiz teknolojik gelişmelere alıştık, şu an hepsi oldukça normal görünüyor. Peki ya zamanı tersine sararsak? Aslında, Jetgiller’de ayıla bayıla izlediğimiz ve “belki birgün” dediğimiz uçan arabanın, çizgi filmden yıllar önce hayata geçtiğini söylersek? Yine de normal olur mu? Pek sanmıyoruz. 


Elektrikli uçuş ve pratik otomobiller hemen hemen aynı dönemde ortaya çıktı. Bu ortak zaman diliminde tahmin edeceğiniz üzere pek çok mucit bu iki teknolojiyi birleştirerek, adını tarihe yazdırmak istiyordu. Üstelik İkinci Dünya Savaşı’nda eğitim almış yeni nesil pilotlar da patlama yapmıştı ki, sivil havacılığın önünde duracak kimse yoktu. Zoru başaran ise Moulton Taylor oldu. Kendi pratik uçan arabasını icat etmeye kararlı Taylor, Robert Fulton Jr'ın Sivil Havacılık İdaresi tarafından sertifikalandırılan ilk yola elverişli uçak olan Airphibian'dan ilham aldı ve olanlar oldu.

1940'ların sonlarında Aerocar International'ı kuran Moulton Taylor, geciktirmeden çalışmalara başladı. Evet, kafasına koyduğu uçan arabayı yapacaktı. İlk çalışmasının adını Aerocar koydu. Dışı uçak benzeri boşluklara yerleştirilmiş tekerlekleri olan iki kişilik uçan araba, yatay olarak karşıt dört silindirli bir uçak motoruna sahip olacaktı. Karada 100 km/s ve havada 160 km/s azami hıza sahip olacak Aerocar, 15 dakikada uçaktan arabaya dönüşebilecekti. 

Uzun uğraşlar sonucu Aerocar, 8 Aralık 1949'da ilk kez halka tanıtıldı. Uçan araba, yetenekli bir mühendis ve mucit olan Moulton Taylor'ın beyni olarak nitelendirildi. Taylor uzun zamandır, havada uçurulabilecek, kanatları ve kuyruğu çıkarılıp römorkta saklanabilecek ve ardından birkaç dakika içinde otoyolda ilerleyebilecek bir aracın hayalini kuruyordu. 

Aerocar'ın erken test uçuşlarında dengesiz bir grafik çizse de, Toledo, Washington'daki bir uçuş sırasında, Aerocar fırladı ve Taylor'ın test programını daha uzun bir pisti olan Chehalis'e taşımasına ön ayak oldu. Aerocar'ın halka açık ilk uçuşu, her biri projeye 1.000 dolar taahhüt eden Longview yatırımcılarının aklını çelmek için kullanıldı. Taylor, başarılı bir uçuşun daha fazla yatırımcıyı ve tanıtımı teşvik edeceğini umuyordu. Binlerce kişi Longview Havaalanı’nda toplandığında, Taylor arabasını çalıştırdı ve uçtu. Evet gerçekten uçan araba üretilmişti. Aerocar’ın ünü yayıldıkça, popüler dergiler ve bilimsel dergiler, bu heyecan verici yeni uçan araca büyük bölümler ayırdı ve onu geleceğin taşımacılığı olarak adlandırdı. 

Kısa süre sonra aracı sürekli olarak 200 fit yüksekliğe ulaştı. İlk halka açık uçuşundan iki ay sonra, gazete, dergi ve haber filmi fotoğrafçıları Aerocar'ın uçuşlarını her açıdan ve her manevra boyunca incelemeye başladı. Tanıtım, Taylor'ın hayallerini canlı tutmasına yardımcı oldu. Trafiğin üzerinde süzülebilecek ve daha sonra geceleri bir ev garajına güvenli bir şekilde park edilebilecek uçan araba tasarlama ve yapma hayali, sonunda gerçek olmuştu. 

Halkın ilgisine ve medyanın heyecanına rağmen Taylor, Aerocar'ı seri üretime geçirecek bir uçak şirketi veya otomobil üreticisi bulamamıştı. 1970 yılında Ford Motor Company başkanı Lee Iacocca, söz konusu üretime talip oldu. Ford tarafından yapılan Pazar araştırması, yılda yaklaşık 25.000 Aerocar satış pazarını gösterse de, yeni hükümet güvenliği ve çevre düzenlemeleri, binlerce sıradan insanın büyük nüfus merkezleri üzerinde havada uçmasıyla ilgili endişelerle birleştiğinde problemler ortaya çıktı ve Ford projeyi devretmeye karar verdi. Taylor’ın büyük uğraşlar sonucu dünya tarihine geçecek icadı ise öylece kalakaldı.

Aerocar’dan yalnızca birkaç tane üretildi. Bugün üretilen Aerocar araçlardan ikisi havacılık müzelerinde sergilenirken, geri kalanı özel kişilere ait. 1968'de inşa edilen ve uçan arabanın son versiyonu olan Aerocar III, Seattle'daki Uçuş Müzesi'nde sergileniyor. Taylor, bir trafik kazasında hasar görüp tamir ettikten sonra Aerocar III'ü ilk sahibinden satın alsa da, ölümünden kısa bir süre sonra, eşi onu 1998'de Uçuş Müzesi'ne sattı.

Yukarı Kaydır