Yeme Bozukluğu mu? Bozuk Yeme mi?
Pexels
SCOPE

Yeme Bozukluğu mu? Bozuk Yeme mi?

Yemek, yaşamımızı sürdürmek için temel bir ihtiyacımız olsa da üzerine yüklediğimiz birçok anlamı da içinde barındırıyor. Yediğimiz veya yememiz gerekenler üzerine oldukça fazla zaman harcıyoruz. Fiziksel görüntümüz, kilomuz, beden algımız, öz değerimiz ise yeme biçimlerimiz ile fazlasıyla iç içe. Zaman zaman yemek etrafında dönen onlarca konu ve düşünce yemekle ve dolayısıyla kendimizle olan ilişkimizi olumsuz biçimlerde etkileyebiliyor. Her ne kadar yemekle kurduğumuz sağlıksız ilişki, yeme bozukluğu noktasında olmasa da bozuk yeme alışkanlıklarına sahip olduğumuzun habercisi olabilir.

Editör :Miray Gülsoy
Yayın Tarihi :18 Kas 2021
Süre :2.5 Bardak

Pexels
Yeme Bozukluğu 

Yeme bozuklukları insanların yemekle kurdukları sağlıksız ilişkinin fiziksel ve ruhsal sağlıklarını etkileyecek boyutlara ulaşmasıdır. Yeme bozukluklarına; anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu örnek olarak verilebilir. Bunlar DSM 5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı'nda yer alan ve yalnızca klinik psikolog, psikoterapist ve psikiyatrların teşhis edebileceği ruhsal hastalıklardır. Genellikle fiziksel etkileri ön planda olsa da kökenleri psikolojiktir. Farklı ruhsal hastalıkların bir sonucu olabileceği gibi başka ruhsal hastalıklara da önayak olabilirler. 

Pexels
Bozuk Yeme

Bozuk veya düzensiz yeme bir yeme bozukluğu değildir. Dolayısıyla ruhsal veya fiziksel herhangi bir klinik tanısı yoktur. Yeme bozukluğuna dönüşme riski taşır fakat dönüşmeyebilir de. Bozuk yemede; yemek ile kurduğumuz ilişki yaşamımızdaki temel stres kaynaklarından biri haline dönüşür. Herhangi bir uzmanın yönlendirmesi olmamasına rağmen; öğün atlamak, yemekleri en ince kalorisine kadar hesaplamak, yemek hakkında katı kurallara sahip olmak, belirli bir yeme grubunu beslenmeden çıkarmak (örneğin hiç karbonhidrat tüketmemek) gibi davranışlar bozuk yeme alışkanlığına sahip olduğumuzu gösterebilir. 

Bozuk yemenin diğer göstergeleri şunlar olabilir:

Sık sık detoks yapma veya müshil ilacı kullanma
Sindirim sistemi bozuklukları 
Kiloda sık ve ani değişimler 
Yemekte aşırıya kaçma veya kısıtlayıcı yeme
Aşırı katı diyetler uygulama veya katı yemek ritüellerine sahip olma
Duygusal yeme
Kısıtlayıcı yeme
Fazla ve katı egzersiz rutinleri 
Dışarıda yemek yiyememe

Pexels
Aynı zamanda bozuk yeme alışkanlıklarına sahipsek öz değerimiz beden görüntümüzle bağlantılı olabilir. Eğer negatif bir beden algısına sahip isek, kendimizi sürekli aynalardan kaçarken veya sık sık bedenimizi kontrol etmek için aynaya bakarken bulabiliriz. Yaşamımızdaki birçok şeyi “Eğer zayıf olsaydım…” gibi koşullara bağlayabiliriz. Kendimizi bedenimiz, yeme alışkanlıklarımız veya kilomuzla ilgili sürekli olumsuz olarak konuşurken bulabiliriz.
Öte yandan normal yeme ise basitçe insanların acıktığı zaman yemek yemesi ve doyduklarında da durmasıdır. Sıkıntı veya stresten dolayı yemeye başladığımızda ya da aç olmamıza rağmen türlü düşünceler dolayısıyla yemek yemediğimizde, yemekle olan ilişkimiz problemli hala gelebilir. 

Diyet Kültürü

Bozuk yeme alışkanlıklarının sebepleri oldukça çeşitlidir. Aile ilişkileri, genetik yapı, kültür gibi oldukça geniş kapsamlı ve iç içe geçmiş kökenlere sahip olabilir. Temel sebepleri her birimiz için çeşitlilik gösterse de, bozuk yeme alışkanlıklarının en yaygın teşvikçilerinden biri de ortaklaşa etkilendiğimiz diyet kültürüdür. 

Pexels
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki; sosyal medyada sürekli belirli bir beslenme biçimi dayatılıyor, dönem dönem bazı diyetler, spor türleri, vitaminler ön plana çıkıyor. Bazı yemekler “kirli” bazıları ise “temiz” olarak sınıflandırılıyor. Kilolarımızı, yediklerimizi veya yaktıklarımızı en ince ayrıntısına kadar takip edip hesaplayabileceğimiz birçok uygulama dahi var. İşler bazen yediğimiz tek bir bademin kalorisini hesaplamaya kadar varabiliyor. İster istemez influencerlar, reklamlar, ünlüler aracılığıyla maruz kaldığımız diyet kültürü kiloyu ve dış görünüşü sağlığın önüne koyuyor. Öyle ki, zayıf olmayı (ya da kilo kaybını) güzel ve sağlıklı olmakla eş değer tutuyor. 
Diyet kültürü hayatımızın o kadar içine işlemiş ki fark etmekte güçlük çekebiliyoruz. Bir arkadaşınıza zayıfladığı zaman takdir edercesine “Aa ne kadar kilo vermişsin.” dediğiniz veya tanıdığınız biri kilo aldığında farkında olmadan eleştirircesine “Biraz kilo almışsın sanki.” dediğiniz muhakkak olmuştur. Veya yaşamınızın bir döneminde bunlardan herhangi birini duymuş olabilirsiniz. 

Pexels
İnsanların kilo alması veya vermesi zaman zaman hakikaten bir problemin habercisi olabilir. Hastalık, yas, depresyon, kaygı, ilaçlar, kronik rahatsızlıklar, genetik yapı, yaşam değişimleri gibi oldukça çeşitli sebepleri vardır. Dolayısıyla kilo alma yada verme yalnızca iyi ya da kötü bir şeyi işaret etmediği gibi, tek başına bir yeme bozukluğu veya bozuk yeme belirtisi de değildir. Fakat diyet kültürü koşullar ne olursa olsun zayıflamamızı teşvik eder ve sonucu bozuk yeme alışkanlıkları veya yeme bozukluklarına kadar varabilir. 

Pexels
Çözümler

Eğer bozuk yeme alışkanlıklarına sahipseniz bu alanda çalışan diyetisyen, psikolog gibi uzmanlarla görüşebilirsiniz. Özellikle kaçındığınız yiyecekler varsa bu yiyeceklerin hakikaten size zararlı olup olmadığını öğrenmek için test ve muayeneler yaptırabilirsiniz. Bununla birlikte yemekle kurduğunuz ilişkiyi anlamak da oldukça önemli. Yemeğe veya yeme alışkanlıklarına ne gibi anlamlar yüklediğiniz üzerine düşünebilir bununla ilgili bilgilendirici kaynaklar okuyabilirsiniz. 

Pexels
Bir de unutmamakta fayda var, diyet kültürü her birimizin bedenini kusurlu bulmasına bağlı koca bir endüstri. Kendimiz yerine bu pazarı aç bırakabiliriz. Sosyal medyada kısıtlayıcı beslenme biçimlerini dayatan hesapları takip etmeyi her zaman bırakabilir, telefonumuzdaki uygulamaları silebiliriz. Yemeklerin iyi ya da kötü olmadığını, yalnızca beslenmemizi ve hayatta kalmamızı sağlayan bir ihtiyaç olduğunu kendimize sık sık hatırlatabiliriz.
Yukarı Kaydır