Yaşlanmak Üzerine
WELLNESS

Yaşlanmak Üzerine

Siz ne dersiniz, neye benzetirsiniz bilmiyorum fakat benim için, teker teker dökülen ve istesem de tutamadığım kum tanelerinden farksız olan zamandan ve bizler üzerinde yarattığı etkiden bahsetmek istiyorum bugün sizlere. İnsana, canlıya ve hatta var olan her detaya hem maddi hem de manevi etkisi olan zamanın, hayatlarımızdan bir su misali akıp geçerken, hiç de belli etmediği bir yaptırımın varlığından konuşalım bugün. Nedir bu yaptırım diye soracak olursanız, cevap yaşlanmak sevgili okurlar. Yorulmak, yıllanmak ve hatta kimilerine göre de eskimek. Gelin, bu bizi eskiten zamana ve günün sonunda avcumuza bıraktığı tek şey olan yaşlılığa biraz daha yakından bakalım.

Editör :Yağmur Ergu
Yayın Tarihi :12 Oca 2022
Süre :1.5 Bardak

Yaşlanmak en başta son derece negatif, hüzünlü ve can sıkıcı bir kavram gibi gelse de kulağa, bu kavramı başka şekilde duymaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Zaman akıyor, biz insanlar büyüyor ve dolayısıyla her geçen saniye biraz daha yaşlanmış oluyoruz. Tam şu an, şu saniye yaşlanıyor olduğumuz düşüncesi bir hayli can sıkıcı olsa da bunu düşünerek yaşamak neredeyse imkansız ve zaten oldukça da fuzuli doğrusu. Madem zamanın önüne geçemiyoruz, öyleyse tutamadığımız zamanı dolu dolu yaşayarak geçirmek, şu hayatta yapabileceğimiz en doğru hamlelerden biri olacaktır şüphesiz ki. Bu da bizlere yaşlanmaya lanet etmek yerine yaşadığımız bu hem fiziksel hem de manevi değişime saygı duyma eşiğini aralayacak ve böylelikle yaşlılık dendiği zaman kulakları tırmalayan o rahatsız edici tını, yerini daha saygın, daha tecrübeli ve tok bir melodiye bırakacaktır. Gelin, bizden bir parça olan yaşlılığa nasıl saygı duyacağımıza ve illaki meydan okumak isteyenler için zamana nasıl karşı koyacağımıza biraz daha yakından bakalım.

Yaşlanıyor olmak, yaş almak, yıllanmak… Sözüm ona, “hayatımızdan hayat götüren” her anı, tam olarak bu kapsamda görmek, şu yalnızca tek biletlik hayatta bize köstek olacak en büyük güçsüzlüklerden biri fikrimce. Bu yüzden yaşadığımız her ana, “hayata hayat katan” kılıfı ile yaklaşmak, yaşlanmanın karşısında durabilecek en yüce güç doğrusu. Dolayısıyla gözlerimizi bardağın dolu tarafına çeviriyor ve bu kavrama öyle bakıyoruz. Bundan yola çıkarak hazırsanız “Yaşlanmak nedir?” sorusuna birden fazla cevap vermeye geliyorum.

Yaşlanmak, herkesin kabul ettiği gibi hem zihnen hem de fiziksel olarak eskimek değil, kendimiz olmamızı sağlayan bu iki bileşeni beslemekten ve olgunlaştırmaktan ibaret olmalı. Bunun yanı sıra yaşlanmak, bir ömür sığdırdığımız kocaman bir hayatı tecrübe etmiş olmanın verdiği dinginlikle, daha az kaygının yer edinip daha huzurlu bir bakış açısına sahip olmaya adım adım yaklaşmak anlamına da gelmekte fikrimce. Yaşlanmanın bir başka güzel yanı ise kendi bedenimizin ve tabii ki bilinç seviyemizin her evresine şahit olmak ve bunun ne kadar büyük bir şans olduğunun farkında olarak yaşamak olsa gerek. Ve bana kalırsa, tüm bunlar arasındaki en önemli cevap ile muhatap edeceğim şimdi sizleri. Konuya dair sığ ve fakat, genel geçer bir algıyı yıkmak niyetindeyim. Yaşlandıkça içimizdeki çocuğu yitirdiğimiz algısı şöyle bir köşede dursun çünkü yaşlanmak demek, bireyin içindeki çocuğu kaybetmesi anlamına gelmemekte. Tam aksine yaşlanmak yaşının gerektiği gibi davranmak değil, bu kalıpları yıkıp içimizdeki çocuğu her daim özgür kılabilmek ve bundan asla gocunmamak demektir.
 

Evet, belki de yaşlandıkça daha az çevik ve daha az dinç bir bünye, daha güçsüz bir beden ve geçmişe nazaran daha deforme bir vücudu sahip olabiliriz fakat, atladığımız şey özetle şu; bırakın giden güzelliğiniz, gençliğiniz ve vaktiniz olsun. Sizi siz yapan şeylerle, yaşlandıkça daha da bir arada olduğunuzu fark etmek, yanınıza kar kalacak yegane şey. İşte benliğimizin bir parçası olan yaşlılığa ve karşı koymak istesek de koyamayacağımız zamana saygı duymanın yolu, bu dinamikleri benimsemekten geçiyor. Yaşlanabiliyor olduğunuzun ne kadar büyük bir şans olduğunun farkında olacağınız güzel bir hayat diliyorum sevgili BOBOscope okurları…

Yukarı Kaydır