Yasal Düzenin Karşısında Bir İsim: Pablo Escobar
BİYOGRAFİ

Yasal Düzenin Karşısında Bir İsim: Pablo Escobar

Pek çoğumuz O’nun hayatını Netflix’in “Narcos” dizisi ile bilse de elbette bu yeterli değil. En büyük uyuşturucu baronlarından biri sayılan Pablo Escobar dünya tarihine damga vurmuş bir isim. Çok kısa sürede dünyanın sayılı zenginleri arasında yer almayı başaran efsane isim Kolombiya’nın halk kahramanlarından biri sayılıyor. Yasal düzenin karşısında sergilediği performans onu milletvekili bile yapıyor. Kimine göre kötü bir şöhretin ardındaki isim, kimine göre adaletli bir devlet adamı. Her ne şekilde anılırsa anılsın tarihte bu denli iz bırakmak kolay değil diye düşünüyoruz. Üşüyen kızını yaktığı paralarla ısıtmaya çalışan bir baba, adaleti simgeleyen bir siyasi, Forbes’a göre dünyanın en zengin 7. insanı… İşte karşınızda tüm yönleriyle Pablo Escobar!

Yayın Tarihi :17 Eki 2021
Süre :3.5 Bardak
1 Aralık 1949’da Kolombiya’nın Rionegro kentinde gözlerini açacak olan Escobar, oldukça mütevazı bir aileye sahip olacağının farkında bile değildi. Babası köy hayatından gelen ve ekip biçen bir çiftçi, annesi ise gelecek nesilleri yetiştiren bir öğretmendi. Yıllar sonra dünyanın sayılı zenginleri arasına girecek olan isim, oldukça yoksul bir hayata merhaba demişti. Öyle ki, doğduğundan kısa bir süre sonra ailesi maddi durumlarından dolayı Envigado’ya, yani Kolombiya'nın Antioquia bölgesinde bulunan bir şehre göçtü. Hayat şartları O’nu küçük yaşlarda bile şanssız kılıyordu. Envigado’da pek çok arkadaşına göre maddi açıdan kötü bir yaşam sürmeye devam ederken yasadışı faaliyetler ile tanışacağından haberi bile yoktu. 

Escobar’ın suç dünyasının karanlık yollarına sapması oldukça genç yaşta oldu. Mezar taşları çalarak satmaya başladı. Öyle ya, bu dünyaya bir kez girmişti, devam etti. Sahte diploma basımında tanınan bir simaya dönüşmesi hiç uzun sürmedi. Bulunduğu bölgede küçük yaşına rağmen illegal bir ün yakalayan Escobar sattığı sahte diplomalar ile geleceğin de habercisi oluyordu. Para kazanmak ve ailesini bu hayattan çıkarmaya yemin etmişti. Hoş, kendi canına da tak etmişti. Gelecek yıllarda kendi adıyla anılmaya başlayacak olan Medellin’de araba çalıp satmaya başladı. İlk hapishane tecrübesi de bu süreçte oldu. 1974’te çaldığı bir araba sonucu tutuklandı. Suç dünyasına ilişkin seviyeyi git gide artırdı ve kaçakçılık işine girdi. Her şeyi ama her şeyi kaçak bir şekilde ülkeye sokabileceğine olan inancı hiç de sonuçsuz kalmadı. Gerçekten soktu. Bir baktı ki, Kolombiya’nın kaçak sigara pazarı kucağında oturuyordu. Escobar’ın ilk şöhreti de bu noktada geldi. Kaçak sigara pazarında sergilediği inanılmaz performans gelecek yıllarda “Marlboro Savaşları” olarak anılacaktı. Bu savaş “narkotik kralı” için çok değerli bir “eğitim alanı” oldu.
Kazandığı paralar artıp işleri büyüttükçe “Ben neden kokain işine girmiyorum?” dedi ve tüm dünyanın en bilinen uyuşturucu kaçakçısı olmak için ilk adımı attı. Uyuşturucu kaçakçılığı gibi bir iş biraz riskli olsa da cesaret onun göbek adıydı. Üstelik kaçakçılığını yaptığı teknolojik aletlerden, ev eşyalarından ve sigaradan katbekat kazandırıyordu. Neden olmasındı. Kolombiya’nın kokain endüstrisinin büyüdüğü bu dönem O’nun da bu oyunda var olmak istedi. 1970'lerin ortalarında, daha sonra Medellin Karteli olarak tanınacak olan suç örgütünün kurulmasına yardım etti. Önemli ortakları arasında “Narcos” dizisinden de hatırlayacağımız üzere Ochoa kardeşler vardı: Juan David, Jorge Luis ve Fabio. Escobar, ortaklarıyla beraber kokain dünyasının kapılarını sonuna kadar açtı. İşler geliştikçe kokain dağıtıp satmakla yetinmedi, kokain üretmeye başladı.



Büyük uyuşturucu baronumuz aşk hayatını da ihmal etmedi. 1976'da henüz 15 yaşındaki Maria Victoria Henao ile evlendi. Bir yandan evlilik hayatını sürdürürken diğer yandan kokain ticaretine ömrünü adadı. Üstelik, kendi yaşamını hiçe sayacak kadar çok sevdiği Juan Pablo adında bir oğlu ve Manuela adında bir kızı oldu. Yaptığı işin ne kadar tehlikeli olduğunun farkındaydı. Ailesi ve işini birbirinden öyle keskin çizgilerle ayırmıştı ki, çevresi ne ailesini biliyordu ne de ailesi çevresini. Özellikle çocuklarının kendi yaptığı iş ile ilgili bilgi sahibi olmasını istemiyordu. Ancak bu yine de sonucu değiştirmedi. Oğlu, yıllar sonra bir gazeteye vereceği röportajda “Babam taklit edilecek bir insan değil. Bize toplum olarak asla gitmememiz gereken yolu gösterdi. Çünkü bu kendi kendini yok etmenin, değerlerin ve hayatın önemini yitirdiği yer.” diyerek bunu sonuna kadar kanıtlayacaktı.

1980'lerin ortalarına gelindiğinde, Medellin Karteli kokain ticaretine hükmediyordu ve Escobar inanılmaz bir güç ve zenginliğe sahipti. Sonunda hayal ettiği hayata kavuşmuştu. Böylesi bir hayat harika bir evle süslenebilirdi. Yaklaşık 7 bin dönümlük bir arazi içine “cömert” bir ev kondurmayı ihmal etmedi. Yoksul yıllarının acısını bu evde çıkartmak O’nun en büyük hobisine dönüştü. Öyle ki, içinde koca bir futbol sahası, dinozor heykelleri, boğa güreşi arenası, tenis kortu ve uçak pisti bulunuyordu. Büyüklüğü hayal edilemeyecek kadar fazlaydı. Hatta yapay göller bile yerleştirdi evine. Hayvanat bahçesine ise yine milyon dolarlar harcadı. 

Böylesi bir zenginliğin içinde yoksullara da yardım etmeyi unutmadı. Sonuçta ne kadar para kazanırsa kazansın geldiği yeri çok iyi biliyordu. Geçmişinden, kültüründen hiç vazgeçmedi. Yoksul halk için projeler finanse etti, çalışmalar yaptı. Bu çaba meyvesini “Robin Hood” olarak anılması ile verdi. Öyle bir saygınlığa erişti ki, 1982’de meclise girmeyi başardı. Halk O’nu selamlıyor, O halkı selamlıyordu. Bu etkileşim Escobar’ı ülkenin en sevilen simalarından biri yapmıştı bile. Ancak efsane isim, halkın sevgi selinden değil kendi acımasızlıkları içinde boğulacağından habersizdi…
Escobar’ın tek kurbanı rakibi olduğu uyuşturucu kaçakçıları olmadı. Cali Carteli başta olmak üzere hedefinde hükümet yetkilileri, polisler ve siviller de yer alıyordu. 1989’un karanlık bir günü Escobar bir muhbiri öldürmek için yolcu uçağına bomba koyma emrini bizzat verdi. Güç bazen hiçbir şey görmüyordu. O gün 100’den fazla insan hayatını kaybetti. Escobar sevgisinin yavaş yavaş yitirilmesi için ilk tetik çekilmiş gibiydi. Hala taparcasına seven fanatikleri bulunsa da pek çok insan O’na karşı çıkmaya başladı. Hükümet ve medya derken inanılmaz bir Escobar karşıtlığı başladı.

Escobar uyuşturucu ile mücadelede bir anda simge isimlerden biri oldu. O’nu yakalamak en büyük görevlerden biri olurken, yakalayanlar ise inanılmaz bir ödülün sahibi olacaktı. ABD’ye iade talepleri Escobar’ı daha da sinirlendirdi. Şiddet ve kan seviyesini artıran efsane isim misillemeleri ile geri dönüşü olmayan bir yola girmişti bile. Çünkü O’na göre ABD’de bir hapishane hücresinde yatmaktansa Kolombiya’da bir mezarının olması daha iyiydi

Haziran 1991'de Escobar teslim oldu ve ardından hapse atıldı. Ancak hapsedilmesinin suç faaliyetleri ve yaşam tarzı üzerinde çok az etkisi oldu. La Catedral olarak bilinen lüks bir hapishane inşa etmesine izin verildi. Kendi hapishanesini kendi inşa etti. Sonuçta Escobar’dı ve gücü ülkelerin üstündeydi.  Escobar, La Catedral'de iki kartel üyesine işkence edip öldürdükten sonra, yetkililer onu “daha uygun” bir hapishaneye taşımaya karar verdi. Ancak bu Escobar için doğru bir sonuç değildi. Gerçekten de öyle oldu, transfer edilemeden önce, Escobar Temmuz 1992'de gözaltından kaçtı. Bir süre kimse O’nu bulamadı. Bir rivayet, 2 Aralık 1993'te Escobar’un iddiaya göre pasta, şarap ve esrarın tadını çıkararak 44. doğum gününü kutladığını bile söylüyordu. Ancak bu kutlama uzun sürmedi. Ertesi gün Medellin'deki sığınağı keşfedildi. Kolombiya güçleri binayı basarken, Escobar ve bir koruması çatıya çıkmayı başardı. Nefes kesen kovalamaca sonucu silahlı çatışma çıktı ve Escobar sakladığı evin çatısında öldürüldü. Görgü tanıkları Escobar’ın kendi canına kıydığını söylese de yetkililer bunu doğrulamadı... 
Hayatından daha büyük bir figür olan Escobar, ölümünden sonraki yıllarda sayısız kitap, film ve TV projesine ilham kaynağı oldu. Bugün en ünlü yapım şirketleri O’nun hayatını konu alan içerikler üretti. O’nu tanıyan milyonlar milyarlara erişti. Dediğimiz gibi kimine göre çocukları için canını veren bir baba, kimine göre bir Robin Hood, kimine göre karanlık dünyanın bir baronu… Kim ne derse desin Escobar bugün dünya tarihine adını altın harflerle yazdırmayı başardı…
Yukarı Kaydır