Yalnızlıktan Neden Bu Kadar Çok Korkuyoruz?
SCOPE

Yalnızlıktan Neden Bu Kadar Çok Korkuyoruz?

İnsanlar yapacak hiçbir şeyi olmadan, kendi kendilerine kalmaktan gerçekten çok korkuyor. Hatta bu durumdan o kadar korkuyorlar ki, yapılan bir ankette, ankete katılanların büyük bir çoğunluğu, kendi düşüncelerinden başka hiçbir eğlence olmadan yalnız başına birkaç dakika geçirmektense elektrik şoku almayı tercih etmiş. Peki, yalnızlıktan neden bu kadar çok korkuyoruz?

Editör :Burak Eski
Yayın Tarihi :09 Oca 2022
Süre :1.5 Bardak
Sonsuz uyarımın cebimize sadece bir dokunuş kadar uzağımızda olduğu bir dünyada, insan birkaç dakikalık sükûnetin hoş karşılanacağını düşünürdü. O halde neden dünyanın stres faktörlerini ortadan kaldırma fırsatını her seferde geri tepiyoruz? Paleontolog Jamie Brown’un yardımıyla geçmişimize bir bakış, bize bazı fikirler verebilir.


Hayvanlar gelişirken, biz insanlar fiziksel olarak yavaş ve zayıf kaldık. Dikenlerimiz, pençelerimiz, zırhımız veya keskin dişlerimiz yok ve karanlıkta yeterince iyi göremiyoruz. O halde, ilk insansı atalarımızın kılıç dişli kedi Megantereon gibi yırtıcı hayvanlara karşı son derece savunmasız olmaları şaşırtıcı değil.

1,2 milyon yıl önce yaşamış atamız Australopitekus

Bu güvenlik açığı, insani gelişme için hayati öneme sahip olabilir. 1995 yılında Brown, artan insansı zekânın ana evrimsel nedenlerinden birinin yırtıcı hayvanlar olduğunu öne sürdü. Ona göre insanlar mağaralarda barınırken özellikle savunmasız oldukları için kendilerini öldürme ihtimali olan avcıları caydırıcı stratejiler geliştirdi. Bu da sırayla ateş yakmak gibi karmaşık sosyal davranışlara ve nihayetinde işbirlikçi avcılık, alet yapımı gibi daha karmaşık faaliyetlere yol açtı. Bu davranışlar geliştikçe daha büyük, daha akıllı bir beyin gelişti. Ve bu davranışlar hayatta kalma ihtimalini artırdıkça, yalnız olmak işbirliğinin sağladığı kazançları ve belki de hayatını kaybetmek anlamına geliyordu.

Megantereon, Kuzey Amerika, Avrasya ve Afrika'da yaşamış tarih öncesi kılıç dişli kedi cinsi

Büyük beyinli canlılara evrimleşmemizin tek nedeninin yırtıcı olması pek olası görünmüyor, ancak avcı yırtıcıların atalarımızın büyük bir meşguliyeti olduğuna şüphe yok. İçsel kırılganlığımız, yalnız olmaktan neden bu kadar korktuğumuzu açıklayabilir. Bir zamanlar yalnız olmak, özellikle de yalnız ve dikkatsiz olmak, Megantereon’un yemeği olmak anlamına geliyordu. Zihninizin başıboş dolaşmasına izin vermek, tetikte kalanlar lehine güçlü bir evrimsel baskı sağlayarak ölümcül olabilirdi. 


Brown, av olma ihtimalimizin bizi kim olduğumuz konusunda şekillendirdiği konusunda haklıysa, o zaman farkında olma ihtiyacı insan doğasına derinden kök salmıştır. Bir elektrik şoku almak bile, bir şeyle etkileşime girmektir, hiç yoktan iyidir ve içimizdeki Australopitekus (1,2 milyon yıl önce yaşamış insansı) için bir güvenlik yanılsaması sağlar. Dünya değişti ama derinlerde hala öğle yemeği olmak istemiyoruz.

Yukarı Kaydır