Tolstoy’un Shakespeare Nefreti
SCOPE

Tolstoy’un Shakespeare Nefreti

Pek çok ünlü yazar Shakspeare’den hoşlanmadıklarını dile getirmiştir, ancak hiçbiri bunu Lev Tolstoy kadar hararetle yapmadı. Ona göre, yeteneksiz oyun yazarı, yalnızca çalışmalarına imrenen bir grup kötü niyetli Alman entelektüeli sayesinde ünlü olmuştu.

Editör :Burak Eski
Yayın Tarihi :11 Oca 2022
Süre :3 Bardak
William Shakespeare birçok kişi tarafından sevilse de, çalışmaları için takdir evrensel değildir ve tüm zamanların en büyük oyun yazarı olarak onun saltanatına direnen aynı derecede ünlü birkaç yazar vardır. Örneğin, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, İrlandalı oyun yazarı George Bernard Shaw,  “Shakespeare’in felsefesinin boşluğu” konusunda gözlerimizi açmaya kendisini mecbur hissetmişti. Dünyaca ünlü ‘Yüzüklerin Efendisi’ kitabının yazarı, bir İngiliz edebiyatı uzmanı olan J.R.R. Tolkien, Shakespeare’i küçümsemesiyle tanınıyordu ve büyük Voltaire, tepesi atmadan onun hakkında konuşamazdı. Bununla birlikte, hiçbir edebiyat devi Shakespeare'i Lev Tolstoy kadar hor görmedi.

Lev Tolstoy ( 1828 - 1910 )

Aristokrat bir ailede doğan ‘Savaş ve Barış’ın yazarı, küçük yaşlardan itibaren Hamlet ve Macbeth'e maruz kaldı ve arkadaşları ve aile üyeleri arasında onları gerçek birer başyapıt olarak görmeyen tek bir kişinin bile olmaması onu sinirlendiriyordu. Shakespeare'in şakaları ona ‘neşesiz’,  kelime oyunları ‘eğlencesiz’ geliyordu. Ona göre görkemli diyaloglara gerçekten sahip olan tek karakter, Shakespeare’in üç oyununda yer alan sarhoş Falstaff'tı.

William Shakespeare ( 1564 - 1616 )

Tolstoy, hayran olduğu ve saygı duyduğu yazar Ivan Turgenev ve şair Afanasy Fet'ten kendisine Shakespeare’i bu kadar büyük yapan şeyin ne olduğunu söylemelerini istediğinde, onların, kitaplarında sıklıkla gösterdikleri dil kesinliği veya derin analiz düzeyi olmadan, yalnızca belirsiz terimlerle yanıt verebildiklerini gördü. Tolstoy, Shakespeare'i yaş aldıkça takdir etmeye başlayabileceğini düşündü, ancak -75 yaşında tekrar okuduğunda- kendini hâlâ aynı fikirlere sahip buldu ve eleştirilerini yazmaya karar verdi.

Ünlü oyuncu Haluk Bilginer bir Shakespeare karakteri olan Kral Lear rolünde

Kusurları ve yanlılıkları olsa da, bu çabanın sonucunda ortaya çıkan 1906 yılında yazılmış Tolstoy makalesi, Shakespeare’in mirasına ve onu inşa etmeye yardım eden tüm kurumlara yönelik sert bir saldırıdır. İlk olarak, Tolstoy Shakespeare’in bir oyun yazarı olarak yeteneğini sorguluyor. Ona göre Shakespeare’in karakterleri, İncil'deki öldürme çılgınlıkları ve durum komedisi benzeri kimlik değişimleri gibi inanılmaz koşullarda bulunuyordu ve bu izleyicilerin karakterlerle ilişki kurmasını zorlaştırıyordu. Ayrıca, karakterler kişiliklerinin emirlerini değil, olay örgüsünün programını takip ederek genellikle karakter dışı davranıyorlardı. 

Tolstoy'un Shakespeare'in ününden sorumlu tuttuğu Alman şair Johann Wolfgang von Goethe ( 1749 - 1832 )

Tolstoy, kitaplarında her karaktere yaşlarına, cinsiyetlerine veya sınıflarına göre değişen farklı bir ses vermeye çalıştı. Onun kitaplarında sarhoş köylüler gevezelik edip mırıldanırken, zengin kelime dağarcığına sahip prensesler incelikle konuşur. Her zaman aynı şiirsel üslupla yazan Shakespeare’de ise, ‘‘kişilerden birinin sözleri diğerinin ağzına yerleştirilebilir ve konuşmanın karakterine göre kimin konuştuğunu ayırt etmek imkânsızdır.’’

Tolstoy ona karşı olan nefretini anlamak istediğinden değil ama diğer insanların onu savunmaya böylesine hazır olmalarına şaşırdığı ve bu durumdan rahatsız olduğu için Shakespeare'le ilgilenmeye başladı. Tolstoy, ‘‘Shakespeare'e tapanlardan onun büyüklüğünün bir açıklamasını almaya çalıştığımda,’’ diye yazıyordu, ‘‘Onlarda, akıl yoluyla değil, inanç yoluyla kabul edilen herhangi bir dogmanın savunucularında karşılaştığım tutumun aynısıyla karşılaştım.”

İmkansız aşk dendiğinde akla gelen ilk çift olan Shakespeare karakterleri Romeo ve Juliet

Makalenin ikinci yarısında Tolstoy, Shakespeare'in etrafındaki bu dinin nasıl ortaya çıkmış olabileceği hakkında spekülasyon yapıyor. 16. yüzyılın sonlarına kadar olan oyunlarındaki bilimsel yazının tarihini takip ederek, Alman şair Johann Wolfgang von Goethe'nin Shakespeare'in eserlerini, onun kendi zamanında olduğu gibi müstehcen alt sınıfa ait seyirlik bir eğlence türünden, bugün bildiğimiz hassas ve tükenmez edebi dehanın çalışmalarına yükseltmede kilit bir rol oynadığı sonucuna varıyor. 

İngiliz edebiyatının en güçlü ve etkileyici trajedilerinden biri sayılan Shakespeare oyunu Hamlet

Tolstoy’a göre bir zamanlar kendilerine ilham veren Fransız oyunlarından hayal kırıklığına uğrayan Alman entelektüelleri Shakespeare'e sığındılar; düşünce ve fikirlerden çok duygulara yaptığı vurgu Shakespeare’i yeni romantik hikâye anlatımı okullarını inşa etmek için uygun bir temel haline getirdi. Bu okul, sanatın sadece estetik olarak değil, toplumsal bir amaca da hizmet etmesi gerektiğine inanan Tolstoy'un pek de önemsemediği bir okuldu. Hatta Tolstoy onları, fikirlerini gerçeğe dönüştürmek için “estetik teoriler icat etmekle” suçluyordu.


Tolstoy'un düşüncesi açıkça kendi önyargıları tarafından şekillendirilmiş ve zaman zaman komplo ile sınırlanmış olsa da, akademik dünyanın bir modadan diğerine atlama eğiliminde olduğu ve bu geçişlerin her zaman yalnızca bilgi ve bilgi arayışı amacıyla yapılmadığı doğrudur. Bugün, örneğin, Shakespeare'in mirasının sahiplenilmesi, çalışmalarının doğasında var olan kalite nedeniyle değil, pek çok akademisyenin, oyuncunun ve tiyatro topluluğunun kariyerlerinin bu mirasa bağlı hale gelmesinden kaynaklandığı pekâlâ iddia edilebilir. 

Yukarı Kaydır