Altın
%
Dolar
%
Euro
%
Bitcoin
%
Eth
%
Önümüzdeki 5 gün boyunca
KÜLTÜR/SANAT

Tiyatro 2500 Yıl Önce Nasıl Doğdu?

11 Mar 2021

Bugün teknolojiyle birlikte birçok farklı şekilde yapabildiğimiz ‘hikâye anlatma’ meselesi bundan 2500 yıl önce, yani İ.Ö. 7 ve 6. yüzyıllarda başlıyor. Biz de bugün bu yazımızda sizi tiyatronun bu renkli dünyasına davet ediyoruz.

null

Bundan 2500 yıl önce yaşayan insanların yaşamı anlamlandırma çabası ve şekli şimdikinden farklı haliyle. Bizim şimdi gelişen teknolojiyle birlikte nedenini ve anlamını bulduğumuz, şimdi bilgisine hemen ulaşabildiğimiz meseleler o zamanlarda açıklanması zor durumlardı. Mesela güneşin doğması Antik Yunan’da şöyle açıklanıyordu: Güneş Tanrısı Helios, her şafak vaktinde, gökyüzünde dört atının çektiği araba ile dolaşarak günün başlamasını sağlar, cennete doğru arabasını sürerdi. Kız kardeşi Eos (Şafak) geceyi doğurmadan önce Helios bir kupaya saklanarak gökyüzünden yeryüzüne inerdi. Aslında bu hikâye güneşin doğmasına ve batmasına bir sebep bulmak değil de nedir? Bizim şu anda arzu ettiğimiz dakikada ulaşabildiğimiz bu bilgi bundan 2500 yıl önce ulaşılması imkânsız bir bilgiydi. Yaşadıkları hayattaki; ölüme, yaşama, doğanın uyanışına, kışın gelmesine, denizin köpürmesine, evrenin oluşumuna dair aradıkları yanıtları mitolojik hikâyelerle veriyorlardı. Bu hikâyelerin günümüze dek gelmesi edebi ve kültürel anlamda bir hazine olmalarından kaynaklanıyor.

null

Tiyatronun doğuşu öncelikle eski bir av hikâyesinin canlandırılmasıyla bağlanıyor. Binlerce yıl önce insanların avlarını nasıl avladıklarını anlatmak için sırtlarına hayvan postu geçirip, ellerine ilkel baltalar veya yay ve ok alıp, yüzlerinde kocaman maskelerle canlandırma yaptıkları söyleniyor. Bu canlandırmalarda aslında kendi yaşadıkları av hikâyelerini taklit yoluyla diğer insanlara anlatmayı amaçlıyorlar. Bu anlatıyı yaparlarken vücutlarını avın ve avcının formuna sokarak, belli bir ritimle hareket ediyor, ellerini birbirine, ayaklarını yere vurarak düzenli sesler çıkartıyorlar. Ateşin çevresinde yaptıkları bu taklitlerle aslında hikâyesini anlattıkları olayda avladıkları hayvanın ruhunu kovmayı amaçlıyorlar. Zaman içinde bu canlandırmaya melodiler de katarak neredeyse gösteri formunu yakaladıkları büyük bir adım atıyorlar. Yani yaşadıkları bir eylemi ve onun doğurduğu duyguyu birlikte yaşadıkları insanlara aktarma ihtiyacı tiyatronun doğuşunda çok önemli bir başlangıç yaratıyor.

null

Tiyatronun doğuşunda bahsetmemiz gereken bir diğer önemli başlık Dionisos Şenlikleri. Şarabı, coşkunluğu, tarımı, ürünlerin toplanıp konduğu sepeti, bağbozumunu simgeleyen bir tanrı, Dionisos. İ.Ö. 7 ve 6. yüzyıllarda Atina’da sosyal ve politik karmaşa başlıyor. Bu karmaşayı tüccarlar ve soylular çıkartıyorlar, elbette ki yönetimsel bazı çıkar çatışmaları söz konusu. Bu sürecin sonunda halkın çok sevdiği, inandığı ve saygı duyduğu Dionisos adına törenler düzenleyerek şenlikleri başlatan yöneticiler, aslında neye sebep olduklarının muhtemelen farkında değiller. Dionisos Şenlikleri asmalar budandıktan sonra, baharın gelişinde yapılıyor, tüm halk şarap içerek eğleniyor, içki içme yarışmaları düzenleniyor, kadınlar salıncaklarda sallanıyor, günlerce süren şenlikli günler başlamış oluyor. Tüm bu eylemler bolluk ve bereketin gelmesi için yapılıyor. Topraklar bol bol ekin versin, tüm halk refah içinde yaşasın diye yapılan bir çeşit ibadet biçimi denebilir. Dinsel yanı ağır basan bu şenliklerde Dionisos’a şarkılar söyleniyor. Bu şarkıların ismi dithyrambos; şarap tanrısı Dionisos’a övgü niteliğinde. Şarkılar onu yüceltmek için koro halinde hep bir ağızdan söyleniyor. Hep birlikte hareket etmenin, topluca ibadet etmenin, bu ritüelistik şenlikte birleştiğini anlıyoruz. Bir süre sonra şenliklerde söylenen bu şarkılar için ödüllü yarışmalar düzenlendiğini, ozanların bu yarışmalara titizlikle hazırlandığını görüyoruz. Bu yarışmaların cezbedici yanıyla şarkılar üretilmesi sağlanıyor, dahası tiyatro sanatının tam anlamıyla ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor.

null

Zaman içerisinde bu ritüeller bir kalıba oturmaya başlıyor. Kutsal kişiler ve rahipler tarafından taşınan Dionisos heykelinin etrafında çıralar yakılarak gece boyu nöbet tutuluyor, ertesi gün Dionisos adına düzenlenen danslar ve koroyla söylenen ezgiler söylenmeye başlanıyor. Bunlar yarışmaların içine yerleştiriliyor. 50’şer kişilik çocuk ve erkek koroları şarkıları söylüyor. Din adamları ve tüm halk onları izliyor. Biçimi, yapısı iyice şekillenen, şiirsel nitelik kazanmaya başlayan koro şarkılarına bir de adına ‘hipokrites’ denilen konuşan bir karakter ekleniyor. Bu da aslında tiyatroda olmazsa olmaz diyalog kalıbını doğuruyor. Böylece ‘konuşmalı şarkı’ anlamına gelen tragedya, dinsel bir tören olmaktan çıkarak zamanla gösteri sanatına dönüyor.

Dionisos karşıtlıkların tanrısı, yaşamın ve ölümün, acının ve sevincin. Bu yüzden de tragedya ve komedyanın yaratıcısı sayılıyor.

©2022 Beyhan&Beyhan Business Solutions Tüm Hakları Saklıdır
Yukarı Kaydır
BUNU OKUMAK İSTER MİSİN?